Çocuk, Yüce Rabbimizin en büyük nimetlerinden biridir. Çocuklar göz aydınlığıdır, gönül meyvesidir. Allah size kendinizden eşler var eder. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar var eder. Size temiz şeylerden rızık verir. Öyleyken bâtıla inanıyorlar ve Allâh'ın nimetini inkâr mı ediyorlar? 1 

Göklerin ve yerin hükümranlığı Allâh'ındır. Dilediğini yaratır, dilediğine kız çocuk, dilediğine de erkek çocuk verir. Yâhut hem kız hem erkek çocuk verir, dilediğini de kısır kılar. O, bilendir, her şeye güç yetirendir.2 O Rahmân’ın kulları «Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan gözümüzün aydınlığı olacak insanlar ihsân et ve bizi, Allâh’a karşı gelmekten sakınanlara önder yap» derler.3

Çocuklar bizde emânettirler. Her nimet gibi bu nimete de şükretmek gerekir. Her emânet gibi, bu emânetin de titizlikle korunması gerekir. Hesap gününde onlardan da sorgulanacağız. Sonuçta ya onlarla el ele tutuşup cennete uçacağız, ya da bizden haklarını istemesinler, aleyhimize tanıklık etmesinler diye onlardan kaçmak isteyeceğiz. Lâkin o gün Rabbin sorgulamasından kaçıp kurtulmak mümkün olmayacaktır. 

İşte o mü’minlere bu dünyânın iyi sonucu, girecekleri Adn cennetleri vardır; babalarının, eşlerinin, çocuklarının iyi olanları da oraya girerler. Melekler her kapıdan yanlarına girip: «Sabretmenize karşılık size selâm olsun; burası dünyânın ne güzel bir sonucudur!» derler.4

Melekler o mü’minlere şöyle duā ederler: Rabbimiz! Mü’minleri ve babalarından, eşlerinden, soylarından iyi olanları, kendilerine söz verdiğin Adn cennetlerine koy; şüphesiz güçlü olan, Hakîm olan ancak Sensin. Onları kötülüklerden koru! O gün kötülüklerden kimi korursan, ona şüphesiz rahmet etmiş olursun. Bu büyük kurtuluştur.5

O muazzam gürültü, kıyâmet kopup geldiği zaman. O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar. O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.6

O gün hiç bir dost diğer bir dostunu sormaz. Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azâbından kurtulmak için oğullarını, âilesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülâlesini ve yeryüzünde bulunan herkesi fedâ etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.7

Hesap gününde çocuklarımızdan kaçanlar olmamak, onlarla el ele tutuşup cennete koşanlar olmak için o emânetleri en güzel şekilde sâhiplenmemiz, korumamız, yetiştirmemiz gerekir. Yüce Rabbimizin, Ey inananlar! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyun8 emri karşısında Hz. Ömer: Kendimizi cehennemden korumayı anladık da çocuklarımızı nasıl koruyacağız ey Allâh’ın Rasûlü? diye sorduğunda Rahmet Peygamberi ona şöyle cevap vermişti: Onlara iyiliği emredersiniz, kötülükten de onları sakındırırsınız! Tabii ki bu vazîfeyi lâyığıyla yapabilmek için neyin iyi, neyin kötü olduğunu bilmek, iyilikleri önce kendimiz yapıp kötülüklerden kaçınmak gerekir. Ardından da hâlimizle örnek olduğumuz gibi, kālimizle de onlara rehberlik etmemiz gerekir. Tıpkı, Âilene namaz kılmalarını emret, kendin de onda devamlı ol9 emrini alan Peygamberimizin, gelin ettikten sonra dahî sabah evlerine uğrayıp Hz. Fâtıma ve Hz. Ali çiftini namaza çağırması gibi, bu görevi bıkmadan usanmadan yapmak gerekir.

Kur’ân, Hz. Lokmân’ın oğluna va’zını anlatır bize. Lokman babanın oğluna olan tek kişilik va’zını. Aslında bu anlatımda ebeveyn olarak bizlerin de çocuklarımıza zaman zaman va’z etmemiz, öğüt vermemiz istenir. Ama va’z etmek, bir kısım emirler vermek değildir. Bugün çoğu anne baba şunu yap, şunu yapma diyerek çocuklarına emirler yağdırmaktadır. Oysa va’z etmek, muhâtabın hazır olduğu en uygun zamanda, bir konuyu delilleriyle birlikte, onun anlayabileceği şekilde enine boyuna anlatmaktır. Va’z etmek öğüt verme sanatıdır. Sözgelimi çocuğumuza bir namaz va’zı, bir tesettür va’zı, bir dürüstlük va’zı yapabildik mi? 

Çocuğun Eğitimi Eş Seçimi ile Başlar

Uzmanlar, dört yaşından itibâren çocuğun karakteri oluşmaya başlar dese de çocuğun eğitimi eş seçimiyle başlar. Evleneceği eşi seçerken kişi, çocuklarına iyi bir anne yâhut iyi bir baba seçmektedir. Evlendikten sonra da helâl rızık ve huzurlu bir âile yuvası içerisinde, sâlih evlâdını beklemektedir artık. İslâm kültüründe Allâh’ın emri Peygamberin kavliylegirilen dünyâ evinde, çocuğun temeli besmeleyle ve Peygamber duāsıyla atılır. Onun için bizim kültürümüzde haylaz çocuklar için besmelesiz denir.

Çocuğun daha anne karnında iken duyduğu sesler kişiliğini belirlemeye başlar. Doğar doğmaz ilk duyduğu sesler de öyle. Onun için doğar doğmaz İslâm evlatlarının kulaklarına ezân ve kāmet cümleleri okunur. Aslında bununla yeni doğan bebekler İslâm’a nişanlanır. Uzmanlar, çocuğun doğduğunda duyduğu ilk seslerin, onun kişiliğini etkileyeceğini söyler.

Anne babanın çocuğa koyacağı ve ömrü boyunca tekrarlanarak ona mesaj verecek olan güzel bir isim, çocuğu o ismin mânâsı ve taşıdığı o isim kahramânı ile birlikte hayâta hazırlayacaktır. Öyle ya, birine kırk gün deli dersen deli, velî dersen velî olur. Halbuki bizim çocuğumuz, ömür boyu bizim ona koyduğumuz isimle çağrılacaktır. Onun için çocuğa verilen isim anlamlı olmalı, İslâm târihinde bir karşılığı olmalı ve telaffuzu kolay olmalıdır.

Bir hadîslerinde Peygamberimiz, çocuğun anne babası üzerindeki haklarını şöyle belirtir: “Çocuğun baba üzerindeki haklarından biri, ona güzel bir isim vermesi ve güzel bir terbiye (eğitim) vermesidir."10 Siz kıyâmet günü kendi isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyle ise çocuklarınıza güzel isimler koyunuz."11 "Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha büyük bir bağışta bulunmamıştır."12

Kur’ân eğitimi, temel dînî bilgiler, Peygamber sevgisi ile çocukları geleceğe hazırlamak da anne babanın en temel görevleri arasındadır.

Çocuklar Üzerine Kalıcı İmzâyı Anne Baba Atar

Bir hadîslerinde Peygamberimiz (sav) şöyle buyurur: “Her doğan çocuk İslâm fıtratı üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan ya da Mecûsî yapar.” 13 Hakka yönelerek kendini Allâh'ın insanların yaratılışta özüne koyduğu dîne ver. Zîrâ Allâh'ın yaratışında değişme yoktur; işte dosdoğru din budur, fakat insanların çoğu bilmezler.14Âyete göre her insan iyiliğe, güzelliğe, dürüstlüğe kısaca İslâm’a yatkındır, ona inanmaya, onu yaşamaya hazırdır. Zîrâ onun özüne bu imzâyı bizzat Yüce Yaratıcı atmıştır. Ruhlar âleminde, Ben sizin Rabbiniz değil miyim? diye sorduğunda, hep birlikte onlar Elbette sensin bizim Rabbimiz diye cevap vermişlerdir.15 İnsan bu yaratılış üzere dünyâya gelir. İnsan, şerden önce hayra meyilli ve yatkındır. Onda şer tutkusu sonradan oluşur. Çocuk, yalanı yanlışı sonradan öğrenir. Onun özünde dürüstlük vardır. Fıtrat gerçeği anlama, kabûl edip gereğini yerine getirme kābiliyetidir. Fıtrat, Yüce Yaratıcı’nın insanın özüne yerleştirdiği ilâhî bir mühürdür. Onun için âyette fıtratallah buyrularak fıtrat kelimesi doğrudan Yüce Allâh’a izâfe edilmiştir.

Anne baba, insanın bu temiz, asıl ve asîl fıtratının korunması ve onun neşv ü nemâ bulmasında en önemli başat etkendir. Onun için fıtrat hadîsinde, çocuğun dîninin belirlenmesinde baş kahraman olarak anne baba gösterilmiştir. Öğretmeni, arkadaş çevresi, yaşadığı ortam değil de anne babası onun dînini belirler, buyrulmuştur. Elbette sayılan bu çevrelerin de etkisi vardır, ama asıl ve kalıcı imzâyı atanlar anne babalardır. Zâten eğitimcilerin ifâdesine göre 4-6 yaşlarında çocukta şahsiyet ve karakter oluşumu tamamlanmak üzeredir. Doğduktan sonra çocuklar bu yaşlarına kadar hep ebeveynlerinin yanında yaşarlar. Buna göre anne baba isterlerse çocuğu zararlı diğer dış etkenlerden koruyabilir ve çocuğun özünde var olan fıtratı kendi mihverinde geliştirebilirler.

O halde anne baba, büyük bir nimet ve önemli birer emânet olarak kendilerine bahşedilen çocukların üzerine titremeli, onların üzerlerine yâhut elbiselerine bir kirin bulaşmaması için gösterdikleri hassâsiyeti; onların tertemiz fıtratlarına mânevî kirlerin bulaşmaması için de göstermelidirler. Benim çocuğumu kötü arkadaş, çevre, sosyal medya, okul bozdu diyerek suçu başkalarına atma kolaycılığından kurtulup çocuklarının birincil sorumlularının kendileri olduğunu unutmamalıdırlar.

Yüce Yaratıcı’nın emâneti çocukları sâhiplenecek, onları fıtrat üzere koruyup yetiştirecek anne babanın bu sorumluluklarının bilincinde olması kadar, hakkıyla bu vazîfelerini yerine getirebilecek bilgi donanımına ve onlara sunacakları en güzel örnekliğe de sâhip olmaları gerekmektedir. Zîrâ çocuklar, kendilerine söylenenden çok, büyüklerinden görüp izledikleri şeyleri yaparlar.

İşte bütün bunlar yapılırken çocuklarımız için duālar da dilimizden düşmemelidir. Tıpkı İbrâhîm Peygamber (as) gibi: 

Rabbimiz! Beni ve evlâdımı Sana teslîm olanlardan kıl, soyumuzdan da Sana teslîm olanlardan bir ümmet yetiştir. Bize ibâdet yollarımızı göster, tevbemizi kabûl buyur, çünkü tevbeleri dâimâ kabûl eden, merhametli olan ancak Sensin.16

Rabbim! Bu şehri güvenli kıl; beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.17

Rabbim! Beni ve çocuklarımı namaz kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duāmı kabûl buyur.18

Tıpkı İmrân’ın karısı gibi:

Yâ Rab! Karnımda olanı, sâdece sana hizmet etmek üzere adadım, benden kabûl buyur, doğrusu işiten ve bilen ancak Sensin.

Yâ Rab! Onu kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir, ben ona Meryem adını verdim, ben onu da soyunu da, kovulmuş şeytandan Sana sığındırırım.19

Tıpkı Hz. Zekeriyyâ (as) gibi:

Rabbim! Beni tek başıma bırakma, Sen vârislerin en hayırlısısın.20 Rabbim! Katından bana bir oğul bağışla ki bana ve Yâkup oğullarına mîrasçı olsun. Rabbim! Onun, rızânı kazanmasını da sağla. 21

Yüce Rabbimiz nefislerimizi ve nesillerimizi ıslâh etsin!

Dipnotlar:
1 Nahl 16/72.
2 Şûrâ 42/49-50.
3 Furkân 25/74.
4 Ra’d 13/23-24.
5 Ğâfir 40/8-9.
6 Abese 80/33-37.
7 Meâric 70/10-14.
8 Tahrîm 66/6.
9 Tâhâ 20/132.
10 Beyhakî.
11 Ebû Dâvûd, Edeb 19.
12 Tirmizî, Birr 33.
13 Buhârî, Cenâiz 92; Müslim, Kader 22.
14 Rûm 30/30.
15 Bkz. A’râf 7/172.
16 Bakara 2/128.
17 İbrahim 14/35.
18 İbrahim 14/40.
19 Âlu Imrân 3/35-36.
20 Enbiyâ 21/89.
21 Meryem 19/6.

Kasım 2026, sayfa no: 14-15-16-17