İpek hocamız, bir öğrenciyle Ankara’da görüşürken şöyle der: Aramızda hakem kim olacak? Hocamız, İslâmî hukukda seçkin İbn-i Âbidîn (rh.)’i hakem kabûl eder. Genç kabûl etmeyince, bu iş burada biter der.

Rasûlullah (sav), Muaz İbn Cebel’i Yemen’e gönderirken ona:

Oraya vardığında neyle hükmedeceksin? diye sordu.

Muaz: Allâh’ın kitâbına göre hükmedeceğim, dedi.

Allah Rasûlü (sav): Allâh’ın kitâbında bulamazsan neyle hükmedeceksin? dedi.

Muaz: Rasûlü’nün sünnetine göre hükmederim, dedi.

Rasulullah (sav): Rasûlü’nün sünnetinde yoksa ne yapacaksın? dedi.

Muaz: Kendi reyimle ictihâd ederim, dedi.

Allah Rasûlü (sav) bu sözlerden sonra şöyle dedi: Rasûlullâh’ın elçisini muvaffak kılan Allâh’a hamdolsun.[1]

Askerde, sağa bak hizâya gel derler. Sağımız Kitab ve sünnettir.

Bilmediğiniz bir hususta bilene sorun buyurur Cenâb-ı Hak.[2] Bir konuda bilginiz yoksa ilim sâhibine, vahyi bilen âlimlere başvurunuz demektir.

Sözü özüne, özü sözüne uyanlara tâbi olunur. Çünkü sözleri taşa geçer. Yağmur suyuyla ölü toprağın ihyâ olması gibi, sâdıkların sözleriyle de gâfil ve ölü kalpler dirilir.

Sözü dinlenecek kimseler konusunda Câfer-i Sâdık Hazretleri, beş çeşit insan ile arkadaş olmaktan sakın buyurur.

1. Yalancı: Çünkü onunla berâber olduğun sürece aldanış içinde bulunursun. O serap gibidir. Sana uzağı yakın, yakını uzak gösterir.

2. Ahmak: Sana faydalı olmak istediği zaman bile zarar verir, bunun da farkında olmaz.

3. Cimri: Senin en fazla muhtaç olduğun şeyi senden esirger.

4. Korkak: Seni başkasına teslîm eder ve zor zamanda kaçıp gider.

5. Fâsık: Seni bir lokmaya ya da daha azına satar.

Eğri mastardan doğru çizgi çıkmaz derler. Sırât-ı Müstakîm’den ayrılan yehûd ve nasâraya uymayın buyurur Cenâb-ı Hak her rekâtta okuduğumuz Fâtiha Sûresi’nde.

İsterse muhâlefette bulunan kimse olsun, sözlerini iki ölçüm âletiyle ölçmeli: Kitap ve Sünnet-i Muhammedî (sav).

Sence ve bencelerle bir hükme varılamaz. Sen ve ben Kitâb-ı Kerîm’e, Sevgili Peygamberimiz’e (sav) itâatimiz nisbetinde değer ve kıymeti hâiz oluruz.

Ekim 2026, sayfa no: 4-5


[1] Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 230, 236, 242.

[2] Nahl, 16/43; Enbiyâ, 21/7.