"Sadaka ancak fukarâya, miskinlere, zekât tahsildarlarına ve müellefe-i kulûba, âzâd olunması için köleye ve borçlulara, fîsebîlillâh askerlere yolculara verilmek üzere Allah Teālâ Hazretleri tarafından emrolunmuş farîzadır. Zîrâ Allah Teālâ zekâtın masrafını bilir ve ilminin muktezâsıyla hükmeder." (Tevbe, 60.)
Bu sekiz kısım zekât verilecek yerlerden (masraflardan) zekât tahsildarlarıyla müellefe-i kulûb ve köle âzâdı da zamân-ı hâzırada bulunmadığından zekât verilecek masraflar da diğer kısımlara münhasır kalır.
Birincisi fakirlerdir ki ihtiyaçlarının şiddetine binâen Cenâb-ı Hak -azze ve celle- birinci derecede zekâtı fakirlere vermek üzere takdîm buyurmuştur.
Bir kimse zekâtını kendi zevcesine ve usûl, furûuna yāni anasına, babasına, dedesine, ninesine ve çocuklarına ve torunlarına veremez. Çünkü onların nafakası zâten üzerine borçtur.
Kezâ sülâle-i tâhireden ehl-i beyt-i Rasûl ahfâdına zekât vermek câiz değildir. Çünkü zekât malın kiridir. Şeref-i hânedân-ı Rasûl için zekât almak tecvîz olunmamıştır.
Kezâ zekât müslim olmayanlara verilmez. Çünkü zekât müslüman olan fakirlerin hakkıdır.
"Onların mallarında sâilin ve -kemâl-i iffetinden dolayı dilencilik etmeyen- yoksulun da bir hakkı vardır." (Zâriyât, 19.) buyurulmuştur.
Zekâtı fukarâdan olan akrabâya vermek efdaldir. Evvelâ muhtaç olan erkek, kız kardeşine sonra bunların evlatlarına, sonra amcalara, halalara, sonra bunların evlatlarına, sonra dayılara, teyzelere ve bunların evlatlarına ve daha sonra da diğer akrabâlara verilmek efdaldir. Sonra komşulara ve sâireye en ziyâde muhtaç olanlar tercîh edilir.
İkinci derecede miskinlerdir ki bunlar da bir miktar kazanç veya sanatları var ise de ihtiyaçlarına kâfî gelmeyip maîşetleri sıkıntılı olan kimselerdir.
Zekât üçüncü derecede zekât tahsildarlarına, dördüncü derecede müellefe-i kulûba, beşinci derecede âzâd olunacak kölelere verilir ki bunlar da zamânımızda yoktur.
Altıncı derecede borçlu olan kimselerdir. Onlar da malları masraflarına, borçlarına kâfî gelmeyen kimselerdir veyâhut başkalarında alacağı var ise de tahsîli mümkün bulunmayan kimselerdir. Bunlara da zekât verilir.
Yedinci, fîsebîlillâh yāni Allah Teālâ Hazretleri rızāsı yolunda cihâd eden asâkir-i İslâmiyye’nin ihtiyaçlarını te'min için vermektir.
Zekâtın sekizinci mertebesi de misâfirler, yolculardır. Her ne kadar memleketinde malı var ise de vatanından uzak düşüp garîb olan kimsedir ki bu gibilere de ancak ihtiyâcı miktarı zekât verilebilir.
Ağustos 2026, sayfa no: 38-39
Abone Ol
En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!
Mesaj Bırak