Kelime-i Tevhīd

Kelime-i Tevhīd

Hadîs-i şerîfe göre: “Her kim günde yüz kere: ‘Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh. Lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ derse, o kimse için on köleyi âzâd etmesine muādil olur ve ona yüz adet hasene yazılır ve o kimseden yüz adet seyyie mahvedilir ve o gün akşama kadar şeytandan hazer ve îmân için hısn-ı hasıyn olur.” (Buhārî, 4/75)

Ebû Hüreyre (ra)’dan rivâyet olunduğuna göre, Nebî (sav) şöyle buyurmuşlardır: “Îman yetmiş küsûr şûbedir. En üstün derecesi Lâ ilâhe illallâh demek, en aşağı derecesi yolda ezâ verecek şeyleri temizlemektir. Hayâ da îmândan bir şûbedir.”

Rasûlullah (sav): “Cennetin anahtarı Lâ ilâhe illallâh diye şahâdette bulunmaktır. Lâ ilâhe illallâh zikrine devâm edenler için kabirlerinde ve kabirlerinden kalktıkları zaman korku yoktur. Sanki ben Lâ ilâhe illallâh zikrine devâm edenlerin: “Bizden hüznü gideren Allâh’a hamd olsun!” (Fâtır, 34.) âyetini okuyarak kabirlerinden kalktıklarını görüyorum.” buyurdular.

Yine Rasûlullah (sav): “Ehl-i tevhīde ölüm ânında da, kabir hayâtında da korku yoktur.” buyurdular.

Rasûlullah (sav) ashāb-ı kirâma:

- Îmânınızı tecdîd ediniz; yenileyiniz, dedikde:

- Nasıl tecdîd edelim, yâ Rasûlallah? dediler. Rasûlullah:

- Lâ ilâhe illallâh zikrine devâm ediniz. Çünkü buna devâm etmek kalbi nurla doldurur ve mü’minin yakīnini artırır.

Cenâb-ı Hakk âyet-i kerîmede: “Âgâh olun ve bilin ki kalbler ancak zikrullâh ile mutmain olur.” (Ra’d, 28.)buyurmuştur.

İbni Abbas (r.anhümâ)’dan rivâyete göre:

“Allah mahlûkātın en azīmi olarak arşı halk ettiği vakit arş yirmi dört bin yıl titredi. Allah da onun üzerine yirmi dört harf izhâr etti. Bu da Lâ ilâhe illallâh kelimesidir. Arş bundan sonra sükûn buldu. Bu sükûneti yirmi dört bin yıl devâm etti. Allah Teālâ ilk mahlûkunu halk edip ona tevhīdi, Lâ ilâhe illallâh kelimesini emredince arş tekrar titremeye başladı. Rabb Teālâ:

-Sâkin ol yâ arş, buyurdu. Bunun üzerine arş:

-Yâ İlâhî! Bu kelimeyi söyleyeni mağfiret etmedikçe sâkin olmam, deyince; Rabb Teālâ:

-Ben seni halk etmeden iki bin sene evvel kendi nefsime kasem ettim ki, hangi kulumun diline bu kelimeyi verirsem onu muhakkak mağfiret ederim.”

Enes (ra)’den rivâyete göre Nebî (sav): "Kalbinde bir arpa ağırlığı kadar dahî îmân olarak Lâ ilâhe illallâh diyen kimse ateşten kurtulur. Kalbinde zerre miktar îmân olarak Lâ ilâhe illallâh diyen cehennemden necât bulur.” buyurmuşlardır.

Mü’minlere Cenâb-ı Hakk’dan bir rahmet ve merhamet olarak, ruhlarının kabzedildiği vakitte hatırlayıp söylemeleri için ölüm meleğinin alnında Lâ ilâhe illallâh yazılıdır. Bunun için Rasûlullah (sav): “Mevtânıza kelime-i tevhīd zikrini telkīn ediniz.” buyurmuşlardır. Yine Hadîs-i şerifte: “Zikrin efdali Lâ ilâhe illallâh, duānın efdali Lâ ilâhe illallâh’dır.”

Kelime-i tevhīd, asl-ı îmânı tevlîd ettiği için zikrin ekmeli, Cenâb-ı Hakk’ı tahmîd de niamât-ı samedâniyyeyi tezyîde medâr olduğu için duāların efdalidir. Husūsiyle mübârek şehr-i Ramazan’da kelime-i tevhīd ile meşgûl olmakta büyük fazīlet vardır.

Ehl-i hikmete göre gönlün ağarması beş şeyle olur:

-Salâh ehliyle oturmak,

-Namaz kılmak,

-Oruç tutmak, aç kalmak,

-Kur’ân okumak ve zikretmek,

-Seher vaktinde tazarrû ve niyazda bulunmakla.

İbâdete ihlâs ile devam kalbin uyanmasına vesîle olduğu gibi mâsıyete devam da kalbin hasta olup ölmesine sebep olur. Çok yemek, çok uyumak ve çok söylemek de kalbi kasvete dûçâr eder. Çok gülmek de kalbe mânen zarar verir, kalbin ölmesine de sebep olur demektir.

Süfyân-ı Sevrî -rahimehullah- der ki: Dört haslet kâfirlik getirir:

1.Bir kişiyi görmeden gıybet eylemek. Çünkü bu gaybe hüküm demektir, gaybe hüküm ise küfürdür.

2.Hased eylemek. Bu Cenâb-ı Hakk’ın verdiğini revâ görmemektir. Her kim Allâh’ın verdiğini revâ görmezse küfürdedir. Çünkü Hakk Teālâ’nın hikmetini ve adlini inkâr etmiş oluyor.

3.Haram mal toplamaktır. Bu da kıyâmet gününün hesâbına inanmamaktır. Her kim ki kıyâmet günü muhāsebesine inanmazsa kâfirdir.

4.Hakk Teālâ Hazretlerinin rahmetinden ümîdini kesmektir.

Âyet-i kerîmede: “Allâh’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz. Zîrâ hakīkat şudur ki kâfirler gürûhundan başkası Allâh’ın rahmetinden ümîdini kesmez.” (Yûsuf, 87.) buyurulmuştur.

İmâm-ı Tirmizî -rahimehullah- der ki: “Rüyâmda Rabbimi gördüm. “Yâ Rabb! Îmânımın zevâlinden korkuyorum.” dedim. Rabbim de sabah namazının sünneti ile farzı arasında bir defa:

“Yâ Hayyu yâ Kayyûmu yâ bedîa’s-semâvâti ve’l-ardi yâ zel-celâli vel-ikrâm. Yâ lâ ilâhe illâ ente subhāneke innî es’elüke en tuhye kalbî bi nûri ma’rifetike ebeden yâ Allâh yâ Allâh yâ Allâh.” dememi ilhâm etti. (Bāzı yerlerde 3 veya 11 defa)

Rasûlullah (sav): “Allâh’ım kalbimi dînin üzere sâbit kıl.” diye duā ederlerdi.

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın.

Bülten Aboneliği