Erciyes Tekir Yaylası'nda hicret kutlamaları yapıldı. Çok sayıda insan kızgın güneş ışınları altında bu programa katıldı. Nihayet program sona erdi ve herkes evine döndü. Acaba bu programdan ne gibi dersler aldık? Hiç bunu düşündük mü? Bu gibi toplantılar ihtiyaç olmakla birlikte gelin biraz tefekkür edelim. Bizi hedefe götürecek çalışmalar yapalım. Sakın ha sözde kalmayalım. Hayırlı hizmetler verecek bir kuruluşun gerçekleşmesi için iki seneye yakın bire süre çalışmalarımız sadece sözde kalmıştı. Yapılacak yer hususunda karar verememiştik. Sonra kararımızı verip bir daha konuşmayacağız, konuştuklarımızı gerçekleştireceğiz dedik ve sonunda Allah'ın izniyle muvaffak olduk. Yine büyük bir ilçemizde İHL'nin yapılması hususunda yıllarca kararsız kalındı. Çok değerli bir zât, bu işler böyle olmuyor, aklı veren çok, iş yapan az diyerek, ortadaki yapılan işi beğenmeyip eleştirenlerin üzerine, bu görevleri verip yapılmasını sağlamıştı. Günümüzde akıl, fikir veren çok. Ama söylediklerini gerçekleştiren insanlar gayet azınlıkta. Oysa Ashab-ı Kiram cihadın sözünü etmekten öte canlarını bu uğurda feda ederlerdi. Umre yolculuğumuzda Bosna-Hersek'teki drama ağlayan bir hoca efendiye:"Acaba bu seneki umre masraflarımızı namusları ayaklar altına alınan kardeşlerimize ayırsaydık olmaz mıydı?" dediğimizde yaşlı hoca efendi sükut edivermişti. İstanbul sokaklarında bir zamanlar bir afiş vardı. "Harcamalar umreye değil Bosna'ya..." Nafile bir hacca niyet etmiştik. Nasip olmayınca parasını hayırlı bir hizmete aktaralım diyen kardeşimiz mühim bir yarayı sarmıştı. İmam-ı Gazali'nin de aktardığı gibi hac ibadetine hazırlanan, fakat çoluk çocuğu sefil bir ailenin ızdırabına dayanamayıp parasını bu insanlara veren muhterem bir zat o mevsim bütün hacıların haclarının kabülüne vesile olmuştur. Eli tesbihli kardeşlerim, tesbihatımızın yanında asıl vazifelerimizi yerine getirelim. Namaz kılarken ayakları şişen, infak ederken varını yoğunu sarfeden iki cihan güneşi Hz. Peygamber (sav)'in ümmetiyiz biz. Gelin hiç değilse piknik masraflarımızı hayr ve hasenat yoluna sarfedelim. Kıralım üzerimizdeki atalet zincirlerini. Ağlamaklı ifadelerle Mü'minlerin yaraları sarılmaz. Unutmayalım, Rabbimiz Cuma Suresi'nde, kendilerine Tevrat verilen ve onun içindekileri yaşamakla mükellef kılınan sonra da onunla amel etmeyen Yahudilerin durumunu büyük kitaplar taşıyan merkeplerin durumuna benzetir. Fahreddin Razi ve Hazin, bu ayeti şöyle tefsir eder:" Bu ayeti celile her ne kadar Tevratla amel etmeyen Yahudi kavmini zemmediyorsa da aslında kendi kitabını okuyup amel etmeyenleri de ikaz etmektedir." Peygamber Efendimiz (Sav) de:" Alimler dışında bütün insanlar helak oldu. İlmiyle amel eden alimler dışında diğer alimler de helak oldu. Ameli ve ihlası olanlar dışında amelini kuru olarak ifâ eden alimler de helak oldu. Bu ihlas sahipleri ise gerçekten büyük bir tehlike üzerindedirler." buyurmaktadır. Kabına sığmayan heyecanlılar, bırakın sözleri! Bildiklerimizi Hakk'ın rızası için yapmaya seferber olalım!..
Bunlar da ilginizi çekebilir
Kapak Dosya
Psikolojik Danışman Sena Anlar5 dk okuma
Çocuk ve Gençlerin Dünyâsında “Yapay Gerçeklik”
Yeni mekanik dünyâ artık yaşamımızda sâdece filmlerde gördüğümüzden ibâret değil, hayâtın tam merkezinde, yaşamımızın tam ortasında. Küresel dünyânın üzerine kıyâmet senaryoları ya...
Kapak Dosya
Prof. Dr. Kadir Özköse7 dk okuma
Niçin Mum Dibine Işık Vermiyor?
İslâm’da çocuklara, gençlere veya yetişkinlere yönelik yaygın veya örgün eğitimin amacı; onlara değer kazandırmak, onların temiz yaratılışlarını korumak, bozulan fıtratlarını yenid...
Kapak Dosya
Prof. Dr. Ali Akpınar6 dk okuma
Yüce Yaratıcının Nimeti ve Bize Emâneti Olan Çocuklarımız
Çocuk, Yüce Rabbimizin en büyük nimetlerinden biridir. Çocuklar göz aydınlığıdır, gönül meyvesidir. Allah size kendinizden eşler var eder. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar var e...