Seyr-i Sülûk

Murâkabe:

Her biri bir sema katında bulunan Peygamber’in ayakları altında bulunan letâifle, yedi kat semayı geçip, O’ndan başka her şeyi yok farz ederek, Allah (cc)’ın her an kulunu gözetlediğini tefekkür etmektir murâkabe.

“Mirsâd”, gözetleme demektir. “Şüphesiz Rabbin gözetlemededir.”1 Yine gözetleme kontrol manasına gelen, “rakîb” kelimesi de bu manayı içerir.

“Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözeticidir.”2 Fiiliniz, sözünüz, özünüz, niyetleriniz ve bütün haliniz Cenâb-ı Hakk’a malumdur.

“Çünkü O, şüphesiz gizliyi de gizlinin gizlisini de bilir.”3 , “Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun; bilin ki O, göğüslerin özünü bilir (kendilerinin vakıf olmadıkları gizliliklerin hepsini bütün yönleriyle bilir). Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.”4

Cibril hadisesinde geçen şu Hadis-i Şerif, murakabeyi en güzel şekilde tanımlar:”İhsan nedir? sorusuna Server-i Âlem Efendimiz (sav): Sanki O’nu görüyormuş gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da, O seni görmektedir.”

1- Murâkabe-i Ehadiyyet: Yedi kat sema yok bilinerek, kalp Arş-ı Azâm’a açılır. Doya doya Allah’ın feyzi içilir. Bu esnada İhlâs-ı Şerîf’in anlamı düşünülür. Yoksa Hallac-ı Mansur gibi “Ene Allah” der sâlik. Manevi sarhoşluk halinde ve diğer murâkabelerde de hatırlanır İhlâs-ı Şerîf.

2- Murâkabe-i Maiyyet: “Ve her nerede olursanız, O, sizinle beraberdir.”5 ayet-i kerimesinin anlamı düşünülür bu derste.

3- Murâkabe-i Akrabiyyet: “Ve biz ona şah damarından daha yakınız.”6 âyet-i celîlesinin manası tefekkür edilir. Gerek maiyette (beraberlik), gerekse akrabiyette, Allah’ın ilminin, duymasının ve görmesinin bize bizden daha yakın olduğu tefekkür edilir.

4- Murâkabe-i Muhabbet: “Hem Allah onları sever (dünya ahiret hayırlarını murad eder), hem de onlar Allah’ı severler (itaatine koşar, isyandan kaçarlar).”7 İlahî kelâmının anlamı düşünülür. Bütün murâkabelerden sonra, “Tasavvuf, aynı Tevhiddir” anlamının gereği olarak, “Kelime-i Tevhid” soldan sağa, sağdan da sola hafifçe meylederek, tarif olunduğu şekilde okunur.

“Yeryüzünde bulunan her canlı yok olacak, ancak ikram ve azmet sahibi Rabbinin Zâtı bâki kalacak.”8 , “O’nun zâtından başka her şey helak olacaktır.”9 âyetlerinin muhatabı, fena (kötü huyların yok olması) ve bekâ (güzel huyların elde edilmesi) hallerini yaşayan, “Vâhidiyyet” (Allah’ın zatına kavuşma) makamı da vardır. “Ey kullarım! Bu gün size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz.”10 , “Haberiniz olsun ki iman edip de, güzel ameller işleyenler (farzları, nafileleri, Allah’ın rızasına uygun davranışları, hayra muvafık hareketleri yerine getirip ve şerden sakınmaları sebebiyle) işte onlar, halkın en hayırlısıdırlar. Onların mükafatları, Rableri katında, altlarından ırmaklar akan Adn Cennetleridir. İçlerinde ebedi olarak nimetleneceklerdir. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Bu mükafat ve rıdvan ise, Rablerinden korkanlara mahsustur.”11 , “Allah’ı en çok tanıyanınız, Allah’tan en çok korkanınızdır. Ben ise O’ndan en çok korkanınızım.” buyuran Efendimiz (sav)’in haşyet duygusuna, Allah’ın azametinden titreyip, ürpere evsafına nail olmaktır asıl murâkabe.

Evrat ve Ezkar:

Maddi hastalıklarımızın tedavisi için, bitkilerden ve hayvansal yağlardan nasıl ilaçlar temin ediliyorsa, kalbimizin de manevi hastalıkları (kin, kibir, hasetlik, gıybet, hile, onu-bunu aldatma, hırs, koğuculuk, hayvani duygu, şehvet, şöhret, dünya hırsını yok etmek) için Kur’ân-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerden çıkartılan tavsiyelerle şifaya kavuşmaya ihtiyacımız vardır.

“Biz Kur’ân’dan öyle ayetler indiriyoruz ki, Mü’minler için şifa ve rahmettir.”12 Hastasına ilaçlarını takdim eden doktor, perhizlerini de tembih ettiği gibi, gönül doktorları da yapılması meşru olmayan hasletleri haber verir tabilerine.

“Peygamber size ne verdiyse (her ne emir tavsiye ettiyse) onu alın, yasakladığından (ana ve babaya isyan, yetim malı yeme, ölçü ve tartıda haksızlık yapma, ticari ahlaksızlığa gitme, faiz, zina, içki, kumar, başkasının hakkını gasp etme gibi fena fiillerden) vazgeçin.”13

Öncelikle yapılması gereken vazife:

Cenâb-ı Hakk’a olan görevler yerine getirilir. Peygamberimiz (sav)’in, ashabının ve müspet ulemanın görüşlerine uygun bir inanca sahip olunur. Farz (namaz, oruç, hac, zekat ve bilhassa kul hakkı ödenir), vacip, sünnet ve müstehaplara riayet edilir. Mecelle kaidelerinde de olduğu gibi, “Evvela mania kaldırılır, sonra yola devam edilir.” , “Kabiliyet vermiş de ona kötülük ve takvasını ilham etmiştir.”14 ayet-i celilesinde belirtildiği üzere, başta isyan ve azgınlıktan tam manasıyla vazgeçer sâlik. Allah’a giden yolun taşları, çalıları, engelleri kaldırılarak Mevlâ’nın muhabbetine, zâtına süratle gidilir.

Şah Nakş-Bend (ks):”Yolumuz akrep, Allah’a tez kavuşturan yoldur.” buyurur.

Evrat okumadan evvel şu hususlara riayet edilir:

1- Seherde kalkılır.
2- Varsa kaza namazı eda edilir.
3- Teheccüd namazı kılınır.
4- Karanlık bir mekan seçilir.
5- Temiz bir seccade üzerine oturulur.
6- Güzel kokular kullanılır (Gül esansı tercih edilir).
7- Rabbimizin bizi müşahede (gördüğü) düşünülür.
8- Hata ve isyanlarımız göz önüne alınır.
9- Niyetimiz rızâ-ı ilahî olur.
10- Sâlik, kendini Haremeyn-i Şerifeyn’de (Beytullah ve Peygamberimizin mescid-i saadetinde) kabul eder.

Manevî Nesep:

Cismimizin babası Âdem (as) olduğu gibi ruhumuzun babası da Muhammed Mustafa (sav)’dır. O’nun varisleri olan Mürşid-i Kâmilleri de baba kabul ettiğimiz için, Sıddîk-ı Âzam’dan bu zamana kadar gelen Pîrân-ı İzâm’ın, altın halkada yer alan silsiledeki meşâyih-i kirâmın bir adları zikredilerek ruhlarına Fatiha ile üç İhlâs-ı Şerif okunur. Maddi nesebi olmayan, nasıl kabul sayılmazsa, manevi nesebi de olmayan düşük çocuk kabul edilerek itibar görmez. Ruhumuzu, arştan yere indirerek bu dünyaya gelmemizi, ana baba sağlamışsa, manevi babalarımız da bizi tarif ettikleri Evrâd ve Ezkâr ile tekrar geliş yeri olan arşa uçururlar. Yere inişimize “uruc”, çıkış kavsi derler. Elbette Allah’a kavuşturan, muhabbetine eriştirenlerin, bu noktada hak ve hukukları daha fazladır.

Alemdar-Ali Ramazan Dinç Efendi (ks)

Dipnotlar:

1- Fecr 14
2- Nisa 1-3
3- Taha 7
4- Mülk 13-14
5- Hadid 4
6- Kaf 16
7- Maide 54
8- Rahman 26-27
9- Kasas 88
10- Zuhruf 68
11- Beyyine 7-8
12- İsra 82
13- Haşr 7
14- Şems 8

Ayrıca kontrol et

Deniz / Alemdar

Cenâb-ı Hakk, ilim ve kudretinin sınırsız oluşunu, deniz misâliyle haber verir: “Ey Peygamber! Yaratanın sonsuz …