Çocuğunuza verebileceğiniz en tesirli nasihat, ona bizzat örnek olmaktır. Bununla birlikte bir çocuğa sunulabilecek en kıymetli hediye her zaman yeni bir oyuncak, pahalı kıyafetler ya da fazlasıyla konforlu bir hayat değildir. Çoğu zaman bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey, anne ve babasının birbirini gerçekten sevdiğine şahit olduğu sıcacık, güvenli bir aile ortamıdır.
Zira çocuklar duyduklarından ziyade gördükleriyle şekillenir; sevgiyi kitaplardan önce yuvalarında öğrenirler. Anne ve babasının birbirine nasıl baktığını, birbiriyle nasıl konuştuğunu, bir ihtilaf anındaki gerginliğin dozunu ve kızdıklarında sevgiyi bütünüyle geri çekip çekmediklerini derhâl fark ederler. O an bunları dile getiremeseler bile çocuğun zihni, şahit olduğu ilişki biçimini sessizce kaydeder ve vakti geldiğinde aynen yansıtır.
Bir çocuk için anne ve baba yalnızca ebeveyn değildir; aynı zamanda “İnsanlar birbirine nasıl muamele eder?” sualinin ilk ve en somut cevabıdır. Dünyayı anlamlandırmaya çalışan çocuk için hayatın ilk yıllarından itibaren anne-baba imajı son derece belirleyicidir. Yetişkinler çoğu zaman bu durumun ehemmiyetini gözden kaçırsa da çocuklar anne-babalarını iç dünyalarında çok derin bir yere oturturlar.
Çocuk, hanesinde sevgiyle beraber hürmeti de görüyorsa hayati bir ilişki modeli kazanır. Bu kazanımları somutlaştıracak olursak:
· Sevdiğin insanla her konuda aynı fikirde olmayabilirsin.
· Öfkelendiğinde veya gerildiğinde karşındakini tahkir etmemelisin.
· Hata yapıldığında özür dilemek, bir küçülme değil, bilakis ilişkinin sorumluluğunu üstlenmektir.
· Bir problem yaşandığında kapıyı çarpıp uzaklaşmak yerine mesele sükûnetle konuşulmalıdır.
Hepsinden mühimi, çocuk bir ilişkide ihtilaf ve tartışma yaşanmasının, sevginin tükendiği manasına gelmediğini idrak eder.
Bu misaller, çocuğun istikbalde kuracağı beşerî münasebetlerin sağlam temel taşlarına dönüşür. Elbette hiçbir yuva veya evlilik kusursuz değildir. Her anne baba zaman zaman tartışabilir, görüş ayrılığı yaşayabilir, yorulabilir yahut birbirini yanlış anlayabilir. Esas olan; çocuğun bu gergin tartışmalara mümkün mertebe tanık edilmemesidir. Şayet çocuk bu duruma şahit olduysa asıl mühim husus, tartışmanın akabinde ne gördüğüdür:
· Birbirinden nezaketle özür dileyen anne ve babasını görmek, çocuğa her şeyin yoluna gireceği güvenini aşılar.
· Kırdığı gönlü onarmaya gayret eden bir baba görmek, sertliğin ardındaki merhameti gösterir.
· Kızgın olsa dahi eşinin onurunu ve haysiyetini koruyan bir anne görmek, eşe verilen gerçek değeri hissettirir.
Fırtınalı anların nihayetinde sevgi ve saygının yeniden tesis edilebildiğine şahit olmak, çocuğun içindeki korku ve kaygıyı bertaraf eder. Bu tecrübeler, karakter inşasında çocuğa eşsiz bir rehberlik sağlar.
Çocuğunuzu yalnızca “İnsanları sev ve onlara saygı duy!” telkiniyle yetiştirmek, bu düsturun çocuğun ruhuna sirayet etmesi için kâfi gelmez. Çocuğunuzun huzurunda eşinize muhabbetle hitap etmek, hürmetle muamelede bulunmak, sözünü kesmeden dinleyip anlamaya çalışmak çok güçlü birer mesajdır. Zihin dünyasında bu davranışları birleştiren çocuk, hayat yolculuğuna öz güvenle, duygusal dünyası doymuş bir fert olarak devam eder. Zira ailedeki uyumsuzluk, çocuğun manevi doyumunu da olumsuz etkileyebilir.
Unutulmamalıdır ki çocuklar söylediklerimizden ziyade yaşadıklarımıza şahitlik eder ve asıl hayatı buradan öğrenirler.
Kasım 2026, sayfa no: 21-21