Editör’den…

Tükenmez Bir Hazine: Kanâat

Sözlükte “payına razı olma” mânasında masdar olan kanâat terim olarak “kişinin azla yetinip elindekine razı olması, kendisinin ve sorumluluğu altında bulunanların ihtiyaçlarını asgari ölçüde karşılayabileceği maddî imkânlarla iktifa edip başkalarının elindeki şeylere göz dikmemesi, aşırı kazanma hırsından kurtulması” şeklinde açıklanmakta; hırs, tamah, şereh (hazlara düşkünlük) ve tûl-i emel gibi kavramlarla ifade edilen mal ve dünya tutkusunun kalpten silinmesiyle kazanılan ahlâkî bir erdem olarak değerlendirilmektedir.

Kıymetli Okurlarımız,

Peygamber Efendimiz (sav) hayatını kifaf ve kanâat prensibine uygun olarak düzenlemiştir (Ahmed b. Hanbel, VI, 19). Kanâat az çalışmak, tembellik etmek anlamında değerlendirilmemiştir. Kanâat, Allah Teâlâ’nın insana takdir ettiğine razı olmaktır. Sa’d b. Ebi Vakkâs oğluna şöyle nasihat etmiştir: “Oğlum! Zenginlik istediğin zaman, onunla beraber kanaat de iste. Çünkü, kanâati olmayanı servet zengin etmez.” Bu nasihatten de anlaşılabileceği gibi kanâat ruhî ve ahlâki bir vasıftır.

Kanâatin bitmez tükenmez bir hazine olduğunu, belirten Hz. Peygamber (sav) hep şöyle dua ederdi: “Ya Rab verdiğin rızıkla beni kanaatkâr kıl ve rızkı benim için mübarek eyle” (Keşfü’l-Hafâ, II, 151).

Hz. Peygamber (sav) kanâatı ve kanâatin neticesini şu veciz ifadeleriyle özetlemiştir: “Kanaatkâr ol ki, insanların Allâh’a en çok şükredeni olasın.” (İbn Mâce, Zühd, 24).

Değerli Okurlarımız,

Ağustos sayımızda Tükenmez Bir Hazine: Kanâat konusunu kapak dosyamıza taşıdık. Yine çok güzel bir sayı ortaya çıktığına inanıyoruz. Katkı sağlayan tüm yazarlarımıza şahsım ve sizler adına teşekkür eder, şükranlarımı sunarım…

Ve minallâhi’t-tevfîk​​​​​​​​                                                                                                                    Hasan HAFİF

Ayrıca kontrol et

İstikâmet

Her huy istikamete muhtaçtır. İstikamet ise hiç bir şeye muhtaç değildir. Cömertlikte aşırıya kaçmak israftır. …