Ara

Müslümanlığımızla Ayna Olabilmek / Ramazan Sodan

Müslümanlığımızla Ayna Olabilmek / Ramazan Sodan

Müslümanca yaşamakla, aynı zamanda İslâm’ı tebliğ etmiş oluruz. İslam’ı tebliğ de çok önemlidir. İslâm’a ayna olmaz isek, dînimize kötülük etmiş oluruz.

18 Kasım 2018 târihinde Mehmet Şevki Eygi, Milli Gazete’de Anadolu Ajansı’nda yayınlanmış “Müslümanları Öven İsveçli Papaz” başlıklı bir haberi yayınladı. Haber şöyle:

İsveç Kilise Birliği Bölge Başkanı Stefan Lindquist’in Müslümanlar hakkında yazdığı yazı sosyal medyada beğeni ve paylaşım rekoru kırdı, hem de ülkenin önde gelen gazetelerinde yer buldu.

Lindquist, sosyal medya hesâbından paylaştığı “Müslümanlar Ne Kadar Tehlikeli?” başlıklı makâlesinde, “Bir Müslüman bana tâze yumurta getirdi. Bir diğeri hatırımı sordu. Bir başkasıysa arabam tâmirde olduğu için istediğim yere aracıyla bırakmayı teklif etti. Parası olmayan arkadaşının evine sürekli yemek götüren bir Müslüman tanıyorum. Müslümanlar, gerçekten de ne kadar tehlikeli ve itici insanlar(!)” ifâdelerini kullandı.

Makâlesinde Müslümanlar ile İsveçliler’i karşılaştıran Lindquist, “Bir İsveçli’nin para almadan birine yumurta vereceğine kesinlikle inanmıyorum. Hangi İsveçli parası olmayan arkadaşının evine haftalarca yemek götürür? Müslümanlar sâhiden de çok tehlikeli(!)” ifadesine yer verdi. Lindquist, makâlesine şöyle devâm etti: “Bilemiyorum ama artık biz İsveçliler, gözlerimizi açıp gerçekleri görmeliyiz. Çok nâzik ve cömert Müslüman dostlarım olduğunu fark ettim. Çoğunun bir İsveçli’de göremediğim kadar güzel kalpleri var. Hiçbirinde nefret hissetmedim. Bence insanlara nasıl davrandığımız çok önemli. İnsanları kabûl eder ve yaşamınıza dâhil ederseniz karşılığında sevgi görürsünüz. Oysa biz, günde birkaç dakîka hoparlörlerden ezan okunmasını bile bu insanlara çok görüyoruz.” Makâlesinin sosyal medyada beğeni ve paylaşım rekoru kırmasının ardından Aftonbladet gazetesine konuşan Lindquist, “Müslümanların büyük bir kısmındaki insan sevgisini ve merhameti İsveçliler’e göstermek istedim. Bence Müslümanlara karşı gereksiz bir korku ve endişe duyuluyor” dedi.

 

İsveçli Papaz çıplak gözle Müslümanların yaşamında gözlediği izlenimleri anlatarak, Müslümanları övüyor. Aynı şeyleri bizler Müslümanca yaşayabilsek her yerde görebiliriz. Çünkü her türlü güzellik ve mükemmellikler İslâm’dadır.

İslâm ahlâkı ile yaşamak; komşulara, etrâfa, işyerine, toplumun her kesimine güven, emniyet, mutluluk, sevgi esintileri yayar. Çünkü adâletli ve doğru olmak, bir fakire el uzatmak, güler yüzlü iyi geçimli olmak hep mü’min olmanın vasıflarıdır. Dolayısıyla îman sâhibi kişi, kendi canını koruduğu gibi başkalarının canını, malını da korumakla yükümlüdür. Dînimizin gereklerini yapsak bu da bir tebliğdir. Çünkü ilâhî Hak Dîn’in her şeyi güzeldir. Onda hiçbir noksanlık yoktur. Bu güzellikler başka inançlarda görülemez. Göçmen kabûlünde bile her devletin milletlerin vasıfları, özellikleri belli olmuştur.

Avrupa ülkeleri göçmenleri ölüme terk etti. Yunan polisi, Yemenli ve Filistinli göçmenleri yakaladıktan sonra, soyarak Türkiye’ye gönderdi. Edirneli köylüler onları bularak üzerlerini giydirdi, jandarmaya teslîm etti. Diğer Avrupa ülkeleri de aynı, göçmenlere çok kötü davranıyorlar. Sınırlara tel örgüler çekiyorlar. Akdeniz’de göçmenler, bebekleriyle ölüyorlar. Avrupa ülkeleri yardım etmeyerek onları ölüme terk ediyor. Batan botlarda ölen mültecîleri her gün duyuyoruz. Ama Türkiye, Avrupa ülkelerinin aksine halkıyla, yöneticileriyle dâimâ mazlumların yanında olduğunu gösterdi. Zâten Dînimizin emri de bu değil mi? Çâresize kucak açacaksın, fakîre yardım edeceksin. ‘Ben tok olayım başkası açlıktan ölürse ölsün bana ne’ diyemeyiz.

Bugün üç milyon Suriyeli göçmene “Ensar” sıcaklığı ile yardım edilmeye çalışılıyor. Bu kadar nüfûsu hangi Avrupa ülkesi kabûl eder?

Müslümanlar olarak tebliğde bâzı eksikliklerimiz, yanlışlarımız olsa da, şuurlanma arttıkça daha iyi temsillerimiz olacaktır. İnşâallah.

Toplumun huzur ve mutluluğunun sağlanması, bireylerin karşılıklı sorumluluklarını yerine getirmeleri ile mümkündür. Nitekim Rabbimiz: “Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allâh’a inanırsınız. (Âl-i İmran, 110.)” buyurarak bireylerin topluma karşı olan görev ve mesûliyetlerine işâret etmektedir.

 

Said Nursî de İslâm’a ayna olmamızın önemini şöyle ifâde etmiştir: “Eğer biz ef’âlimizle İslâm’ı izhâr edebilseydik, sâir dinlerin tâbi’leri bile saf saf İslâm’a girecekti.”

 

Netîce; İslâm’ı yaşarsak, biz bütün Müslümanlar yararlı, iyiliksever mü’minler oluruz. İslâm’ın emrettiği böyle güzellikler her yerde görülür. Demek ki yanlışlar çirkinlikler, günahlar aynı zamanda İslâm’a gölge olmaktır. Müslüman etrâfına ve topluma iyilik, nur, sevgi saçan insandır. Bu da zor değildir. İslâm ahlâkı ile yaşamak yeter.

Ocak 2019, sayfa no: 58-59

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak