Ara

Editör'den

Editör'den

Edebiyatımızda “Sehl-i Mümteni” diye bir tâbir vardır. Tâhirü'l-Mevlevî “hem kolay hem güç mânâsında bir tâbirdir” der. Herkes bunu ben de söyleyebilirim demeli ama söyleyememeli. Belâgat ilmindeki îcâz (az sözle çok şey ifâde etme) ile benzerlikleri de vardır. Sözü uzatmak açıklanmak istenen şeyi daha anlaşılır kılmaz. Hattâ anlatmak istenilen şeyi üç kelimeye sığdırabilmeli. Şâirler bunun önemini çok iyi bildikleri için sözü uzatmazlar.

Sehl-i Mümteni’nin 20. yüzyıl Anadolusu’ndaki tezâhürlerinden biri de tasavvuf ehlinin ulularından Hacı Hasan Efendi'nin (ks) şiirleridir. O şiirinde Yûnusça konuşur. Sözü sarihtir ama derindir. Hacı Hasan Efendimiz'in şiirleri ile Yûnus Emre’nin şiirleri, sâdelik ve Oğuz Türkçesi'ni kullanmaları bakımından benzerlik arz eder.

Yûnus Emre’nin, zâhir-bâtın, ruh-nefs, şerîat-tarîkat meselelerini işâret eden şu iki beyti âdetâ tasavvufun özetidir:

“Ete kemiğe büründüm,

Yûnus diye göründüm”

 

“Çıktım erik dalına anda yedim üzümü

Bostan ıssı geldi eydür uğruladun kozumu”

 

(Erik dalına çıktım orada üzüm yemekteyim

Bostan sahibi cevizi neden çaldın diye soruyor.)

Hacı Hasan Efendimiz merhum da tasavvuf ile şerîat arasındaki râbıtayı şöyle ifâde ediyor:

“Şerîatsız işi yapmak

Fenâlık ardına kopmak

İğne kadar haktan sapmak

Zararını bilmek lazım”

Kabre varmak… Acaba ne olacak hâlimiz? Tazarrûyla Yûnus der ki:

“Yâ Rabbenâ hayr eyle

Muhammed'e yâr eyle

Kabrimizi nûr eyle

Kabre vardığım gece”

Yalvarır Hacı Hasan Efendimiz:

“Mü’min mü’minâtı îmanla öldür

Cümlesinin kabrini nûr ile doldur

Rahmân ismin ile azâbı kaldır

Cennet bahçesine döndür Yâ Rabbi”

Ocak 2023, sayfa no: 1

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak