Ara

Editör'den...

Editör'den...

Kaybolan Şehir

Üsküp ki Yıldırım Beyazıd Han diyârıdır,

Evlad-ı Fâtihân’a onun yâdigârıdır.

 

Firûze kubbelerle yalnız bizim şehrimizdi o;

Yalnız bizimdi, çehre ve rûhiyla biz’di o.

 

Üsküp ki Şar Dağ’ında devâmıydı Bursa’nın.

Bir lâle bahçesiydi dökülmüş temiz kanın.

 

Üç şanlı harbin arş’a asılmış silâhları

Parlardı yaşlı gözlere bayram sabahları.

 

Ben girmeden hayâtı şafaklandıran çağa,

Bir sonbaharda annemi gömdük o toprağa.

 

İs’a Bey’in fetihte açılmış mezarlığı

Hulyâma âhiret gibi nakşetti varlığı.

 

Vaktiyle öz vatanda bizimken, bugün niçin

Üsküp bizim değil? Bunu duydum, için için.

 

Kalbimde bir hayâli kalıp kaybolan şehir!

Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!

 

Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene,

Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene.

Şehir deyince Yahya Kemâl’in bu şiiri akıllara gelir ve ben pek beğenirim. Şâir doğduğu topraklara olan özlemini dile getirmektedir. Doğduğu Balkan şehri Üsküp ile Anadolu şehri olan Bursa’yı birbirine benzetmektedir. Tabii en önemlisi neden bu şiiri yazdığıdır. Sâde bir özlem diyerek geçemeyiz elbette. Şöyle ki herkes gibi şâir de günlük meşakkatlerle bunalıyor. Bir tepeye çıkıyor ve şehri temâşâ ediyor. Açık Deniz şiirinde de bunu duyarız. Adetâ denizin tuzunu dilimizde hissettirir. Hattâ ceddimiz Osmanlı’nın gemilerini o denizde görür.

Mayıs sayımızda görüşmek üzere.

Allâh’a (cc) emanet olun…

Nisan 2022

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak