Ara

Editör'den...

Editör'den...

Gerçekten Özgür müsün? 

Değerli Okurlarımız,

Eylül sayımızla yeniden huzurlarınızdayız. Bu sayımızda, üzerinde yeniden düşünmemiz gereken önemli bir soruyu kapağımıza taşıdık: “Gerçekten Özgür müsün?” 

Özgürlük… Bugün belki de en çok kullanılan, fakat anlamı en fazla değiştirilen kavramlardan biri. Sınırsızca istemek, dilediğini yapmak ve hiçbir ölçüye bağlı kalmamak çoğu zaman özgürlük olarak sunuluyor. Oysa insanın arzularının, nefsinin, alışkanlıklarının veya çağın dayatmalarının esiri olması gerçek anlamda bir özgürlük müdür? 

Dergimizin başyazarı muhterem Ali Ramazan Dinç Efendi, “Gerçekten Özgür müsün?” başlıklı yazısında hakikî özgürlüğün ne olduğunu Yunus Emre'nin diliyle hatırlatıyor:

“Cennet Cennet dedikleri, birkaç köşkle birkaç hûri. İsteyene ver onları, bana Seni gerek Seni.” 

Prof. Dr. Ali Akpınar, “Gerçek Özgürlük Allâh’a (cc) Kulluktadır” başlıklı yazısında, özgürlüğün sınırsız ve sorumsuz bir hayat sürmek olmadığını; ölçülü, dengeli ve adaletli bir hayatın insanı hakikî hürriyete taşıdığını ifade ediyor.

Prof. Dr. Kadir Özköse, “Esaretten Özgürlüğe” başlıklı yazısında, insanın en büyük mücadelelerinden birinin kendi nefsiyle olduğunu hatırlatıyor. Nefsânî arzulara karşı verilen mücadelenin, insanı esaretten kurtarıp Allah'a kullukta özgürlüğe taşıyan bir yol olduğunu ortaya koyuyor.

Hüseyin Akın, “Göz Alışverişte Görsün” yazısında modern insanın tüketimle kurduğu ilişkiyi sorguluyor. Eşya merkezli hayatın insanı nasıl tükettiğine dikkat çekerken, bu tükeniş karşısındaki en güçlü savunmanın kanaat olduğunu hatırlatıyor.

Psikolojik Danışman Sena Anlar, “Özgürlük Sarmalı” başlıklı yazısında özellikle çocukların sınırlarla kurduğu ilişkiye dikkat çekiyor. Sınırları olmayan bir özgürlük anlayışının, çocukta “Hepsini istiyorum, hemen istiyorum.” duygusunu besleyebileceğini; sağlıklı sınırların ise çocuğun kendisini güvende hissetmesine yardımcı olduğunu ifade ediyor.

Servet Yalçın ise “Arzuların Esîri Olmak” başlıklı yazısında, insanı hakikî hürriyetten uzaklaştıran en önemli esaretlerden birinin hevâ ve nefsânî arzular olduğunu hatırlatıyor. İnsanın kendi arzularına hükmedemediği yerde, özgürlük iddiasının da yeniden sorgulanması gerektiğini ortaya koyuyor.

Kapak dosyamızın yanı sıra Eylül sayımızda da birbirinden kıymetli kalemlerimiz okuyucularımızla buluşuyor. Rabia Brodbeck, Prof. Dr. Bilal Kemikli, Prof. Dr. Musa Yıldız, Nidayi Sevim, Alper Duran, Yunus Emre Altuntaş, Mustafa Özçelik, Mustafa Uçurum, Prof. Dr. Mustafa Ağırman, Mehmet Nezir Gül ve Prof. Dr. Halil İbrahim Kutlay, birbirinden değerli yazılarıyla sayımıza katkı sunuyor. 

Belki de bu sayıyı okurken hepimizin kendisine sorması gereken soru aynı:

Nefsinin istediğini yapmak mı özgürlük, yoksa nefsine “hayır” diyebilmek mi?

Gerçekten özgür müsün?

Eylül 2026 

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak