Ara

Cimrilik ve Zekâttan İ'râzın Çirkinliği -2

Cimrilik ve Zekâttan İ'râzın Çirkinliği -2

Ebû Hureyre -radıyallâhu anh- Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir:

"Sâhibi tarafından zekât hakkı verilmeyen deve, kıyâmet gününde besili güçlü kuvvetli olduğu halde sâhibi yanına gelerek ona musallat olup ayakları ile sâhibini çiğneyecek. Zekâtı verilmeyen davar da gāyet semiz ve kuvvetli olarak sâhibine gelerek tırnakları ile onu çiğner, boynuzları ile de vurur."

Rasûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem- devamla buyurdu ki: Bu hayvanların haklarından birisi de su başında sütlerinin sağılması, fakir ve ebnâ-yı sebîle yāni yolculara tasadduk edilmesidir. Bu da bir haktır.

Rasûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem- yine devamla buyurdu ki:

"Sakın sizden hiç biriniz kıyâmet gününde omuzunda zekâtını vermediği koyunu yüklenip avaz avaz bağırarak ve: "Yâ Muhammed!" diye istimdâd ederek bana gelmesin! Ben ona "Hükm-i ilâhîden senin için bir zerresini tahfîfe mâlik ve muktedir değilim." diye cevap veririm. Yine sizden hiç birinizin omuzunda zekâtını vermediği devesi yüklü bağıra bağıra ve "Yâ Muhammed!" diye istimdâd ederek bana gelmesin. Ben buna da "Hükm-i ilâhîden bir zerresini senin için tahfîfe me'zûn değilim, sana dünyâda hükm-i ilâhîyi tebliğ ettim." diye cevap veririm." (Buhārî) 

Binâenaleyh zekâtını vermeyen zenginler kıyâmet gününde şefâat-i nebeviyyeye ilticâ ettiklerinde buyuracaktır ki: "Ben size hükm-i ilâhîyi tebliğ ettim. Şimdi sizin azâbınızı tahfîfe me'zûn değilim..."

Yine Ebû Hureyre’den -radıyallâhu anh- rivâyetle -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki:

"Kim ki Allah -azze ve celle- kendisine mal verir de o malın zekâtını vermezse kıyâmet gününde zekâtı verilmeyen mal, sâhibi için gāyetle semnâk yāni zehirli erkek bir yılan sûretine konulur. Bunun iki gözü üstünde vahşet nişânesi olarak korkunç iki nokta vardır. Bu azgın yılan, sâhibinin boynuna gerdanlık yapılır. Sonra yılan ağzıyle sâhibinin çenesinin iki tarafından yakalar. Sonra, ben senin dünyâda çok sevdiğin malınım. Ben senin hazînenim, der. İşte zekâtını vermeyenler mahşerde böyle tâzîb olunur." 

Yine Ebû Hureyre -radıyallâhu anh- der ki: Bundan sonra Rasûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem, şu âyet-i celîleyi okudu:

"Allâh'ın kendi fazlından ihsân buyurduğu emvâlde cimrilik edenler, düşkünlere muâvenetten kaçan bahîller, kendileri için hayır zannetmesinler. Belki o buhl onlar için şerdir. Zîrâ lâyık olan mahallere sarf etmekten esirgediği malı başına belâ olacaktır. Yarın mahşerde kıyâmet gününde malları lâle (toka) olarak boyunlarına takılır. Halbuki göklerin ve yerin mîrâsı, Cenâb-ı Allâh'ındır. Ve Allah Teālâ sizin amellerinizi bilir." (Âl-i İmrân, 180.) 

Kezâ: "Kim cimrilik ederse ancak kendi nefsine cimrilik etmiş olur." (Muhammed, 38.) buyurulmuştur.

Esmâ bint-i Ebî Bekir -radıyallâhu anhâ-'dan, Nebî -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu dediği rivâyet edilmiştir:

"Ey Esmâ! Kesenin ağzını boğma! Allah da sana nasîbi imsâk eder." Bir rivâyette: "Malını sayıp zabtetme Allah da sana nîmetlerini sayıp esirger." Bir rivâyette: "Sakın çömlekte para saklama. Sonra Allah da sana senden imsâk eder. Ey Esmâ gücün yettiği kadar az olsa da sadaka ver." buyurmuştur. Zîrâ saklamak tûl-i emel ve buhl alâmetidir.

Eylül 2026, sayfa no: 38-39

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak