Anasayfa / Kategoriler / Aktuel / Yusuf’un Kokusu

Yusuf’un Kokusu

Zulmün, işkencenin, her türlü baskının insanların üzerine umutsuzluk perdesi ördüğü dönemlerde müjde gelmiştir ademoğluna. Namaz kılarken boğulmak istenen, mübarek bedenlerine necâset atılan, taşlarla kovalanan Peygamberimiz (sav)’e, ayaklarından ipler takılıp kızgın çöllerde sürüklenen, ateşler üzerine yatırılan, ilahi mesajı okuduklarında Ebu Cehiller tarafından kulakları kanatılan kutlu yolun sevdalıları ashaba, hep saadet dönemleri müjdelenmiştir.

Yemek şöyle dursun, bir kuru hurmayı dahi bulamayan, açlıktan karınlarına taş bağlayan Ashab-ı Güzin’e, Hendek Muharebesi’nde Kisra’nın sarayının, Rûm ülkesinin, Sânâ diyarının müjdesini veriyordu mü’minlerin Habib-i Kibriyası (sav).

Yurtlarını, mallarını rızâyı bâri uğrunda geride bırakarak hicrete zorlanan, “Fetih ne zaman?” diye yakaran mücâhidâna ilahi mesaj Cibril-i Emin vasıtasıyla şu şekilde iniyordu semâdan:”(Ey mü’minler!) Yoksa siz, sizden evvel geçenlerin hali, başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlar öyle yoksulluk ve sıkıntı (ve belâlarla) sarsıldılar ki, hatta peygamber (leri) maiyetindeki mü’minlerle birlikte, “Allah’ın yardımı ne zaman” diyordu. Gözünüzü açın. Allah’ın yardımı yakındır muhakkak.” (Bakara 214)

İsrail’in bağımsızlığını istemeyen Hamas’ın mahvı için 1 milyon dolar da verilse, PKK’ya zulmünü artırsın diye Almanya 1 Milyar dolar da aktarsa, Şarm eş-Şeyh’de İsrail’in riyâsetinde, ABD’nin öncülüğünde, birilerinin desteğinde İran terörist de ilan edilse fetih yakındır. Globalleşme, küreselleşme, tek bir otorite, tek bir sistem arzularıyla dünyayı küçücük bir köy görüp, muhtarı biz olacağız diye 300 bin Bosnalının kanı da akıtılsa, elleri ayakları bağlanıp üzerlerine gaz yağı dökülerek yakılsa, namusu da kirletilse, binlerce şehid de verse Çeçenlim, 1948’den beri Hindu zulmü altında inletilse de Keşmirlim, zafer yakındır.

Sayamayacağımız bütün bu hakâretleri Müslüman olduğumuz için bizlere revâ gören Batı’nın, kendilerinin hazırladıkları hile ve desiselerin içinde boğulacağı günler yakındır. Yeter ki biz 1 Milyar Müslüman, 48 ülke uyanıp tekrar asliyetimize, bizi biz eden değerlere sarılabilelim. Ilımlı Müslüman, radikal Müslüman sözleriyle aramıza fitne sokanları tanıyabilelim. Hepimizin bir ümmet olduğunu hatırlayabilelim.

Faizi, zinayı ve ahlaksızlığı yaygınlaştırarak zengin kaynaklarımızı kullanmaya kalkışanlara fırsat vermeyelim.

İmanımızı sosyal hayatta da geçerli kılarak siyasi, kültürel ve ekonomik yönden başarılı olabilmek için ilmi çalışmalara girelim.

Davasından vazgeçme şartıyla her türlü imkanı sağlayan müşriklere Peygamberimiz (sav)’in:”Ya Hak hakim olur ya da Muhammed ölür.” dediği gibi, bu yolda sebat ve azim gösterebilelim. Her türlü ezâya maruz kalan Ashabın tavizsiz tavrını ele alabilelim.

Göreceksiniz imkanın olmadığı, her türlü ümidin bittiği anda 40 yıl evladından uzak kalan Yakup (as)’un, “Bana bunak demezseniz inanın ki şimdi Yusuf’un kokusunu duyuyorum.” dediği gibi sebat ettiğimiz sürece Hakk’ın hakim olma kokusunu duyacağız.

Kalemdar-Hacı Hasan Efendi (ks)

Ayrıca kontrol et

İrfânî Gelenekte Sevenin Sevdiğiyle Hemhâl Olma Gayreti: Uygulanışı, Dînî ve İnsânî/Vicdânî Dayanakları İle Râbıta

Çoğulu ‘revâbıt’ olan râbıta kelimesi sözlükte ‘iki şeyi birbirine bağlayan ip, alâka, bağ, vuslat, ilgi …