Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme, artık neye yarar?
Şubat 2020, sayfa no: 59

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme, artık neye yarar?
Şubat 2020, sayfa no: 59
Bir ağacın gövdesine bakan göz, çoğu zaman toprağın altında olup biteni unutur. Dal budak salan, yaprak veren, meyveye duran her gövde, aslında görünmeyen bir hesaplaşmanın üstünde...
Ahmet Haşim’in Müslüman Saati isimli bir yazısı var. O yazıda, eski saatlerin nasıl bir hayat üslûbuna bağlı olduğunu, fecrin ve akşamın nasıl birer ibâdet ânına dönüştüğünü anlatı...
Refik Halid Karay'ın “Eskici” hikâyesi ilk bakışta gurbet üzerine kurulmuş sâde bir hikâye gibi görünür. Hikâyenin sonuna doğru ilerledikçe okur, asıl meselenin gurbetten daha deri...