Vahyin Nûruyla Aydınlanan Geceler

Bütün dilimleriyle zaman Yüce Allâh’ın en büyük nimeti ve bizlere emânetidir. Müslüman ibnü’l-vakit olarak yâni zamânın çocuğu olarak zamânı en güzel şekilde değerlendiren kimsedir. Tüm ibâdetlerdeki vakit bilinci, müslümanı zamânı programlı ve verimli bir şekilde kullanmaya hazırlar. Günlük olarak dakîka dakîka değişen namaz vakitleri, orucun başlama ve bitiş vakitleri, hac ve zekât ibâdetlerinin belli zamanlarda yapılması mü’mini zaman konusunda dakîk olmaya alıştırır. Esefle söyleyelim ki bu ibâdetleri yaparken vakte riâyet eden mü’minlerin diğer zamanlardaki çalışmalarına vakit bilincinin yansımadığı bir gerçektir. Bu, ya ibâdetlerin vaktinde yapılmayışından yahut da ibâdetlerin hayattan kopuk olarak yapılmasından kaynaklanmaktadır.

Gecesiyle gündüzüyle zamânın bütün dilimleri önemlidir ancak İslâm’da gecenin ayrı bir yeri vardır. Evet, gece karanlıktır, çoğu canlının uykuya çekildiği andır. Bir kısım kötü gazların yaygınlaştığı, bir kısım kötülük odaklarının çalıştığı andır. Ancak İslâmî bakışta gece tümüyle karanlık ve ölü değildir. Şöyle ki gece ibâdet fırsatı olarak değerlendirilebilir. Kur’ân okuyarak, ezkâr ve evrâd okuyarak, duâ ve tefekkürle nurlandırılıp aydınlatılabilir, diriltilebilir. Beş vakit namazın üçü, gece sınırları içerisinde kılınır. Akşam, yatsı ve sabah namazları. Özellikle Vitir namazının efdal vakti gece ortasıdır. Yine fazîletli nâfile namazlardan biri teheccüd namazıdır.

İslâm’ın ilk yıllarında inen âyetlerde gece kıyâmına dikkat çekilmiştir:

Ey örtünüp bürünen! Gecenin birazı hâriç olmak üzere gece; yarısında kalk. Yahut bundan biraz eksilt veya biraz artır ve ağır ağır Kur’ân oku.

Doğrusu Biz, sana taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz. Şüphesiz, gece kalkışı daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir. Çünkü gündüz, seni uzun uzun alıkoyacak işler vardır.1

Peygamberimiz ve mü’minler, İslâm’ın ilk günlerinden itibâren zorlu dâvet günlerine bu âyetlerle hazırlanmışlardır. Onlar için gece bir dolum/şarj zamânı olmuştur. Onlar gece namazları, gece tilâvetleri, gece zikirleri ve gece tefekkürleriyle gündüze hazırlanmışlardır. Gece dolumlarıyla gündüzün kâmil mü’minleri olmuşlardır.

Bu âyetlerle Peygamberimiz, onun şahsında mü’minler, gece yahut gecenin yarısı yahut yarısından biraz fazla yahut biraz az kıyam ile emredilmişlerdir. Çünkü gece kalkışı, gece duruşu, gece ibâdeti, gece okuyuşu bir başkadır. Etkili, neşveli, doyurucu, sükûnet vericidir. Nefsi dizginler, rûhâniyete mânî olan nefsânî engeller kalkar, sır perdeleri aralanır. Gece kalkışı kulun içtenlik gösterisidir. Derinlikli düşünmeye, doğru okuyup anlamaya daha uygundur. Gece ibâdeti daha etkili, gece okumaları daha dokunaklı, coşkulu ve kalıcıdır. Gece donanımı gündüz karşımıza çıkabilecek insan ve cin şeytanlarıyla mücâdelemizde bize yardımcı olacak, îman ve İslâm hırsızlarına karşı koruyucu bir kalkan olarak bizleri koruyacaktır.

MÜ’MİN İÇİN GECE DOLUM, GÜNDÜZ OLUM FIRSATI

Gece kıyâmı, gece ibâdeti, gece okuması, gece zikri, gece duâsı, gece tefekkürü yalnızca Peygamberimize ve ilk Müslümanlara has bir özellik ve güzellik değildir. Bütün bunlar her mü’minin de takınması gereken zînetlerdir. Kur’ân mü’minleri gece kâim olanlar olarak anlatır:

Onlardan geceleri secdeye kapanarak Allâh’ın âyetlerini okuyup duranlar vardır…2

Onlar, geceleri az uyuyanlardı. Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.3

Rabbinin katında bulunanlar hiç usanmadan, O’nu gece gündüz tesbih ederler.4

Gecenin bu özel durumuna dikkat çekmek için Kur’ân vahyi gündüz değil de gece inmeye başlamıştır. Apaçık olan Kitâba andolsun ki, Biz onu kutlu bir gecede indirdik.5 Doğrusu Biz, Kur’ân’ı Kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.6 Zîrâ Kur’ân aydınlatan nurdur. Işığın kadr ü kıymeti ise gece daha iyi fark edilir ve anlaşılır. Kur’ân öyle mübârek bir kitaptır ki onun indiği gece bin aydan daha hayırlı, ömürlere bedel bir gecedir. O, indiği geceye bu kadar değer kazandırırsa, onun gerçeklerini hayâtına indiren insana neler kazandırmaz ki!

Kur’ân gecede inmiştir/inmeye başlamıştır, çünkü ışığa gece ihtiyaç vardır. O da ihtiyaç üzere inmiştir. Zîrâ câhilî karanlıklar ancak Kur’ân nûruyla aydınlanabilir. Bir de insanlar onu gece okumalı, gece okuyuşuyla gündüze hazırlanmalıdır. Dolayısıyla Kur’ân gece okunup anlaşılacak, gündüz anlatılıp yaşanacaktır. Gece okuyuşu ile mü’min, Kur’ân’ın iniş zamânındaki coşkuyu yaşayacak ve o zamânın bereketiyle dopdolu olacaktır.

Kadir gecesi, sabaha kadar selâmet ve esenliktir. Kur’ân aydınlığı da sabah-ı haşre kadar esenlik ve saadettir. Kur’ân, kendisini düstur edinenlere dünyâ ve Âhirette huzur, güven, izzet, devlet ve cennet kazandırır. Kadir gecesi aynı zamanda kader gecesidir. Zîrâ Kur’ân ile insanlığın kaderi belirlenmiştir. Kur’ân ilkeleri, insanlığın kaderini belirleyen esaslardır. Tıpkı bunun gibi yaşanan her gece de sonrasında gelecek olan gündüzü planlar.

VAHİYDEN KOPAN HAYAT KARANLIKTIR

Onun için Peygamberimize gelen vahyin kısa bir süre kesilmesi demek olan fetret-i vahyin sona erişi kararan geceye ve aydınlatan kuşluk vaktine yemin eden âyetlerle olmuştur. Buna göre vahyin kesilmesi ile Peygamberimizin hayâtı âdetâ kararmış, yeniden gelmesiyle de bir daha hiç kararmayacak şekilde aydınlanmıştır. Bu mü’minler için de genel kuraldır: Vahiy ölçülerine göre yaşanan hayat aydınlıktır, vahiyden kopuk hayat karanlıktır. Onun için günahlar, zulüm, şirk, küfür zulümât/karanlıklar olarak anılır.

Bazı Peygamberlerin hayâtındaki çok önemli olaylar anlatılırken özellikle gece oluşuna dikkat çekilir. Şöyle ki:

Lût peygamberin kurtuluşu gece olmuştur: Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz, onlar sana ilişemeyecekler; geceleyin bir ara, âilenle berâber yola çık…7

Mûsâ Peygamber Tur’da kırk gece kalmıştı: Mûsâ’ya kırk gece vâde vermiştik8 Mûsâ peygamberin kavmiyle berâber Firavun’dan kurtuluşu da gece olmuştu: Allah da şöyle buyurdu: «Kullarımı geceleyin yola çıkar; şüphesiz tâkip olunacaksınız.» 9

Peygamberimiz’in (sav) büyük mucizelerinden biri olan İsrâ ve Mi’râc Mûcizesi gece gerçekleşmiştir. Kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescidi Haram’dan, kendisine bir kısım âyetlerimizi göstermek için, çevresini mübârek kıldığımız Mescidi Aksa’ya götüren Allâh’ın şânı yücedir. Doğrusu O, işitir ve görür.10

Bütün bunlardan da anlıyoruz ki gece, füyûzâtın coşkun olarak sağanak sağanak yağdığı bir andır. Gece nice günahkârın bağışlanıp günahlarından arındığı andır. Onun için Hz. Ömer geceleri uyanır ve şöyle yakarırmış: İlâhî! Sultanlar bile kapılarını kilitlediler. Bütün kapılar kapandı. Ama Senin rahmet kapın ardına kadar açık! Ömer kulun o kapında durup Senden merhametini diler!

Geceyi karanlıktan kurtarıp nurlandırmak mü’minler olarak bizim elimizde. Namazla, Kur’ân okumalarıyla, duâ-zikir ve tefekkürle gece dilimlerini mîzânımıza konacak hayır ve nurlu sevap huzmelerine dönüştürecek olan da bizleriz. Gecemiz nûr olsun, gönüllerimiz nurla dolsun!;

Prof. Dr. Ali Akpınar (Şubat 2016)

Dipnotlar:

[1] 73 Müzzemmil 1-7.

2 3 Âl-i Imran 113.

3 51 Zâriyat 17.

4 41 Fussilet 38.

5 44 Dühân 2.

6 97 Kadir 1-3.

7 11 Hûd 81, 15 Hıcr 65

8 2Bakara 51, 7 A’raf 142.

9 44 Dühân 23.

10 17 İsra 1.

 

Ayrıca kontrol et

İstikâmet

Her huy istikamete muhtaçtır. İstikamet ise hiç bir şeye muhtaç değildir. Cömertlikte aşırıya kaçmak israftır. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.