Anasayfa / Kategoriler / Aktuel / Tevbe -1-

Tevbe -1-

Günah; ne nurdan yaratılan melek, ne de sorumsuz varlık olan hayvan içindir. İlahi tekliflerle mükellef (ilahi sorumluluk üstlenen) insana aittir.

Ebu Hureyre (ra) Rasulullah (sav)’dan:”Mü’min bir günah işleyince kalbine siyah bir nokta düşer. Eğer tövbe eder, hatasından dönerse, kalbi siyah noktadan temizlenir. Günah işlemekte devam ederse, noktalar çoğalır, kalbi tamamen kararır.”[1]

İşte bu hadis Kur’ân-ı Kerim’de Allah (cc)’ın:”Hayır öyle değil. Tam tersine, işledikleri hatalar, kalplerini tamamen karartmıştır.”[2]  buyurmasına işrettir.

İnsanın yaratılışında mevcut kötülüklerin kaynağı nefistir ki, ona isyanı, günahı işlettirir.

“And olsun, insanı biz yarattık. Nefsinin ona ne vesvese vermekte olduğunu da biliriz. (Çünkü) Biz ona şah damarından daha yakınız.”[3]

“Onlar kuruntudan, nefislerinin arzu ettiği heva ve heveslerden başkasına tabi olmuyorlar. Halbuki onlara, Rablerinden bir hidayet rehberi (Peygamber ve Kur’ân) gelmiştir.”[4]

“Çünkü nefs olanca şiddeti ile kötülüğü emreder.”[5]

Kalbe, kötü fikir ve düşünceleri sokan şeytan, Hakk’ın yolundan saptırır insanı.

“Ey insan! O keremi bol Rabbine karşı seni aldatan ne?”[6]

“Çok aldatıcı (şeytan) da, sakın sizi Allah ile (O’nun affına güvendirerek) aldatmasın.”[7]

“İblis dedi ki, Ey Rabbim! Andolsun ki beni azdırmana karşılık, ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim. Ve onların hepsini mutlaka azdıracağım.”[8]

Ebedi yaşayacakmış gibi insanı oyalayıp aldatır dünyaya.

“Onlar önceden elleriyle işlediklerinden (kötü amellerinden) ötürü onu (ölümü) hiçbir zaman arzu etmezler.”[9]

“…Ve dünya hayatı ise bir aldatıcı metadan başka bir şey değildir.”[10]

“…Ve onlar dünya hayatı ile sevindiler. Halbuki, dünya hayatı ahiret yanında metadan başka bir şey değildir.”[11]

Nefs, şeytan ve dünyanın esiri olanlar da şaşırtır insanı Allah’ın yolundan.

“Eğer yer(yüzünde) bulunan (insan)ların (kafir, cahil, heva ve heveslerine uyanların) çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar.”[12]

İnsanoğlu, hem hayır hem de şer işlemeye müsait, ama günahsız olarak geldi dünyaya.

İşleyene ceza gerektiren günah, Allah’a sair insanlara ve kişinin kendisine karşı işlediği günahlar olarak üç kısma ayrılır:
1-Allah’ın hukukunu çiğneyen, O’na ibadette ortak tanıyanlar, en büyük zulmü işlerler.

“Şüphe yok ki şirk, elbette pek büyük bir zulümdür.”[13]

2- Yaratılış sırrına muhalif harekette bulunan, kulluk sınırını aşanlar, kendilerine zulmederler.

“Adem ile Havva:”Rabbimiz, biz kendimize yazık ettik.Bizi bağışlamaz, bize acımazsan, şüphesiz kaybedenlerden oluruz.” dediler”[14]

3- Kendi dışımızdaki insanlara zulüm.

“Asr’a yemin olsun ki insanlar ziyan içindedir. Ancak iman edip salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesna.”[16]

İman, Kur’ân-ı Kerim’e uygun amel, nasihat, irşad ve başkalarını olgunlaştırmaya matuf amelleri yerine getirmeyenler, başkalarına zulmederler.

Allah (cc)’a sığınma, Allah (cc)’a dönme, yaptığı hatalardan pişman olup onu beğenmeme olarak tarif edilen tevbe dört kısma ayrılır.

1-Küfürden imana dönüş, kâfirlerin tevbesidir.
2-İsyandan itaata dönüş, fasıkların tevbesidir.
3-Fenâ huylardan iyi huylara dönüş, ebrarın, hayırlı insanların tevbesidir.
4-Mâsivâdan, Allah (cc)’tan gayrı her şeyden Hâlik-i Zülcelâl’e dönüş, nebi ve velilerin tevbesidir.

Küfür ve şirk affedilmez, ebedi cehennemde kalmaktır cezası. Ama kişi küfründen döner, Hak dini benimserse, mağfiret olunur.

“Çünkü Allah (cc), bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” [17]

Peygamberimiz (sav):”Bu ayeti ne dünyaya ne de dünyada bulunan hiçbir şeye değişmem.”[18] buyurdular.

Günahlar, küçük ve büyük olmak üzere iki kısımdır.

Tasavvuf uleması (ruhi eğitimi sağlayan arifler)’na göre, küçük ve büyük günah ayrımı yapılmaz. Çünkü onlar Allah’a karşı yapılan her türlü hatayı, büyük bir saygısızlık olarak kabul ederler.

“Az günahı az sanma, kime karşı ona bak
Az nimeti az sanma kimden geldi ona bak.”

Şeyh Mustafa Hulûsi (k.s):”Bir havuz düşünün, defalarca o havuza küçük küçük taşlar atsanız, kocaman dağ olur. Küçük dediğimiz günahlar da işlene işlene, büyük günaha dönüşür.” diye misal verirler.

Sohbetlerinde Hacı Hasan Efendi (ks):”Karınca kadar yaptığım hatalar gözüme Erciyes Dağı gibi görünüyor.” diye yakınırdı.

Efendimiz (sav):”Mü’min günahını, üstünde bir dağ gibi görüp, üzerine düşeceğinden korkar; münafık ise sinek gibi burnuna konup uçacak şekilde görür.

“Tevbe edenlerle oturunuz, onların kalbleri daha ince olur.” hadis-i şerifinde belirtilen hassasiyetle hayatını en güzel şekilde geçiren Üstadımız, 8-9 yaşlarında iken hüngür hüngür ağlarlar, ulemadan Kasır Hoca diye marûf, Yahyalı’dan Mustafa Efendi Hazretleri, “Evladım, hangi günahına ağlıyorsun?” diye kendileri de ağlar. Üstadımızın babaları Şeyh Mustafa Hulûsi (ks) de, “Hocam, gayrı ihtiyarî yavrumun gözünden yaşlar boşanıyor.” der.

Ağlama, gözyaşı üç sınıfa ayrılır:

1-Günahtan dolayı ağlama
2- Ayrılık sebebi ile ağlama
3- Allah (cc)’ın aşk ve muhabbetinden neşet eden ağlama

Üstadımızın çocukluk yaşında, gayri ihtiyarî ağlaması, Mevlâ’sına aşkındandır. Gençliklerinde böyle ilahî zevkle, şevkle ağlayanlar, daha sonra Sıddîk-i Azam (r.a)’ın, “Ah edip, ağzından ciğer kokusu geldiği gibi, ah u ah edenler, Hz. İbrahim (as)’i, Cenâb-ı Hakk’ın nitelendirdiği gibi, “Şüphesiz ki İbrahim, çok yumuşak huylu, (kalbi yufka, ah u vah eden) gerçekten sabırlı idi.” [19] ayetine mazhar olurlar.

İnsanın hal ve makamına göre Allah’a yalvarış ve yakarışları farklıdır.

1- Avam (cahil halk) günahından tevbe eder.
2- Havâs (muhterem, seçkin kimseler) gafletinden tevbe eder.
3- El-Havassü’l-havâs (mukarrebûn -Allah (cc)’a ruhen ve mânen yakın olanlar-) ibadet ve taati bir an terkinden terkinden tevbe eder.

Ebu Talip-i Mekkî “Kût’ul-Kulûb” kitabında bütün hadis kitaplarından araştırarak edindiği bilgilere göre, büyük günahları 17 madde halinde sıralar:

Dördü Kalbde:

1- Küfür
2- Küçük günahlarda ısrar
3- Allah (cc)’ın rahmetinden ümit kesme
4- Allah (cc)’ın cezasından emin olma.

Dördü Dilde:

1- Yalan yere şahitlik yapmak
2- Namuslu kimselere zina isnadında bulunmak,
3- Yalan yere yemin etmek,
4- Sihir yapmak.

Üçü Mide İle İlgilidir:

1- Sarhoş edici maddeleri kullanmak
2- Yetim malı yemek
3- Faiz alıp faiz vermek

İkisi Fercle (Namusla) Alâkalıdır:

1-Zina
2- Livata

İkisi de El İle Alâkalıdır:

1- İnsanı öldürmek
2- Hırsızlık yapmak

Biri ayakla ilgilidir ki bu da muharebeden kaçmaktır.

Bir diğeri de bütün vücutla ilgilidir. Bu da anne ve babanın hukukuna riayetsizliktir.

Tevbe: Cenâb-ı Hakk’a kişinin içini dökmesi, hâlini arzetmesi, adeta direkt irtibata geçmesidir Rabbiyle.. Hz. Yakup (as)’un:”Ben derdimi ve hüznümü ancak Allah’a arz ederim”[20] demesi gibi…

Yaptığı hata ve kusurları başkasına anlatması bile, kişinin amel defterini karartır.

Ebu Hureyre (ra) anlatır:”Adamın biri, tenha bir sokakta, bir kadına tacizde bulunuşunu Efendimiz (sav)’e anlatınca, İki Cihan Güneşi (sav):”Yaptığını Allah (cc) gizlemiş, kimse görmemiş, sen de kalbinle gizleseydin. (İfşa etmeseydin)”[21] buyurdu ve şu ayet-i kerimeyi okudu:”Gündüzün iki tarafında (sabah, öğle ve ikindi) namazlarını, gecenin de bir bölümünde (akşam ve yatsı) namazlarını kıl. Şüphesiz ibadetler, güzel ve yararlı işler, günahları giderir, affettirir. Bu düşünenler ve ibret alanlar için öğüt ve nasihattir.”[22]

Tevbe ve istiğfarla günahkâr eller, kararmış gönüller, O’nun dergâhına açılır. Buzağıya tapanların affı için, Tur Dağı’nda Hz. Musa (as)’nın Rabbine şu hazin yalvarışı karşısında duygulanmamak mümkün mü?

“Ey Rabbim! Dileseydin onları da, beni de helâk ederdin. İçimizdeki bir takım beyinsizlerin işlediği yüzünden hepimizi helâk edecek misin? Bu iş senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini saptırırsın, dilediğini de doğru yola iletirsin. Sen bizim sahibimizsin, bizi bağışla ve bize acı. Sen bağışlayanların en en iyisisin.! Bize bu dünyada iyilik yaz, ahirette de. Şüphesiz biz sana döndük. Allah buyurdu ki:”Kimi dilersem azabıma uğratırım. Rahmetim ise herşeyi kaplamıştır (Rahmet Allah’ın Zâtı’nın gereğidir, azap ise kulların günahlarının gereğidir.) Onu (rahmeti) sakınanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım.”[23]

İbrahim (as)’ın, İsa Peygamberin Allah (cc)’a gönülden ve samimi yakarışları, O’ndan bir rahmetle asilerin bile kurtuluşlarını dilemeleri, ne büyük bir şefkat ve engin bir merhametin eseridir. “Şimdi kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, Sen gerçekten çok bağışlayan pek esirgeyensin.”[24] İsa Peygamber’in de:” Eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin.”[25]

Atamız Adem (as)’in, zellesinden dolayı Cenâb-ı Hakk’tan samimi mağfiret talebi, “Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik.Eğer bizi bağışlamaz, bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.”[26] niyazı Allah (cc)’a candan teslimiyetin örneğidir.

Alemdar-Ali Ramazan Dinç Efendi (ks)

Dipnotlar:

1- Tirmizi, Nesâi, İbn Mâce
2- Mutaffifin, 14
3- Kaf, 16
4- Necm, 23
5- Yusuf, 53
6- En-İnfitar, 6
7- Fatır, 5
8- Hicr, 39
9- Bakara, 95
10- Âli İmran, 185
11- Rad, 26
12- En’am, 116
13- Lokman, 13
14- Araf, 23
15- Âl-i İmran, 117
16- Asr, 1-3
17- Zümer, 53
18- Beyzavî, c.2, s.363
19- Tevbe, 114
20- Yusuf, 86
21- Et-Terğib vet-Terhib, Muslim
22- Hud, 115
23- Araf, 155-156
24- İbrahim, 36
25- Maide, 118
26- Araf, 23

 

Ayrıca kontrol et

Gâlibiyet Îmandadır

Gâlibiyet Îmandadır Alemdar Altı Gün Savaşı, diğer adlarıyla 1967 Arap-İsrail Savaşı, Üçüncü Arap-İsrail Savaşı, Altı …