Anasayfa / Kategoriler / Aktuel / Teslimiyet

Teslimiyet

Enbiya-i izam ve evliya-i kiram, kendilerini yaşatan, hakkı gösteren, yediren, içiren, dertlere deva veren, öldükten sonra dirilten, bağışlayan, ilim hikmetle donatan Halik-ı Zülcelâle her an teslim olmuşlar[1] ve halkı da O’na itaata gece gündüz demeden davet etmişlerdir. “Nuh (a.s) dedi ki: “Ey Rabbim ben kavmimi gece ve gündüz (imana) davet ettim.”[2]

İbrahim (a.s) oğlunu kurban etmekle, oğlu İsmail (a.s) de boğazını bıçağa teslim etmekle, Allah’a bağlılığının en güzel örneğini göstermiştir.

“Ve (bir gün, çocuk, babasının tutum ve davranışlarını anlayıp paylaşacak olgunluğa eriştiğinde babası şöyle dedi:”Yavrucuğum! Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm: bir düşün ne dersin?” (İsmail): “Babacağım” dedi, “Sana emredilen neyse onu yap. İnşallah beni sıkıntıya göğüs gerenler arasında bulacaksın.Fakat ikisi, Allah’ın emri (olarak gördüklerine kendilerini teslim edince ve İbrahim) onu yüzüstü yatırınca kendilerine seslendik:”Ey İbrahim, sen şimdiden o rüya(nın amacı)’nı yerine getirmiş oldun. İşte iyilik yapanları Biz böyle mükafatlandırırız. Çünkü bu gerçekten apaçık bir sınama idi.” Ve fidye olarak O’na büyük bir kurban verdik. Böylece O’nun sonraki kuşaklar tarafından şöyle hatırlanmasını sağladık:”İbrahim’e selam olsun. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o bizim gerçekten inanmış kullarımızdandı.”[3]

Hz. İbrahim (a.s) Nemrud’un ateşine atılırken “Hasbünallahü ve ni’mel-vekil’ Rabbim bana yeter, O ne güzel vekildir tesbihiyle, Yakub (a.s) da ‘Ben büyük kederimi ve hüznümü ancak Allah’a şikayet ediyorum.”[4] sözüyle Allah’a candan teslimiyetini ifade ediyordu.

“Göz açıp yumuncaya kadar, ondan daha az bir zaman da olsa beni nefsime teslim etme” buyuran Efendimiz (s.a.v)’in, Bedir’den irtihaline kadar kılıcını kınına sokmadan yaptığı cihad taatini, dalıp dalıp kendisinden geçmesine rağmen, ashabın kolları arasında mescide gelerek cemaate devamını ve bütün hayatını yaşantımızda göstermektir teslimiyet.

“Andolsun ki, Rasulullah’da (ihlasında, cihadında ve sabrında) sizin için, Allah’a ve ahir gününe kavuşmayı umanlara ve Allah’ı çok zikredenlere  mükemmel bir örnek vardır.”[5]

Sahabe-i Kiram’ın, Rasulullah’ın mübarek dizlerinin önünde “fedake ebi ve ümmi Ya Rasülallah” anam, babam, canım sana kurban olsun demeleridir teslimiyet.

Çok az bir zamanda gerçekleşen Miraç hadisesi, müşrik kafalarına ters düşerek “Söyle Ya Ebubekir! Mekke ile Kudüs arası ve bir de sema katları, gecenin az bir kısmında nasıl gerçekleşir” sorusuna:”Bunu iddia eden Muhammed (s.a.v)’se, değil bu kadarı, daha da fazlasına inanırım.” diyen Ebubekir (r.a)’e, “sıddık” lakâbını verdiren cevaptır teslimiyet.

Rasülullah’ın hükmüne razı olmayan münafığa, abasının altına gizlediği kılıçla bileğini keserek ders veren Hz. Ömer (r.a)’e, “Faruk” lakâbını bahşeden müjdedir teslimiyet.

Hakkında inen ayetlerle Hz. Ömer (r.a) tebşire layık olduğu gibi Rasülullah (s.a.v)’ın da övgüsüne mazhar olmuştur. “Cenâb-ı Allah kelime-i hakkı (haksözü) Hz. Ömer’in lisan ve kalbine koymuştur.”[6]

“Hayır; Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiği hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam mânâsıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar.”[7] ayetiyle Hz. Ömer (r.a)’in münafığa verdiği ders öğülmüştür.

“Dininden vazgeçmezsen güneşin karşısına oturur, ne yer, ne içerim, seni anne katili ilan ederim.” diyen anasına:”Yüz tane canın olsa hepsini de böyle feda etsen yine dinimden dönmem” diyen sahabenin kalbinde kökleşen imandır teslimiyet.

İman ve şirk için getirmiş olduğu misalde Rabbimiz (c.c): ‘Görmedin mi Allah nasıl bir misal getirdi: Güzel bir sözü’ (Lâ ilahe illallah) kökü yerde sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzetti. O ağaç, Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. Kötü bir sözün misali (küfür sözü), gövdesi yerden koparılmış, o yüzden ayakta durma imkânı olmayan bir ağaca benzer. Allah Teâlâ, sağlam söze (Tevhid’e) iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sapasağlam tutar. Zalimleri ise Allah sapıtır. Allah dilediğini yapar.” [8]

Teslimiyet; “Hayye alelcihad!” haydin cihada nidasında, daha gerdeğe yeni giren sahabenin, emr-i Muhammediye uymak için, gusletmeye bile fırsat bulamadan kılıcını kuşanıp koşmasıdır.

Sıddık-i Azam’dan son halife Abdülmecid’e kadar, Allah ve Rasulüne tabi olduğumuz müddetçe bize uyun emr-i ilahisidir teslimiyet.

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ulu’l-emr’e de itaat edin. Eğer her hangi bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz, Allah’a, ahirete gerçekten inanıyorsanız, onu Allah’a ve Rasul’e götürün. Bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.”[9]

Dakyanus’un zulmünden kaçıp, bizi duyurmasın diye defalarca koğulan, “siz kimin kuluysanız ben de O’nun kuluyum” diyen Kıtmir’le, Tevhit inancından vazgeçmeyen yedi gencin, bir mağaraya sığınarak azimetle, amel ve imanda güç ve kuvvetidir teslimiyet.

“Biz sana onların (Ashab-ı Kehfin) başından geçenleri gerçek olarak anlatıyoruz. Hakikaten onlar, Rablerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetini artırdık. Onların kalplerini metin kıldık. O yiğitler ayağa kalkarak dediler ki: “Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başka bir ilaha yalvarmayız. Bu takdirde saçma sapan konuşmuş oluruz.”[10]

Kainatta bulunan her şey, ister istemez O’na teslimdir. Irmaklar akışını, şimşekler çakışını, çiçekler kokusunu, hücreler dokusunu, ay, güneş çırasını, her varlık kendisini, “kün” emriyle yaratan Halik-ı Zü’lcelâl’e teslim ederler.

“Bir şey yaratmak istediği zaman O’nun işi, o şeye “Ol” demektir, o şey derhal oluverir. Her şeyin mülkü kendinde olan Allah’ı teşbih ve takdis ederim. Siz sadece O’na döndürüleceksiniz.”[11]

“Göklerde ve yerdekiler, ister istemez (mü’minler gönüllü olarak, kâfirler istemeyerek) O’na teslim olduğu halde onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki O’na döndürüleceklerdir.”

Alemdar-Ali Ramazan Dinç Efendi (ks)

Dipnotlar:

[1] Eş-Şuara, 78-83
[2] Nuh, 5
[3] Es-Saffat, 102-110
[4] Yusuf, 86
[5] Ahzab, 21
[6] Camiussağir
[7] Nisa, 63
[8] İbrahim, 24-27
[9] Nisa, 59
[10] Kehf, 13-14
[11] Yasin, 82-83
[12] Al-i İmran, 83

Ayrıca kontrol et

Gâlibiyet Îmandadır

Gâlibiyet Îmandadır Alemdar Altı Gün Savaşı, diğer adlarıyla 1967 Arap-İsrail Savaşı, Üçüncü Arap-İsrail Savaşı, Altı …