Anasayfa / Editör'ün Seçtikleri / Mü’minin Baharı Olan Kışı Isıtmak

Mü’minin Baharı Olan Kışı Isıtmak

Mü’minin Baharı Olan Kışı Isıtmak
Prof. Dr. Ali Akpınar

Aslında Yüce Yaratıcı’nın yarattığı her şey özel ve güzeldir. O’nun her yarattığında sayısız hikmet vardır. O’nun mevsimleri de hikmet ve güzellik doludur. Yazıyla kışıyla, baharıyla güzüyle her mevsiminin ayrı güzelliği vardır. Her mevsim de güzeldir, her zaman da. Kış mevsimi de yağan karıyla ve soğuğuyla özel ve güzeldir.

Onun için, ne kadar soğuk ve meşakkatli olsa da O’ndan gelen her şeye gönülden râzıyız ve O’nun var ettiklerindeki hikmetleri görebilmek için gayret ederiz. Çünkü biz mü’minler, her şeye hikmet nazarıyla bakan ve her şeyi güzel gören, yağan yağmur tânelerine elbisesini ve bedenini açan ve “Bu yağmur, Rabbimden yeni geliyor / Rabbimin henüz yeni yarattığı bir rahmetidir.” (Müslim) diyen Peygamberin ümmetiyiz. O şöyle buyurur:

“Kış mevsimi, mü’minin baharıdır. Zîrâ onun gecesi uzundur, kıyâm eder namaz kılar; gündüzü kısadır, oruç tutar.” (Ahmed, Beyhakî) Evet, kış mevsimi mü’minin baharıdır, onda çeşitli ibâdetler renk renk çiçek açar. Onda yağan karlar, boşalan ve azalan yeryüzü su hazînelerini doldurur, toprağı canlandırır ve münbit hâle getirir. Ondaki soğuk pek çok zararlı şeyleri öldürür. Soğuk nîmeti bize sıcak nîmetinin kıymetini hatırlatır.

O’nun eğitiminden geçen güzel insanlar da kâinata aynı gözle baktılar ve duygularını şöyle dile getirdiler:

İbn Mes’ud, kış mevsimini şöyle karşılardı: Merhabâ uzun gecesiyle ibâdet edilen, kısa gündüzüyle oruç tutulan, kendisinde bereket inen ey kış mevsimi!

Ubeyd b. Umeyr şöyle derdi: Ey Kur’ân ehli, kış gelince geceleriniz uzadı Kur’ân okuyasınız diye, o halde okuyun. Gündüzleriniz kısaldı oruç tutasınız diye, o halde oruç tutunuz.

Yahya b. Muaz: Ey Müslüman gece uzundur, uykuyla onu kısaltma. İslâm tertemizdir, günahlarınla onu kirletme!

Evet, kış gecelerinde soğukta kalkıp ibâdet etmek ve soğuk suyla abdest almak nefse zor gelir. Ancak ibâdetlerde meşakkat arttıkça sevâbı da artar.

Peygamberimiz aleyhisselâm, kışın alâmet-i farikası olan karın beyazlığını hadislerinde kullanmıştır:

Allâhım beni hatâlarımdan temizle, beyaz elbiseyi kirlerden arındırdığın gibi. Allâhım, hatâlarımı soğuk su ve karla yıka. (Buhârî, Müslim) Soğuk kar suyu, çıkmayan kirleri çıkarır. Bu duâ ile her türlü günah ve hatâdan arınmayı istiyor.

Yine O şöyle buyuruyor: Havzım kardan daha beyazdır. (Müslim) Kevserin suyu kardan daha beyaz, baldan daha tatlıdır. (Tirmizî)

Hacerü’l-Esved cennetten gelmiş bir taştır; kardan daha beyazdı, müşriklerin şirkleri onu kararttı. Aslında bu benzetmeleriyle O, yüzü soğuk olan kar nîmetine güzel gözle bakmayı öğretiyor. Eşyâya mü’mince bakış konusunda bizlere evrensel dersler veriyor.

Kış mevsimi, soğuğu ve karıyla bize Yüce Rabbimizin nelere kâdir olduğunu bir kez daha gösterir. Biz sıcacık evlerimize çekilmişken, soğukta kalan garibanları bize hatırlatır. Onlara yardım etme duygularımızı harekete geçirir.

Yine kış mevsimi sıcak sohbet ve dostlukların oluşmasına vesîle olan fırsatlardandır. İnsanlar soğuğun etkisiyle evlerine çekilerek birbirlerini dinlemeye, birbirlerinin dertleriyle dertlenmeye, birbirlerine faydalı olmaya gayret ederler. Bu meyanda Kur’ân sıcak dostluklardan bahseder: İyilik ve fenâlık bir değildir. Ey inanan kişi: Sen, fenâlığı en güzel şekilde sav; o zaman, seninle arasında düşmanlık bulunan kişinin sıcak bir can dost gibi olduğunu görürsün. (Fussilet, 41/34) Önemli olan kışın soğuğunu sıcak dostlukla ısıtmak; kışın bereket sebebi kar’ını, ibâdet ve tâatle kâra dönüştürebilmektir. Âyet-i kerîme, kötülüğe iyilikle karşılık vermenin gönüllere tesir edeceğini ve düşmanlıkları dostluğa dönüştüreceğini bize öğretiyor. Bir selâm, bir tebessüm, bir güzel söz nice gönülleri fetheder. Biz Müslümanlar, insanları kazanmak için gayret etmeliyiz, kaybetmek için değil. Bu yüzden iyiliğe iyilik her kişinin, kötülüğe iyilik er kişinin işidir denilmiştir. İslâm’ın ilk yıllarında Peygamberimiz’e ve İslâm’a düşman olan, ona olmadık eziyet yapan nice kişi, daha sonra Müslüman olmuş ve İslâm’a ve onun kutlu elçisine dost olmuştur. Bir sahabî Peygamberimiz’e gelerek “Ey Allâh’ın Rasûlü! Benim bir kötü komşum var, bana hep kötülük ediyor, ben de ona aynı şekilde karşılık vereyim mi?” diye sorduğunda Peygamberimiz şöyle cevap vermiştir: “Hayır, sen ona kötülük yapma, unutma ki veren el, alan elden üstündür.” (Tirmizî, Ahmed)

Kur’ân’da cennetlikler anlatılırken o iyiler orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler (76/13) buyurulur. Âyette dondurucu soğuk anlamına zemherîr kelimesi geçer. İlim adamlarımız cehennemde yakıcı sıcak azâbın olduğu gibi, dondurucu soğuk azâbın da olduğunu söylerler. Onun için Peygamberimiz, cennetin havasının ne aşırı sıcak, ne de aşırı soğuk olacağını söyler. (Kurtubî)

Kış mevsimi ve yağışları maddî ve mânevî bereketlere vesîle olsun. Rabbim rahmet yağışlarını üzerimizden hiç eksik etmesin!

Ocak 2020, sayfa no: 8-9

Ayrıca kontrol et

Âfiyet

Âfiyet Alemdar Af ve âfiyet kelimeleri sözlükte şu mânâlara gelir: Af, yapılan bir hatâdan dolayı …