Hayâta Güvenli Bağlanma

Hayâta Güvenli Bağlanma
Asuman Düzgün
 (Psk. Dan. ve Rehber Öğretmen)

İnsanı târif etmenin bin bir çeşit yolu olsa da onu tanımanın yolunun genelde çocukluktan geçtiğini görüyoruz. İnsanın fihristesinin çocukluk çağında yazıldığını ve onu okuyarak kişi hakkında sağlıklı bilgi sâhibi olabileceğimizi yetkin ağızlardan duyuyoruz. Yaşamın herhangi bir döneminde kendimize yük ettiğimiz ve bizim için kapalı olan birçok kapının anahtarının çocukluğumuzda gizli olduğunu, o kapıyı açan maharetli bir ele denk geldiğimizde ancak görebiliyoruz. Bununla ilgili olarak insanın anayurdunun çocukluğu olduğu söylenir. Bu dönemin insan ömrü üzerinde gökyüzü kadar yer kapladığı ve her nereye gitse onu gördüğü, onunla bağlantıya geçtiği ve onun gölgesinde bir kişilik geliştirdiği artık bilinen bir gerçek diyebiliriz.

İnsan hayâtında çok önemli bir yere sâhip olan bu dönem, aynı zamanda kişinin bir başkasına en fazla ihtiyaç duyduğu bir zaman dilimine tekâbül ediyor. Canlılar içerisinde bakım verenine en uzun süre insanoğlunun gereksinim duyduğunu biliyoruz. Benim ‘ben’ olabilmem için sana ihtiyâcım var ilkesi, insanın varoluş sürecinde önemli bir yere sâhip görülüyor. Ben ve öteki şeklinde gerçekleştirilen ilişkiler silsilesi ile hayâta karşı bir duruş, bir bağ oluşuyor. Bir başkası ile kurduğumuz bu ilk bağı, kordon bağıyla annemizle gerçekleştiriyoruz. Doğumla birlikte her ne kadar annemizden ayrılmış olsak da beslenme, sığınma ve güven ihtiyâcımızın karşılanması için bizi bedenen doyurduğu kadar rûhen de doyuracak bir duygusal bağ arayışımız devâm ediyor.

Anne ile başlanan bu bağ kurma çabası daha sonra baba ve diğer insanlar şeklinde devâm ederek hayâta karşı ilişki biçimimizi belirliyor. İlk başta bizi tedirgin edip korkutan şey, gözlerimizi açtığımız bu dünyânın güvenilir bir yer olup olmadığını anlama telâşı oluyor. Kendimizi emniyette hissetmemizi ise annemizle veya temel ihtiyaçlarımızın karşılanmasında aktif rol oynayan kişi ile kurduğumuz ilişki belirliyor. Kendimizi ve diğer insanları nasıl gördüğümüzü belirleyen bu ilk ilişki ve ilk bağ bebeklik döneminde acabâ nasıl sağlıklı bir şekilde kurulabilir? Bu yazımızda bu konuyu ele almaya çalışacağız.

Öncelikle bağlanma ne demektir onu tanımlayalım: Bağlanma, kişinin diğer insanla kurduğu duygusal bir bağdır. Bebek açısından bağlanma ise, bebek ile bakımını yapan kişi arasında güven temelli oluşan bir ilişki biçimidir diyebiliriz. Bu da çocuğun hayâta karşı senkronizasyonunu düzenleyen bir unsurdur. Bağlanma sürecinin bazı kaynaklarda doğumdan îtibâren iki yaşın sonuna kadar devâm ettiği1 ya da ilk 18 ay içinde gerçekleştiği belirtilir.2

Bağlanma kuramı ile bilim dünyâsında isminden söz ettiren John Bowlby’ye göre anne, çocuğun sâdece açlık güdüsünü doyurmak için yöneldiği bir figür değildir. Anne yoksunluğunun çocuğun hayâtında oluşturduğu olumsuzlukları anlattığı bağlanma teorisinde, çocuktaki bağlanmanın yemek kadar, su kadar hayâtî olduğundan bahseder. John Bowlby’nin bu bağlanma kuramını destekleyen bir dizi araştırma ve deney yapılmıştır. Bunlardan bir tânesi de Ainsworth ve arkadaşları (1978) tarafından yapılan ‘Yabancı Durum’ olarak bilinen bir deneydir. Bu çalışmaya göre (12-20 aylık) çocuklar sistemli olarak kısa aralıklarla önce annelerinden ayrılır, sonra bir yabancı ile yalnız bırakılır ve son olarak tekrar anneleri ile bir araya getirilirler. Deney sonucuna bağlı olarak, çocukların ayrılma ve yeniden birleşme ve yabancı ile yalnız kalma durumunda verdikleri tepkilere göre çocuklardaki bağlanma stillerinin farklı olduğunu ortaya koymuşlardır.

Bağlanma güvenli ve güvensiz olmak üzere ikiye ayrılıyor. Güvenli bağlanma, çocuğun ihtiyaçlarının zamânında ve yeterli derecede karşılanması ile gerçekleşiyor. Çocuğun dışa vurduğu her tepkinin bakım vereninde mâkes bulması ve onda bir karşılığının olduğunu görmesi güvenli bağlanmada önemli bir yer tutuyor. Kendisinin değerli olduğu hissi ile olumlu bir benlik geliştiriyor. Güvenli bağlanmada olumlu benlik, olumlu başkaları modelini esas alarak insanlarla güven temelli bir ilişki geliştiriyor. Güvenli bağlanmanın olabilmesi için bakım veren kişinin bebeğin ihtiyaçlarının karşılanmasında tutarlı olması gerekiyor. İhtiyaçları bâzan karşılanıp bâzan karşılanmayan çocuğun zihninde güvensizlik oluşuyor. Ya da bu dönemde temel ihtiyaçlarını ağlama ile bildiren bebeğin ağlamasının ciddiye alınmaması yine güven duygusunu zedeleyebiliyor. Güven duygusunun olmadığı bir durumda ise âidiyet hissi gelişemiyor. Bebeğin kendi fıtratını ortaya koyabilmesi için ise bulunduğu âile ortamına kendisini âit hissetmesi önemli görülüyor.

Güvenli bağlanan çocuk ileriki yaşantısında içten, samîmî ilişkiler kurarak tutarlı davranışlar gösterme, yaşama karşı pozitif bir bakış açısı geliştirme becerisi ortaya koyabiliyor. Bu kişilerin aynı zamanda, karşısındaki insanın duygu dünyâsına temâs edebilen, empati becerisi gelişmiş insanlar oldukları görülüyor. Güvenli bağlanma ilişkisi çocuğa sağlıklı bir psikolojik gelişim imkânı da sağlayabiliyor. Güvenli bağlanan sağlıklı çocukların sâdece insana değil eşyâya, bitkiye, hayvana ve içinde yaşadığı kâinâta karşı nezâketle davranan ve onlarla uyum içinde yaşayan kişiler oldukları görülüyor. Bir diğer bağlanma türü olan güvensiz bağlanmada ise, ihtiyaçları yeterince karşılanmadığı için bebeğin yaşamsal bir kaygı duymaya başladığı görülür. Kişisel değersizlik duygusu ile örselenen bu çocuklar sosyal ilişkilerde çekingen, kaygılı ve gergin olabiliyorlar. Aynı zamanda kararsız ve karamsar bir kişilik örüntüsü geliştirmeye eğilim gösterebiliyorlar.

Çocukların 0-2 yaş döneminde güvenli bir bağlanma gerçekleştirmeleri için âile içinde ilk deneyimleyecekleri duygu güven duygusudur. Çocuğun, “âilem benim fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarımı yeterince karşılıyor ve beni olduğum gibi kabûl ediyor” fikrine sâhip olmasını sağlayacak ev ortamı hazırlamak onlara güvenlik hissiyâtı verecektir.

Yine çocuklarda güvenli bağlanmayı tesis etmede anne ile bebek arasındaki tensel temas önemli bir yer tutar.3 Çocuk anneyi emerken onunla sâdece midesini doyurmaz; teninden de beslenerek rûhen de bir doygunluğa ulaşır. Bununla ilgili Harry Harlow’un gerçekleştirdiği ‘maymun deneyi’ bulunmaktadır. Bu deneyde anne maymun maketleri kullanılarak yavru maymunların tercihlerini etkileyen değişkenler saptanmaya çalışılmıştır. Deneylerde yer alan anne maymun maketlerinin bir kısmı yapay olarak ısıtılmış, diğerleri soğuk olarak bırakılmıştır. Deney, yavru maymunların ısıtılmış anne maketlerini seçtiklerini göstermektedir.4 Bu deneyde anne kucağını çağrıştıran maketlerin tercîh edilmesinde, anne ile kurulan sıcak ten temâsının önemi görülmüştür. Bebeğin anne tarafından kucaklanması güvenli bağlanmanın gerçekleşmesine yardımcı olacaktır. Bu konuda son zamanlarda üretilen ve anne kucağının yerine konmaya çalışılan her türlü bebek ürünlerini bir gözden geçirmek gerekir diye düşünüyorum. Güvenli bağlanma için özellikle bakım veren kişinin bebekten uzun süreli ayrılıktan kaçınması gerekir. Yine bu dönemde bebeğe bakım veren kişilerin çok sık değiştirilmemesi de tavsiye edilen konulardan bir tânesidir.

Yine güvenli bağlanma için bebeğin verdiği tepkilere duyarlı davranmak büyük önem arz eder. Duyarlı bir bakım verenin (güvenli bağlanmayı temsîl eden figür) bebeğin mesaj ve sinyallerini algılayıp doğru yorumlayarak, ihtiyâcın ertelemeden istenildiği oranda karşılanması için çaba göstermesi gerekir. Bu dönemde çocukla temâs içeren oyunlar oynamak da faydalı olacaktır. Annenin kendi sesi ile ninni söylemesi, göz temâsı kurması, gülümsemesi ve çocuğun gülümsemesine ayna olması güvenli bağlanma için önemlidir.

Son olarak diyebiliriz ki, bireyin sağlıklı bir kişilik yapısına sâhip olması için, onun bakımından sorumlu ebeveynlerin çocuğun her gelişim evresinin karakteristik özelliklerini bilmesi faydalı olacaktır. Çocuğa karşı sergilenen tutum ve davranışlarda o dönemin ihtiyaçlarının neler olduğunun bilinerek hareket edilmesi; ruh sağlığı yerinde, sağlam ve sağlıklı bir neslin oluşmasına zemin hazırlayacaktır. Zîrâ her dönemde karşılanmayan ihtiyaçlar ileride sağlıksız bir hâl olarak karşımıza çıkmaktadır. Vaktinde bakım vereniyle güvenli bağlanmayı gerçekleştirebilen bebeklerin hayâta daha sağlam tutunduklarından yola çıkarak, ayakları yere sağlam basan ve hayâta sımsıkı bağlanabilen çocuklar yetiştirebilmek duâsıyla diyelim…

Kaynakça
1 Yavuzer, H., Çocuk ve Suç, Sayfa: 109, Remzi Kitabevi, İstanbul, Ekim, 1998
2 Güneş, A., Güvenli Bağlanma, Sayfa: 18, Timaş Yayınları, İstanbul, 2014
3 Güneş, A., Güvenli Bağlanma, Sayfa: 38, Timaş Yayınları, İstanbul, 2014
4 Aydın, Ayhan, Eğitim Psikolojisi, Sayfa: 82, Ankara, Ağustos, 2007

Şubat 2020, sayfa no: 60-61-62-63

Ayrıca kontrol et

İstikâmet

Her huy istikamete muhtaçtır. İstikamet ise hiç bir şeye muhtaç değildir. Cömertlikte aşırıya kaçmak israftır. …