Anasayfa / Kategoriler / Aktuel / Dünyâda Siber Savaş Büyüyor

Dünyâda Siber Savaş Büyüyor

Küresel güç mücâdelesi, ABD’nin Almanya ve İran’a, Rusya’nın da ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’ya siber yollarla müdahale ettiği iddialarıyla ayyuka çıktı.

Dünyâ gündeminde son zamanlarda sık sık yer alan “siber savaş” ve “siber saldırı” kavramları, uluslararası siyâsetin ve küresel güç mücâdelesinin önemli bir parçası hâline geldi.

Siber savaş, güvenlik uzmanları tarafından “bir ülkenin veya örgütün internet veya bilgisayar ağları üzerinden başka bir ülkeye âit bilgisayar ağlarına sızması” olarak tanımlanıyor. Bu amaca yönelik tekil eylemlere ise “siber saldırı” adı veriliyor. İnternet ve bilgisayar ağlarının muharebe meydanı olarak kullanıldığı bu savaş türünde sanal ortama özgü saldırı biçimleri kullanılıyor.

Siber saldırılar; istihbârat toplama ve câsusluk (espiyonaj), ağ sistemlerine ve ilişkili donanımlara zarar verme (sabotaj) veya propaganda ve manipülasyon (yönlendirme) amaçları için düzenlenebiliyor.

NSA’in Elektronik İzleme ve Câsusluk Programları

Siber saldırılar, öncelikle istihbârat toplama ve câsusluk amacına yönelik olarak gerçekleştiriliyor. Normal koşullarda egemen ülkeler arasındaki istihbârat ve istihbârata karşı koyma faaliyetleri savaş kapsamında değerlendirilmiyor. Ancak günümüzde internet üzerinden ve başka ağ imkânlarıyla yürütülen istihbârat toplama faaliyetleri, ülkeler arasında gerginliklere sebep olabiliyor.

Amerikalı eski istihbârat çalışanı Edward Snowden’ın ifşaatlarıyla uluslararası kamuoyunun gündemine gelen, ABD’nin siber istihbârat kurumu Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (National Security Agency-NSA) yürüttüğü elektronik izleme ve siber câsusluk programları bu kapsamda değerlendirilebilecek faaliyetler.

Snowden’ın ifşaatları, NSA’nın “Prism” adlı merkezî izleme programıyla Amerikan internet şirketlerinin elinde bulunan tüm özel iletişim verilerine erişebildiğini ve yabancı ülke vatandaşlarına âit tüm internet yazışmalarının mahkeme izni olmaksızın bilgi toplamak için kullanılabildiğini ortaya çıkardı.

Yine Snowden’ın açıklamaları, NSA’nın “Stateroom” adı verilen program kapsamında yurt dışındaki ABD büyükelçilikleri içinde kurduğu gizli birimlerle yabancı başkentlerde sinyal istihbâratı topladığı, söz konusu birimlerin bulundukları ülkelerin hükümet binâlarını gizlice dinlediği ve kayıtlar tuttuğunu gösterdi.

Snowden’ın yayınladığı örgüt içi belgeler, Amerikan istihbâratının Almanya Başbakanı Angela Merkel’in telefonunu dinlediğini açığa çıkardı. Olay iki müttefik ülke arasında krize sebep oldu. Şansölye Merkel, NSA’nın dinleme faaliyetlerini Doğu Alman istihbârat örgütü Stasi’nin geçmişte kullandığı yöntemlere benzetti.

İran’ın Nükleer Programına “Stuxnet” Darbesi

Günümüzde sanâyi makinelerinin, uyduların, savunma sistemlerinin ve ulaştırma, haberleşme, enerji gibi milyonlarca insanın hayâtını etkileyen altyapı donanımlarının bilgisayar ağları aracılığıyla işletiliyor olması, siber saldırıların etkisini sanal ortamdan fizikî dünyâya taşıyor. Siber güvenlik uzmanları 2010’da “Stuxnet” adlı kötü amaçlı bir yazılımın dünyâ üzerinde binlerce fabrika bilgisayarlarına bulaştığını keşfetti. Microsoft işletim sistemlerini ve Siemens yazılımlarını kullanan fabrikalardaki makine kontrol sistemlerine bulaşan kötü amaçlı yazılım, makinelerin çalışmasını durdurarak üretimi sekteye uğratmak amacıyla tasarlanmıştı.

Her ne kadar taraflardan hiçbiri resmen kabûl etmese de, kötü amaçlı yazılımın ABD ve İsrail tarafından, İran’ın nükleer programını hedef almak için üretildiği ortaya çıktı. Fabrikalardaki montaj hatları, robot kolları ve santrifüj gibi donanımları kontrol eden aygıtlara bulaşan Stuxnet’in, İran’daki nükleer tesislerde radyoaktif madde ayrıştırmakta kullanılan santrifüjlerin, kapasitelerinin üzerinde dönerek bozulmasına yol açtığı iddia edildi.

“New York Times” gazetesi, olayı “modern ekonomilerin temelini oluşturan kritik sanayi altyapısına yönelik ilk siber saldırı” diye duyurdu. Stuxnet saldırısıyla ilk kez siber saldırıların fiziksel dünyâda derin etki yaratabileceği kanıtlanmış oldu. Saldırının yol açtığı tahrîbâtın İran’ın nükleer programını en az 2 yıl geriye götürdüğü ileri sürüldü.

ABD Başkanlık Seçiminde Rus Parmağı

Siber saldırıların propaganda ve manipülasyon için kullanılması da son dönemde sıkça gündeme gelen bir konu.

Özellikle son yıllarda sosyal medya kullanımının giderek yaygınlaşması, interneti yurttaşların siyâsî kanâatlerinin ve tepkilerinin şekillenmesinde önemli bir mecrâ hâline getiriyor. Son dönemde bâzı Avrupa ülkeleri ve ABD ile Rusya arasında yaşanan tartışmalar buna örnek gösterilebilir.

Batılı ülkeler, son dönemde Moskova yönetimini seçim ve referandum gibi kritik süreçlerde kamuoyunu belirli bir yönde biçimlendirmek üzere siber câsusluk imkânlarını kullanmak ve kara propaganda faaliyeti yürütmekle suçladı.

ABD Ulusal İstihbârat Direktörlüğü (ODNI), Ocak 2017’de yaptığı değerlendirmede, Rus hükümetini 2016’nın Kasım ayında yapılan ABD başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti başkan adayı Hillary Clinton’ın seçim kampanyasını baltalayarak rakîbi Cumhuriyetçi Parti adayı Donald Trump’ın seçilmesine yardım ettiğini iddia etti.

Rus askerî istihbârat örgütü GRU’ya bağlı bilgisayar korsanlarının Demokratik Ulusal Komitesi’nin (DNC) ağ sunucularına sızarak Clinton’ın kampanya yöneticisi John Podesta’nın email hesâbını ele geçirdiği ve içeriğini Wikileaks sitesine sızdırdığına dikkat çekildi.

Rus ajanların ayrıca sosyal medyada açtıkları sahte hesaplarla Amerikalı sosyal medya kullanıcılarını kendi kurdukları sahte haber sitelerine yönlendirerek eski Başkan Barack Obama ve başkan adayı Clinton hakkında uydurma haberler yaydıklarına işâret edildi.

Öte yandan Rusya’nın Avrupa Birliği’nden ayrılma (Brexit) referandumu sırasında İngiltere’de ve seçimlerde Fransa ve Almanya’da benzer girişimlerde bulunduğu ileri sürüldü.

Kaynak: AA

Nisan 2019, sayfa no: 14-15-16

Ayrıca kontrol et

Seyahat

Seyahat Alemdar Allâhımızın yüce kudretidir ancak gördüklerimiz. Ekseriyetle yolculuğumuz hava yoluyla olmaktaydı. Bu sefer doğuya …