Dünyâ Hayâtını Oyun ve Eğlence Olmaktan Kurtarmak

Hayat düstûrumuz Kur’ân’a göre hayat, dünyâ ve âhirettir. Müslüman iki dünyâyı birlikte görür ve birlikte değerlendirir. Elbette bizim asıl ve kalıcı yurdumuz âhirettir. Ancak, bize âhiret yurdumuzu kazandıracak olan da dünyâ hayâtıdır. Dünyâ bizim sınav yerimizdir. Ölüm de asla yok oluş değil, bir hayattan bir başka hayâta geçiştir. Onun için kültürümüzde ölümün adı, öteki âleme göç etmek, dünyâsını değiştirmek, Dosta/Hakka yürümek, vuslat ve Dosta kavuşmadır. Kalıcı âhiret yurduna göre dünyâ az bir metâdır. Müslüman bu geçici ve azıcık metâa aldanmaz.

Dünyâ hayâtının geçimi âhirete göre pek az bir şeydir.1 Dünyâ hayâtıyla övünenler bilsinler ki dünyâdaki hayat âhiret yanında sâdece bir geçimlikten ibârettir.2

 Dünyâ hayâtı, bize âhireti kazandırdığı sürece önemli ve değerlidir. Onun için Peygamberlerin, İslâm büyüklerinin dünyâsı hayırlıdır, onların dünyâları asla oyun ve eğlence değildir. Dünyâyı âhiret hayâtı için değerlendiremeyenler için ise dünyâ hayâtı aşağılık bir hayat olup oyun ve eğlenceden ibârettir. Âyet ve hadislerde yerilen dünyâ da budur:

Dünyâ hayâtı zâten, sâdece aldatıcı bir geçinmeden ibârettir.3

Size verilen herhangi bir şey, dünyâ hayâtının bir geçimliği ve süsüdür. Allah katında olan daha iyi ve devamlıdır. Akletmez misiniz?4

Dünyâ hayâtı sâdece oyun ve oyalanmadır; âhiret yurdu, sakınanlar için daha iyidir. Düşünmüyor musunuz?5

Şüphesiz bu dünyâ hayâtı geçicidir, ama âhiret, doğrusu işte o, kalınacak yurttur.6

Bilin ki dünyâ hayâtı oyun, oyalanma, süslenme, aranızda övünme ve daha çok mal ve çocuk sâhibi olmaktan ibârettir.7

Bu dünyâ hayâtı sâdece bir eğlence ve oyundan ibârettir. Asıl hayat âhiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler!8

Âyetlerde geçen el-hayâtü’d-dünyâ ifâdesi, aşağılık hayat demektir. Buna göre şâyet bir kimse, dünyâda yaşadığı hayâtı basit, denî ve değersiz şeylerle geçirirse, aşağılık hayâtın adamı olur. Hayâtı aşağılık olmaktan kurtarabilmek için ise, onu iyilik ve güzelliklerle dopdolu olarak yaşamak lâzımdır. Bize Rabbin Rızâsını ve cennetini kazandıracak olan hayat, aşağılık değil âlî bir hayattır. Dolayısıyla bu âyetler, dünyâyı bütünüyle terk etmeyi ve dünyâdan kopmayı değil; dünyâyı âhiretin hizmetinde kullanmayı emreder. Zîrâ dünyâyı ve dünyâlıkları îman sâhibi insanlar sâhiplenip yerli yerince kullanmazsa, bu sefer dünyâ ve dünyâlıklar aşağılık kişilerin eline geçecektir.

Hayat anlayışı konusunda asıl yanlış, âhirete karşılık dünyâyı tercih etmek, dünyâya olduğundan fazla değer vermek, onu kalıcı yurdumuz gibi görmek, kısaca dünyevîleşmektir. Yapılması gereken dünyâya dünyâ kadar, âhirete âhiret kadar değer vermektir. Mâdem ki dünyâ sonlu ve geçici yurttur, ona göre değerlendirilmeli; mâdem ki âhiret bizim asıl ve kalıcı yurdumuzdur, ona da o ölçüde değer vermek gerekir.

Onlar âhiret karşılığında dünyâ hayâtını satın alan kimselerdir, bu yüzden azapları hafifletilmez, onlar yardım da görmezler.9 Onlar dünyâ hayâtını âhirete tercih ederler, Allâh’ın yolundan alıkoyup onun eğriliğini isterler. İşte onlar uzak bir sapıklık içindedirler.10 Ama sizler dünyâ hayâtını tercih ediyorsunuz. Oysa âhiret daha iyi ve daha bâkîdir.11

Mü’min iki dünyâya da tâliptir. Sınandığı için bu dünyâya tâliptir. Kendisine öteki dünyâyı kazandıracağı için bu dünyâya tâliptir. Bu yüzden çokça okuduğumuz Kur’ân duâsında iki dünyâyı da istiyoruz. Ama her iki dünyânın da iyilik ve güzelliklerini istiyoruz:

Rabbimiz! Bize dünyâda iyiyi, âhirette de iyiyi ver, bizi ateşin azâbından koru.12 Rabbin sana verdiği şeylerde âhiret yurdunu gözet, dünyâdaki payını da unutma; Allâh’ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap; yeryüzünde bozgunculuk isteme; doğrusu Allah bozguncuları sevmez.13

Zâten iyiler, iki dünyâda da izzetli ve şerefli bir hayat yaşarlar. İslâm’ı yaşamanın kazanımı hem dünyevî hem de uhrevîdir. Bizler dînin ölçülerine göre bir hayat yaşarsak dünyâmızı da kurtarırız âhiretimizi de. Dünyâmız da izzet ve şeref içerisinde olur, âhiretimiz de izzetli ve cennetli olur.

İyi bilin ki, Allâh’ın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar Allâh’a inanmış ve O’na karşı gelmekten sakınmışlardır. Dünyâ hayâtında da, âhirette de müjde onlaradır. Allâh’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. Bu büyük başarıdır.14

Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının; bu dünyâda iyilik yapanlara iyilik vardır. Allâh’ın yarattığı yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak ödenecektir.15

Andolsun ki dünyâda İbrâhîm’i seçkin kıldık, şüphesiz o, âhirette de iyilerdendir.16

Dünyâda İbrâhîm’e güzellik verdik, âhirette de o mutlaka iyiler arasında yer alacaktır.17

İbrâhîm’e İshâk’ı ve Ya’kûb’u bahşettik. Soyundan gelenlere Kitap ve peygamberlik verdik. Onu dünyâda mükâfatlandırdık; doğrusu o âhirette de iyilerdendir.18

Melekler demişti ki: «Ey Meryem! Allah sana, Kendinden bir sözü, adı Meryem oğlu Îsâ olan Mesihi, dünyâ ve âhirette şerefli ve Allâh’a yakın kılınanlardan olarak müjdeler»19

Bu yüzden Allah o sâlihlere dünyâ nimetini de âhiret nimetini de fazlasıyla verdi. Allah işlerini iyi yapanları sever.20

Bu dünyâda iyi davrananlara iyilik vardır. Âhiret yurdu ise daha iyidir. Sakınanların yurdu ne güzeldir!21

O hâlde Süleymân rûhuna sâhip olanlara dünyâ ve dünyâlıklar helâl; Kârun’laşanlara ise harâm olsun! Bize âhireti kazandıracak olan dünyâ ve dünyâlıklara Yüce Rabbim bereketler ihsân etsin!

Prof. Dr. Ali Akpınar (Nisan 2016)

Dipnotlar:

[1] Tevbe, 38.

2 Ra’d, 26.

3 Âlu Imran, 185.

4 Kasas, 60.

5 Enâm, 32.

6 Mümin, 39.

7 Hadîd, 20.

8 Ankebût, 64.

9 Bakara, 86.

10 İbrahim, 3.

11 A’lâ, 16-17.

12 Bakara, 201.

13 Kasas, 76-77.

14 Yunus, 62-64.

15 Zümer, 10.

16 Bakara, 13.

17 Nahl, 122.

18 Ankebût, 27.

19 Âli İmrân, 45.

20 Âli İmrân, 148

21 Nahl, 30.

 

Ayrıca kontrol et

İstikâmet

Her huy istikamete muhtaçtır. İstikamet ise hiç bir şeye muhtaç değildir. Cömertlikte aşırıya kaçmak israftır. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.