Ara

Zeyneb Gazâlî ve Zindan Hâtıraları

Zeyneb Gazâlî ve Zindan Hâtıraları

Bu köşede siz saygıdeğer okuyucularımla birlikte, başta sahâbe-i kirâm efendilerimiz olmak üzere yaşadığı zamâna ve mekâna damgasını vurmuş örnek ve önder şahsiyetleri tanımaya çalışıyoruz. Elbette ki biz, bu konudaki kahramanlarımızı asr-ı saâdetten yāni Hz. Peygamber Efendimiz’in çevresindeki o güzel insanlardan seçiyoruz. O güzel insanlar, her türlü iyilikte Hz. Peygamberimizi nasıl örnek aldılarsa, onlardan sonra gelenler arasında da Peygamberimizi ve o güzel insanları örnek alan ve onların dâvâsını bir sonraki nesle aktaran örnek ve önder insanlar vardır; hem erkeklerden hem de kadınlardan vardır, kıyâmete kadar da olacaktır inşâallah. Biz, bu yazımızda sizinle birlikte işte bu insanlardan birini tanıyacağız. Yirminci asrı yirmi birinci asra bağlarken Mısır’da yaşayan bir hanım mücâhideyi tanıyacağız. Bu hanım, Müslüman Kardeşler Teşkilâtı mensuplarının kendisine anne dedikleri Zeyneb Gazâlî’dir. Ne yazık ki biz onu, biraz geç tanıdık; 1980'li yıllarda yayımlanan "Zindan Hatıraları" adlı eseriyle tanıdık. Yazarının bizzat yaşadığı anılarından oluşan bu eser, okuyucusuna İslâmî hareketin içerisinde aktif olarak yer alan, bu konuda kadınlara öncülük eden ve bu uğurda kadın olmasına rağmen akla hayâle gelmedik işkence ve eziyetlere katlanan bir hanım kahramânı tanıtıyordu. Bu büyük hanım kahramânın eserini ilk elime aldığım günün gecesi sabaha kadar uyumamış ve bu eseri gözyaşları ile okumuş, bitirmiştim. Sabahleyin de okuduklarımı bütün çevremle paylaşmış ve onların da bu kitabı bir nefeste okumalarını sağlamıştım.

Zeynep Gazâlî, 02 Ocak 1917’de Mısır’ın Dehakliye vilâyetine bağlı Meyyit Yaîş köyünde doğdu. Babası Ezher Üniversitesi mezunu, dindarlığında samîmî bir pamuk tüccarıydı. Ticârî faaliyetlerinin yanı sıra ilmî faaliyetlere de devâm ediyordu; evini âdetâ ilmin sürekli gündemde olduğu bir medreseye çevirmişti. Hayat hikâyesi böyle bir ortamda başlayan Gazâlî’ye babası “Zeyneb” ismini vermişti. İsminin anlamı gibi o da “babasının süsü” olacaktı. Üç kardeşin en küçüğü olan Zeyneb’in yetişmesine babası husûsî bir ihtimam gösteriyordu. Onu “Nesibe’m” diye severdi. Bu unvânın atıf yaptığı isim, Uhud savaşında gösterdiği kahramanlıkla Peygamber Efendimizin müjdelerine nâil olan hanım sahâbî Nesibe binti Ka’b idi. Babası da kızına bu ufku kazandırmak istiyordu. Nitekim Zeyneb Gazâlî yaptığı fedâkârlıklar, sabrettiği musîbetler ve ortaya koyduğu mücâdeleyle babasının bu ümîdini boşa çıkarmayacaktı.

İyi bir eğitim alan ve tam anlamıyla İslâmî bir terbiye ile yetişen Gazâlî çok sevdiği, karakterini yoğuran ve ömrü boyunca öğrettiği prensiplerden şaşmayacağı öğretmeni olan babasını kaybettiğinde henüz on yaşındaydı. Babasının vefâtının ardından iki ağabeyi ve annesiyle berâber Kahire’ye taşındılar. Zeyneb Gazâlî, burada resmî eğitime başlamak istiyordu. Ne var ki ağabeyleri, kendisiyle aynı fikirde değillerdi. Zeynep, Kahire’de bir kız okulu bularak müdürüyle bizzat görüştü. Babasını tanıyan müdür, kapısını çalan bu küçük kızdaki azmi görünce onun isteğine bigâne kalamadı ve ağabeyleriyle konuşarak okula kaydedilmesini sağladı. Çalışkan bir öğrenci olan Zeyneb, okul derslerinin yanında Ezher hocalarından aldığı özel dersler ve okuduğu kitaplarla da kendini geliştiriyordu. Sınıfları, başarısıyla çifter çifter atladı. On üç yaşına kadar süren resmî öğreniminin ardından fıkıh, tefsir ve hadis alanında Ezher hocalarından özel dersler aldı. On dört yaşından itibâren gazete ve dergilerde yazmaya başladı. Nûru’l-İslâm adlı dergide seri yazıları çıktı. Genç yaşta, feminist Hüdâ Şârâvî’nin başkanlığını yaptığı, kadının örtüyü atmasını savunan Kadınlar Birliği derneğine katıldı. Bu sırada Ezher mensuplarıyla kadın haklarına ilişkin tartışmalar yaptı; ancak İslâmî prensiplere sâdık kalmaya da özen gösteriyordu. Sonunda Ezher Üniversitesi’nde dinlediği konferansların etkisiyle ve bilhassa Muhammed Neccâr’dan edindiği yeni bilgiler sâyesinde bu teşkîlâttan ayrıldı ve yirmi yaşında iken Müslüman Kadınlar Birliği’ni kurdu. Baştan beri fikir birliği içinde olamadığı Şârâvî’nin teşkîlâtından ayrılarak yeni bir teşkîlât kurması ile Zeyneb Gazâlî’nin hayâtında yeni bir dönem başlamış oldu. Onun başkanlığını yaptığı birlik Mısır’da dînî ve siyâsî alanlarda, özellikle de kadın hakları konusunda çalışmalar yaptı, gerçekleştirdiği miting ve protesto eylemleriyle Mısır’ın siyâset gündeminde hayli yankılar bıraktı. 

Henüz yirmi yaşında iken Şeriat Fakültesi konferans salonunda ‘Müslüman Kadınlar Birliği’ni kurduğunu ilân eden Zeyneb Gazâlî, bu birliğin amacını şöyle ifâde eder: “1936 yılında kurulan birliğin amacı; Allâh’ın dâvetini yaymak ve Müslümanların her alanda kendilerine gelmelerini ve İslâm’ın gereğini yerine getirmelerini hatırlatmak, Allah için çalışmalarını sürdürmektir.” Yaptığı çalışmalar ve gerçekleştirdiği eylem ve mitinglerle Mısır genelinde kısa sürede tanınmaya başlayan Zeyneb Gazâlî, 1938 yılında Hasan el-Benna ile tanıştıktan sonra İslâm’ın zaferi için çalışmak üzere biat edip Müslüman Kardeşler Teşkilatı’na katıldı. Bir konferans esnâsında Hasan el-Bennâ’ya; “İslâm’ın zaferi için çalışmak üzere sana biat ediyorum. Allah şâhidimiz olsun. Bu yolda sarf edeceğim en ucuz şey kanım olacaktır” diyerek biat etmiş ve Müslüman Kardeşler Teşkilâtına katılmıştır. 

Teşkilâta katıldıktan sonra İslâmî faaliyetlerde bulunmaya devâm eden Gazâlî, 1951-1958 yılları arasında “Müslüman Hanımlar” isimli haftalık dergiyi çıkarır. 1954 yılında Mısır devlet başkanı Cemal Abdunnasır, Müslüman Kardeşler Teşkilâtı mensuplarını baskı ve zindan ile susturmaya çalışır. Hattâ mallarına el koyup devlet hazînesine aktarır. Bu tasfiye sonucunda Gazâlî’nin eşinin evi dâhil, bütün mal varlığı ve âilenin özel eşyâlarına devlet tarafından el konulmuştur. Birçok teşkîlât üyesi tutuklanmıştır. Zeyneb Gazâlî, 1959 yılında Müslüman Kardeşler Teşkilâtı’nın yeniden faaliyete geçmesinde önemli roller üstlenmiş, mahkûm olan teşkilât üyelerinin âileleriyle yakından ilgilenerek onların ihtiyaçlarını gidermeye çalışmıştır. 1965 yılına geldiğinde ise Müslüman Kardeşler Teşkilâtı’nın birçok üyesiyle birlikte kendisi de tutuklanır ve cezaevinde her türlü işkence ve eziyete mâruz kalır. Sonunda ömür boyu hapse mahkûm edilir. Bir röportajında kendisine her dâim hanım sahâbîlerden Nesibe’yi örnek aldığını söyleyen Gazâlî, hapiste de dik duruşunu bozmamış ve kendisine yakışan cesâret örtüsünü üstünden bir an bile çıkarmamıştır. Cezaevinde altı yıl kaldıktan sonra Suud Kralı Faysal’ın gayretiyle affedilerek 1971 yılının Ağustos ayında hürriyetine kavuşmuştur. Geriye ise hâtıralarında bahsettiği acı anıları kalmıştır. İşte onlardan unutulmayan iki bölüm, iki ayrı hücreden iki ayrı hâtıra:

“Hücrenin koyu karanlığı yuttu beni. Tanık olduğum tuhaflık ve vahşet karşısında, ‘Bismillah, es-selâmü aleyküm’ deyip girdim. Hücre kapısı kilitlendi ve eziyet vermek için yüksek voltajlı lambalar yakıldı. Ansızın 24 nolu hücrenin köpeklerle dolu olduğunu gördüm. Sayısını hatırlamayacağım bir sürü köpek, korkumdan gözlerimi yumdum, ellerimi göğsüme bastırdım. Köpekler beni görür görmez, üzerime üşüştü. Her tarafımdan ısırmaya, bedenimi kemirmeye başladılar. Başıma, ellerime, göğsüme, sırtıma her biri bir yandan saldırıyordu. Isırdıkları yerimin yaralarını, acısını hissedebiliyordum. Yalnızca korkunun şiddetinden gözlerimi bir an açtım, gördüğüm manzaranın dehşetinden hemen kapattım. ‘Bismillah, yâ Allah’ diye başlayarak, Allâh’ın tüm güzel isimlerini bir bir okumaya başladım. Bitince bir kez daha tekrarladım. Köpekler bedenimin her yanını aralıksız tırmalıyor, dişliyor, üzerime yükleniyorlardı. Azı dişlerini kafamın derisinde, kolumda, sırtımda, bacaklarımda hissediyordum. Bu korkunç ortam karşısında Rabbime yakarmaya, seslenmeye başladım: ‘Allâh’ım! Kendinle meşgûl et ki başkalarıyla uğraşmayayım. Ey tek olan Ehad ve Samed olan Rabbim! Sen beni meşgûl et ki yalnız Seninle olayım. Beni bu korkunç ortamdan kurtar. Senden başkasıyla meşgûl olmaktan alıp, beni kendinle meşgûl et, vereceğin huzur ve güvenle kuşat beni! Senin yolunda, senin sevginle, senin hoşnutluğunla, senin muhabbetinle şehâdeti bana nasîp et. Ey Allâh’ım! Mü’minlerle birlikte benim de ayaklarımı sâbit tut. Bizlere güven ve sabır ver!’ Tüm bunları kalbimden okuyordum. Köpekler sürekli vücûdumu ısırıyor, kemiriyorlardı. Saatler geçti, kapı açıldı ve hücreden çıkarttılar beni.” 

“34 nolu zindan kabir gibi dar, karanlık ve korkunç bir yer; yāni tam bir hücre. Benim yanıma iki köpek vererek kapıyı kilitlediler. Teyemmüm ettim, namaz kıldım. Kıblenin bile ne tarafta olduğunu bilemiyordum. Bir namazı bitiriyor, diğerine duruyordum. Allâh’a beni bu zālimlerin belâsından kurtarması için duā ediyor, yalvarıyordum. Rükûda, secdede, köpekler üzerime tırmanıyor, başımı, el ve ayaklarımı, yüzümü tırmalıyordu. Öldürmeden sâdece acı çektirmek için eğitilmişlerdi. Ben ise duā ve istiğfar, yalvarma ve yakarma ile Allâh’a el açıyordum. Bir saat sonra kapı açıldı ve köpekler çıkarıldı. Beni hastaneye kaldırdılar.” 

Zeyneb Gazâlî, çağdaş âlimlerden Hafız Ticânî ile evlendi; onun vefâtından sonra ise hayırsever ve zengin bir kişi olan Seyyid Muhammed Sâlim ile evlendi. Bu evliliklerinden hiç çocuğu olmadı. İhvân’a mensup herkes ona ‘ana’ diye hitâb ederdi. Bütün müslümanlar onun çocuğu; o da bütün müslümanların anasıydı. Hapisten çıktıktan sonra hayâtını Suudi Arabistan, Pakistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Cezayir, Türkiye, Sudan, Hindistan, Almanya, Fransa, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Avusturya ve İspanya gibi birçok ülkede tebliğ ve irşad faaliyetlerinde bulunarak geçiren Gazâlî, geride yetiştirdiği binlerce genç, sayısız konferans ve makale bırakmış, kitapları ile hâlen tebliğine devâm etmektedir. ‘Eyyâm min-Hayâtî’ isimli kitap, onun unutulmaz eserinin adıdır. Pek çok kere baskısı yapılan bu eser, çeşitli dillerin yanında Türkçe'ye de 'Zindan Hatıraları' adıyla çevrilmiş olup yazarın cezaevi hâtıralarından oluşmaktadır. İlk defa 1984 yılında Madve Yayınları tarafından neşredilen bu eseri herkese, özellikle bu asırda İslâm adına derdim var diyenlere bu yaz tatilinde okumalarını tavsiye ediyorum.

Ağustos 2026, sayfa no:42-43-44-45

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak