Âile, insanın hayatta karşılaştığı zorluklara karşı en güçlü sığınağıdır. Bir toplumun sağlam ve huzurlu bir yapıya sâhip olabilmesi, temelde âile kurumunun güçlü olmasına bağlıdır. Temeli sağlam atılmış her âile, içinde bulunduğu topluma güven, düzen ve istikrar kazandırır. Bu sebeple toplumların geleceğini korumanın yolu, önce âileyi korumaktan geçer. Âile güçlü olduğunda toplum da doğal olarak bir koruma kalkanına sâhip olur.
İslâm’ın temel kaynakları olan Kur’ân ve sünnete baktığımızda da âilenin sağlam temeller üzerinde kurulmasına büyük önem verildiğini görmekteyiz. Allah Teālâ’nın insanlara kendi türlerinden eşler yaratmasını, aralarına sevgi ve merhamet koymasını kendi varlığının delillerinden biri olarak göstermesi, evlilik kurumuna verilen değerin en net ifâdesidir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur:
“Kendileriyle huzur bulmanız için size kendi türünüzden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun varlığının delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.”1
Bu âyet bize, insanın aradığı huzûru en doğal şekilde eşinde bulabileceğini hatırlatır. İslâm’da “eş” kavramı, sahîh bir nikâh ile kurulan âile birliğindeki kadını ve erkeği ifâde eder. Bu birliktelik, insanın yaratılışına uygun bir düzen olduğu için huzûrun kaynağı olarak sunulmuştur. Âile dışında ve meşrû olmayan ilişki arayışlarının huzur değil, aksine toplumsal çalkantı ve bireysel yıkım getirdiği târih boyunca tecrübeyle sâbittir.
Âyetin devâmında Allah Teālâ’nın eşlerin arasına sevgi ve merhamet koyması özellikle vurgulanır. Bu ilâhî hediye, âileyi bir sevgi yuvasına dönüştürmekte ve toplumun çekirdeğini ayakta tutmaktadır. Sevgi ve merhametin eksik olduğu âilelerde huzûrun da eksik olması kaçınılmazdır. Oysa sevgiyle kurulmuş ve merhametle devâm eden âileler, toplumun huzur dolu yapısının temel taşlarını oluşturur.
Bugün toplumsal sorunların büyük bir bölümünün âile yapısındaki bozulmalardan kaynaklandığını görüyoruz. Bu nedenle güçlü bir toplum istiyorsak önce âile kurumunu güçlendirmeli, sevgi ve merhametin hâkim olduğu yuvalar oluşturmalıyız. Çünkü huzurlu âileler, sağlıklı toplumların vazgeçilmez temelidir.
Evlenip Âile Olmanın Kur’ân ve Sünnetteki Yeri
Kur’ân-ı Kerîm, insanın yaratılışına dikkat çekerken yukarıda da belirttiğimiz gibi onun bir erkek ve bir kadından meydana geldiğinin altını çizer.2 Bu iki cinsin bir araya gelerek sahîh bir nikâhla âile kurması, sâdece bireysel bir tercih değil; toplumların oluşmasına, insanların birbirini tanımasına ve huzurlu bir düzenin kurulmasına vesîle olan ilâhî bir hikmettir. Bu yönüyle âile, insan hayâtının merkezinde duran en temel kurumdur.
Bazan insanlar geçim sıkıntısı gibi kaygılarla evlilikten uzak durabiliyor. Oysa Kur’ân, bu endîşeyi yersiz kılar. Yüce Allah, evlenmek isteyen kullarını kendi lütfuyla zenginleştireceğini şöyle bildirir: “Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve câriyelerinizden sâlih olanları nikâhlayın. Eğer fakir iseler, Allah onları kendi lütfundan zenginleştirir. Allah, yardımı çok kapsamlı olandır, her şeyi bilendir.”3 Bu âyetin ortaya koyduğu hakîkate îmân edenlerin Allâh’ın lütfuyla lütuflandıklarına zaman zaman bizler de şâhit olmaktayız.
Sünnet ise evliliğin toplumsal huzûru koruyan yönünü açıkça ortaya koyar. Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurur: “Sizin hoşnut olduğunuz din ve ahlâk sâhibi biri size (kız istemeye) geldiğinde, onu evlendiriniz. Eğer bunu yapmazsanız, yeryüzünde fitne ve büyük bir fesat olur.” Ashab: “Ey Allâh’ın Resûlü! Eğer o kimsede (başka bir kusur) varsa da mı?” dediler. Resûlullah (sav) buyurdu: “Size din ve ahlâkı hoş gelen biri geldiğinde onu evlendiriniz.” (Bu sözü üç defa tekrarladı.)4
Bu âyet ve hadisler bize şunu gösteriyor ki evlilik, sâdece iki insanın hayâtını birleştirmesinden ibâret değildir. Âile, toplumun huzûrunu, ahlâkını ve düzenini ayakta tutan bir sığınaktır. Bu yüzden İslâm, evliliği teşvîk eder; âileyi ise korunması gereken bir emânet olarak görür.
Huzurlu Âileler Kurulmasının Önündeki Engeller
Târih boyunca âile kurma süreci farklı dönemlerde farklı engellerle karşılaşmıştır. İnsan, bireysellikten âile olmaya doğru adım atarken her çağın kendine özgü zorluklarıyla yüzleşmiştir. Bugün de benzer bir durum söz konusudur; modern hayâtın getirdiği şartlar, ekonomik kaygılar ve toplumsal beklentiler âile kurmayı zorlaştıran unsurlar arasında yer almaktadır. Ancak bu engeller, neslin devâmını sağlayan ve toplumun temelini oluşturan âile kurumundan vazgeçmek için bir gerekçe olamaz. Çünkü insanın olduğu her yerde imtihan vardır ve bu imtihanların hikmeti, onları doğru bir şekilde aşabilmektir.
Gereksiz ve Gösterişli Düğün Masrafları
Günümüzde âile kurulmasının önündeki en belirgin engellerden biri, düğün masraflarının gereksiz yere artırılmasıdır. Elbette düğünlerin tamâmen masrafsız olması beklenmez; bu, hayâtın doğal akışına da uygun değildir. Ancak ölçünün kaçırılması, çiftlerin daha evliliğin başında ağır borç yükü altına girmesine yol açmaktadır. Bu durum, evlilik çağındaki pek çok gencin maddî kaygılar sebebiyle evliliğe adım atmaktan çekinmesine zemin hazırlamaktadır.
Bu noktada ölçü, Peygamber Efendimiz’in şu hikmetli sözünde saklıdır: “Evliliklerin en bereketlisi, külfeti (masrafı) en az olanıdır.”5 Bu hadis hem âile kurmak isteyen gençlere hem de onlara destek olması gereken topluma önemli bir hatırlatma niteliğindedir. Çünkü bereket, gösterişte değil; sâdelikte, samîmiyette ve kolaylaştırmada gizlidir. Öte taraftan bir yerde gösteriş varsa orada aynı zamanda israf da vardır. İsraf ise “Yiyin, için fakat isrâf etmeyin. Zîrâ O, isrâf edenleri sevmez”6 âyet-i kerîmesince yasaklanmıştır.
Maddî İmkânsızlık ve Ekonomik Kaygılar
Söz maddiyata gelmişken, âile kurmayı engelleyen bir başka önemli faktör de maddî imkânların yetersizliği olarak görülebilir. Ekonomik şartların ağırlaştığı günümüzde birçok genç, evlilik için gerekli temel ihtiyaçları karşılayamayacağı endîşesiyle adım atmaktan çekinmektedir. Bu noktada imkân sâhibi Müslümanların sorumluluğu büyüktür. Nitekim yukarıda kaydettiğimiz “Eğer fakir iseler, Allah onları kendi lütfundan zenginleştirir” âyeti, bu zenginleştirmenin çoğu zaman kullar vesîlesiyle gerçekleşebileceğine de işâret eder. Evlilik çağına gelmiş gençlere maddî destek sağlamak, yapılabilecek hayır ve hasenâtın en değerlilerinden biridir. Elbette câmi, mescid veya benzeri hayır eserleri inşâ etmek kıymetlidir; ancak o câmileri dolduracak, dîni ve ruhsal sağlığı yerinde nesiller yetişmiyorsa bu eserlerin anlamı eksik kalır. Oysa sağlam âile, hem mânevî yönden güçlü bireylerin yetiştiği hem de toplumun huzurla ayakta durduğu en temel yapıdır. Bu sebeple gençlerin evlilik yolunda karşılaştıkları maddî engelleri kaldırmak, aslında geleceğin sağlıklı nesillerine yapılan en büyük yatırımdır.
Aşırı Bireyselleşme ve Özgürlük Algısı
Âile kurulmasının önündeki engellerden birinin de bireyselleşme ve özgürlük algısındaki değişim olduğunu söyleyebiliriz. Modern kültür, bireysel özgürlüğü ve kişisel alanı merkeze alan bir yaşam tarzını öne çıkarıyor. Bu durum, uzun vâdeli sorumluluk gerektiren evlilik fikrinin bazı gençlere “kısıtlayıcı” gelmesine sebep olabiliyor. Elbette bireyselleşme isteğinin tamâmen olumsuz olduğunu iddia edemeyiz; ancak aşırıya kaçtığında âile kurma motivasyonunu zayıflatabileceği kanâatindeyiz.
Sosyal Medyanın Oluşturduğu İllüzyon
Bu konuda bir başka engeli, sosyal medyanın insanlardaki gerçeklik algısını alt üst etmesi olarak belirtebiliriz. Çoğu zaman gerçeği yansıtmayan kusursuz düğünler, mükemmel eş profilleri veya lüks yaşam tarzları gibi paylaşımlar gençlerde “Benim bunları sağlamaya gücüm yetmez, bunları sağlamadan da evlenmemeliyim” düşüncesini tetikleyebiliyor. Bu sahte dünyânın perde arkasını göremeyen gençler, bu illüzyonun büyüsüne kapılarak hayâtî öneme sâhip olan evliliği erteleyebiliyor. Hattâ evli olanlar bile “Biz neden böyle değiliz?” düşüncesine kapılıp mevcut evlilik bağlarına zarar verebiliyor.
Yanlış Eş Seçim Kriterleri
Bir başka husus yanlış evlilik kriterleridir. Bazı gençler eş seçiminde dindarlık, ahlâk, karakter gibi temel ölçüler yerine; dış görünüş, maddî imkân, sosyal statü gibi geçici unsurları öne çıkarabiliyor. Bu da doğru kişiyi bulmayı zorlaştırıyor. Oysa ki yakışıklı/güzel ama dînî hassâsiyeti olmayan, zengin ama ahlâksız olan, mevki-makâm sâhibi ama karaktersiz olan birisiyle bir ömür hayat sürebilmenin nasıl mümkün olabileceği üzerine rasyonel bir şekilde düşünmek gerekmektedir. Nitekim toplumda kurulmuş âilelerin bile yıkılmasına sebep olan temel sorunların başında din, ahlâk ve karakter eksikliği gelmektedir. Bu nedenle yolun başındayken doğru ölçülerle hareket etmek son derece önemlidir. Bu konuda ölçümüzü Peygamber Efendimiz (sav) net bir şekilde ortaya koymaktadır: “Kadın dört şey için nikâhlanır: Malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı için. Sen dindar olanı tercîh et ki ellerin topraklanmasın (yāni hayır ve bereket bulasın).”7 Buradaki kriterleri eş kabûlünde kadın da erkek de arayabilir.
Aşırı Müdâhaleci Ebeveyn Tutumları
Evlilik çağına gelmiş gençlerin süreci sağlıklı bir şekilde ilerletebilmesine kimi zaman aşırı müdâhaleci ebeveyn tutumları engel olabilmektedir. Bu müdâhaleler çoğu zaman iyi niyetle yapılsa da gençlerin karar verme özgürlüğünü zedeleyerek evlilik sürecini zorlaştırabilir. Elbette buradan büyüklerin hiçbir şeye karışmaması gerektiği anlamı çıkarılmamalıdır. Aksine, yılların tecrübesine sâhip büyükler, evliliğe adım atacak gençler için önemli birer rehberdir. Ancak sürecin doğru yönetilememesi ve aşırı müdâhaleye dönüşmesi, yolunda giden işlerin bile bozulmasına sebebiyet verebilir. Bu noktada Peygamber Efendimiz’in “İşlerinde aşırı gidenler helâk oldular.”8 hadîs-i şerîfi hemen her konuda olduğu gibi burada da ölçü mâhiyetindedir.
Uyum ve Sorumluluk Bilincinin Zayıflığı
Âile kurmanın önündeki bir diğer engel ise uyum ve sorumluluk bilincinin yeterince gelişmemiş olmasıdır. Evlilik, fedâkârlık ve karşılıklı uyum gerektiren bir birlikteliktir. Günümüzde yaygınlaşan “her şey hemen olsun” anlayışı, sabır ve sorumluluk bilincini zayıflatmakta; bu da evlilik fikrini zorlaştıran psikolojik bir engel hâline gelmektedir. Bu sebeple çocuklara küçük yaşlardan itibâren sorumluluk bilinci kazandırmak, ileride karşılaşılabilecek pek çok problemin çözümünde önemli bir rol oynar.
Kötü Evlilik Örnekleri ve Boşanma Korkusu
Günümüzde gençlerin evlilikten uzak durmasına sebep olan önemli etkenlerden biri de kötü evlilik örneklerinin toplumda giderek görünür hâle gelmesidir. Çevrelerinde sıkça duydukları huzursuz birliktelikler, iletişim kopuklukları, karakter uyumsuzlukları ve kısa sürede boşanmaya giden evlilikler, gençlerin zihninde evlilik kurumuna dâir olumsuz bir algı oluşturabilmektedir. Boşanmanın ardından yıllarca sürebilen nafaka yükümlülükleri, maddî ve psikolojik açıdan yıpratıcı süreçler olarak gençlerin gözünü korkutmakta; “Ya benim de başıma gelirse?” endîşesi, evlilik kararını ertelemelerine yol açmaktadır. Bu tablo, evliliğin yanlış temeller üzerine kurulmasının yalnızca taraflara değil, evlilik çağındaki gençlerin motivasyonuna da zarar verdiğini göstermektedir.
Sonuç olarak, evlenip âile kurmak neslin devamlılığı için vazgeçilmez bir gerekliliktir. Müreffeh toplumların oluşabilmesi, sağlam temellere dayanan âile yapılarının varlığıyla mümkündür. Hayâtın hemen her alanında olduğu gibi, hayırlı ve bereketli bir işi gerçekleştirmeye çalışırken de görünür ya da görünmez pek çok engelle karşılaşmak mümkündür. Yuva kurmak gibi son derece önemli bir konuda da benzer engellerle karşılaşmak tabiidir. Yukarıda bazılarına değindiğimiz gibi, burada sayamadığımız daha pek çok engel bulunmaktadır. Bu durum, dünyânın bir imtihan yurdu oluşuyla yakından ilişkilidir. Mâdem imtihandayız, o hâlde en başta Allâh’a sığınarak, gerekli tedbirlere başvurup karşılaşılan sorunlarla mücâdele etmek Müslüman olmanın temel gereklerindendir. Temelleri hayır, sadâkat ve sabırla atılmış âilelerin oluşturduğu yuvaların, ebedî saâdet yurdu olan cennete giden yolda önemli bir kilometre taşı olduğunu unutmamak gerekir.
Dipnotlar
1 Rûm, 30/21.
2 Hücurât, 49/13.
3 en-Nûr, 24/32.
4 Tirmizî, “Nikâh”, 3.
5 Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 6/145 (No. 24529).
6 A’raf, 7/31.
7 Buhārî, “Nikâh”, 15; Müslim, “Radâ'” 4.
8 Müslim, “İlim”, 7.
Şubat 2026, sayfa no: 16-17-18-19
Abone Ol
En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!
Mesaj Bırak