Günümüz Modern çağı değişiyor ve dönüşüyor, dijitalleşme evde içilen bir yudum kahveye kadar ulaşıyor. Ânî değişim ve dönüşümler dünyâyı şekillendirdiği gibi şahsiyeti de şekillendiriyor. Çoğu zaman popüler kültür, insanın duygu durumu üzerinde hak iddia ediyor.
Gün içinde pek çok duygu hissederiz. Sabah medyada mâruz kaldığımız programlarla hissettiklerimiz başka, öğlen gittiğimiz mağazada başka, akşam yediklerimizle bambaşka. Tüm bunlara mâruz kalan şahsiyet için mahremiyet, güven veren sınırlarından uzak hâle geliyor.
Filtresizlik hâlini çağın normal bir gereğiymiş gibi yansıtan, duygularını dondurucu bir buzdolabı işlevi görüyor ve kendinden olanı bir ötekiyle sürekli paylaşıma zorlamada bir kibrit çakıyor. İzzeti koruma yolunda sınırları belirsizleştiriyor, hattâ çoğu zaman bu durum üzerine düşünmeyi engelliyor. Görmezden gelmenin konforuna yeniliyor. Ancak bir şey yokmuş gibi yapmak, bir şeyin daha çok orada olduğuna işâret etmez mi? Duygularını görmezden gelmek onların orada olduğu gerçeğine etki eder mi?
Çağın değişimi ve dönüşümüyle birlikte seçimlerimiz her zaman tam anlamıyla bize āit gibi görünse de, arka planına biraz bakıldığında durum sanılanın çok ötesinde görünüyor.
Bu durumdan en çok etkilenenin toplumun en küçük yapı taşı “Âile” olduğu çıkarımını yapmak güç değil.
Bazan bir çocuk filtresizliğin hüküm sürmesi noktasında diretip ebeveynlerini hor görebiliyor,
Bazan bir eş popüler olana erişemediği için eşine küsebiliyor,
Bazan bir âile bir arada olmanın suskunluğu içerisinde kapıların ve duvarların dostu hâline geliyor.
Pek çoğumuz kendi çevresinden veya yakınlarından buna benzer olaylar duyumsamışızdır. Hattâ öyle ki âilenin, iletişimin parçalanma noktasına geldiği örneklerle dahî karşılaşmak mümkün.
Örneğin, bir yan odada bulunan ile iletişimin artık yüz yüze olmasına gerek kalmıyor, birbiriyle ilgili haberler artık dijitalden yayınlanıyor. İletişim çabası kalmıyor. Bir ötekiyle kurulan pasif iletişim, şahsiyeti “mahremiyet sınırlar”ı üzerine düşündürtmede başarısız kalıyor. Her şeyin paylaşılabildiği bir ortamda çoğu zaman filtresizlik daha câzip geliyor. Filtresizlik hâli duyguları dönüştürüyor ve yeni bir yanılsama açığa çıkartıyor: Filtresiz olduğu müddetçe “samîmî” olarak addedilmek.
Şahsiyet, çoğu zaman içinde bulunduğu gruba, kültüre āit hissetmek istediği için bunu gerçekleştiriyor. İnsan, şahsiyet olma yolunda anlaşılmak ve var olduğunu hissetmek için çabalar. Çoğunluk; āidiyet, çaba ve uyum getirir. Yaşadığını hissetmek için insan samîmiyete, sıcaklığa, şefkate ihtiyaç duyar.
Bu ihtiyaçları karşılamanın yolunun modern çağda, filtresizlikten geçtiği yanılsamasına kapılır. Ancak şahsiyet için nefis ve irâde süzgecinden geçmemiş bir çaba, sınırların mahremiyetini, izzeti koruyamamanın sancıları içerisinde can çekişir hâle getirir.
İnsan için somut olan daha anlaşılabilirdir. Mahremiyeti bir duvar olarak hayâl edelim. Ama öylesine bir duvar değil bu, camdan bir duvar. Evinizin camdan oluştuğunu hayâl edin, her şey ortada ve görünür haldeyken kendinizi ne kadar rahat ve güvende hissedersiniz?
Bir insan izzetini koruma yolunda kendi mahremiyet sınırları üzerine tefekkür etmezse aslında olan tam olarak da budur. Tek fark şu an evlerin duvarlarının beton oluşu ve somut olanın insan zihninde daha anlaşılır olduğu gerçeği.
Peki şahsiyet, tıpkı camdan duvarlarla çevrili olduğunda olduğu gibi kendi içini bütün açıklığıyla bir ötekine döktüğünde, Şahsiyetin kendine kalan ne olacaktır?
İnsan bir ötekiyle içini filtresiz bir şekilde paylaşırsa elinde varlığına dâir ne kalır? Şahsiyet, izzetini koruma yolunda kendi içe bakış sistemini oluşturmadıysa, süzgeçten geçiremediyse, mahremiyet sınırlarını belirlemediyse yapmayı tercîh etmeyeceği pek çok durumu gerçekleştirirken bulur kendini. Kendinde olanı görmek zorlaşır.
İç sesi, çoğunluğun iç sesinden meydana gelir. Oysa “Kendine kalmak” mahremiyet kılığıyla süslenmiş izzete sâhip çıkmak ile mümkün olur.
Bazı şeyler o kadar değerlidir ki üstünün güzel, yumuşak, işlemeli bir kılıfla örtülmesi, dokunmaktan bile imtinâ edilir bir özen ve dikkatle taşınması gerekir. “Hatâları, kusurları örtmede gece gibi ol.” sözü sınırların mahremiyet ile ilişkisinin net bir ifâdesidir. Şahsiyet, izzeti korumaya giden yolda kendine āit olanın muhâfaza edilmesinin gerekliliğini bilir, mahremiyet perdesine ihtiyaç duyar. Kusûru örttüğü gibi mahrem olanı da örtmek ister.
Tüm bunlarla berâber izzetimizi nasıl koruyacağız?
Mahremiyet sınırlarımızın etki alanını genişleterek. Kendi içimize bakan filtreli gözlük takarak ve şu sorular üzerine tefekkür ederek:
Bir ötekiyle paylaşmak istediklerim benim içimde nasıl anlam buluyor?
Öteki için ne ifâde ediyor, ne ifâde etmesini umuyorum?
Kendimle ilgili paylaşımda bulunurken, gösterirken bana eşlik eden hisler neler?
Neyi, neden anlatma, paylaşma ve gösterme ihtiyâcı duyuyorum?
Tıpkı bir çocuğa anlatır gibi. Açık, net, tutarlı, kararlı ve şefkatli bir ton şahsiyetin izzete giden yolda kendini anlaması ve kendiyle iletişim kurmasına zemîn oluşturur.
Kendi iç bakış sistemini oluşturmak kolay değildir, vakit alır, çaba gerektirir. Mahremiyetle çerçevelenmesi gerekir. Yoksa insan bir ötekinin esîri olur. Varlığını ona armağan eder. İzzet kavramı bu durumdan payını alır. Bir başkası için bu kavram ne kadar belirleyiciyse o kadar önem kazanır. Kimi zaman “hiç”e varır.
O halde kendimizle özel bir ilişkimiz olmalı. Yoksa süzgeçten geçirmeye çalıştıklarımız bir diğerinin bakışı ve sesi hâline gelmekte açık hedefe dönüşebilmektedir.
Ben kimim, ne severim, ne isterim, nelerden hoşlanmam, neye öfkelenirim, neleri takdîr ederim, neler beni üzer, davranışlarımın sorumluluğunu alabilir miyim?… Bunlara cevap verirken gözü hep bir ötekini arar. Başkasının fikir ve kararları ile kendini tanımlar. Çoğunluk cezbetmeye devâm eder. Aynada kendini görmek zorlaşır. İzzeti koruma yolunda şahsiyetin, önce kendi şahsiyetiyle muhabbet içerisinde olması ve izzete giden yolda kendi filtrelerini, mahremiyet sınırlarını belirlemesi önemli hâle geliyor. Camdan duvarlar yerini, yaşanılabilir bir özgürlüğe bırakıyor.
Nisan 2026, sayfa no: 26-27-28
Abone Ol
En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!
Mesaj Bırak