Müslüman kimliğinin bâriz özelliği insân-ı kâmil olmaktır. İnsân-ı kâmil karakterinin kurucu öznesi îmanken, dışa vuran yansıyış biçimi takvâdır. Gerek îmânı gerekse onun oluşturduğu kişilik özelliklerini kalıcı davranışlara dönüştüren en temel etken ise ibâdetlerdir. İbâdetler kişiyi kötülüklerden alıkoymak sûretiyle takvâya ulaştırmaktadır. İbâdet hayâtının düzenli gerçekleşmesi ahlâkî güzelliklerin bir bütün hâlinde kazanılmasına kapı aralamaktadır. Müslüman kimliği olmanın derdindedir. Ana hedef Allâh’ın rızāsını kazanmaktır. Başkasının ne diyeceği, birilerinin bizleri beğenip beğenmemesi değil Allâh’ın rızāsına uygun hareket edip etmediğimiz önemlidir. Riyâ, gösteriş, benlik, ego, enâniyet, menfaat beklentisi Müslüman şahsiyetinin gelişimine en büyük engeldir. İhlâs, samîmiyet, içtenlik, teslîmiyet, huzur, mahviyet, hiçlik duygusu ve güçlü îmân Müslüman şahsiyetinin gelişimine katkı sağlayan dinamiklerdir. Müslüman olarak ibâdetlerimizi takvâ kalitesinde yapmaya çalışırız. İbâdetlerimizle şerlerden emîn olmaya, kötülüklerden korunmaya, boş işlerden sakınmaya çalışırız. İbâdetlerimizle iç huzûru yakalamaya, Allâh’ın yoluna baş koymaya, Allâh’ın seçkin kulları arasına girmeye çalışırız. Îmânımız kavî ve takvâ azığımız sağlam oldukça Hakk’a ermenin mutluluğunu yaşarız.1
İslâm bizden parçacı Müslüman olmamızı değil İslâm’a bir bütün hâlinde ve sımsıkı sarılmamızı istemektedir. İslâm’ın güzelliklerini bütün organlarımıza sirâyet ettirebilmemiz için öncelikle kalbimizin sağlıklı olması gerekmektedir. Kalbi bozuk olanın amelleri de bozuk, kalbi düzgün olanın tüm davranışları da düzgün olmaya başlar.2 Kur’ân-ı Kerîm’in Peygamber Efendimiz’e tek celsede indirilmeyip de 23 yıl gibi uzun soluklu bir zaman diliminde parça parça indirilmesi ilk Müslümanlarda kimlik inşâsını sağlamış, inen âyetlerle karakter gelişimine güç kazandırılmıştır. Müslüman olmak bilinçli bir tercih, bir dâvâ ve bir mücâdele azmidir. İslâmî kimliğe bürünen isimler kendi gelişimlerini sağladıkları kadar inandıkları değerleri temsîl etmek ve İslâmî hakîkatleri herhangi bir beklenti olmaksızın insanlara aktarmak sûretiyle bireysel ve sosyal açıdan olmanın ve ermenin hakkını veren kişilerdir. Peygamber Efendimiz’in (sav) şahsında her bir Müslümana emir buyuran Rabbimiz (c.c.); “Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et.”3 âyetiyle vahyin aydınlığında karakterlerimizi inşâ etmeye dâvet etmektedir. “Kalk ve uyar.”4 âyeti ile bu göreve başlayan Hz. Peygamber, çok samîmî yakınlarına tebliğ çalışması yaptığı gizli tebliğ döneminin ardından “Yakın akrabalarını uyar.”5 âyeti ile açıktan tebliğe başlamış, Ka’be’yi ziyâret için gelen çeşitli gruplarla tebliğ amaçlı görüşmeler yapmıştır. Müşriklerin bütün engelleme girişimlerine rağmen tebliğ hareketi ivmesini ve çapını sürekli genişleterek devâm etmiş ve Kur’ân’da teklif edilen olumlu şahsiyet özelliklerini insanlara kazandırmıştır.6 Her yönüyle ümmetine örnek olan Peygamber Efendimiz (sav)’in hayat serüveni, bizlerin şahsiyetini şekillendiren bir kimliktir.
Müslüman kimliğinin şekillenmesinde Peygamber Efendimiz’in (sav) nümûne-i imtisâl oluşu son derece önemlidir. Peygamber Efendimiz (sav) insanların dikkatini çekmek, insanlara şirin gözükmek, başkalarının üzerinde nüfûz kazanmak değil herkesin dikkatini indirilen vahye çekmek, herkesi vahiyle tanıştırmak, vahyin aydınlığında karanlıkları izâle etmek istemiştir. “Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allâh’ın azâbı çetindir.” âyetinin de ifâde ettiği gibi, Allâh’ın peygamberine verdiği her şeyi tasdîk etmek ve emirlerine itāat edip yasaklarından kaçınmak esastır. Zîrâ Peygamber Efendimiz (sav)’in çağrısı doğrudan Allâh’a yapılan çağrıdır.7 Peygamber Efendimiz (sav) dâvet görevini Allâh’ın emrettiği şekilde, hikmet ve güzel öğütle,8 kimseden bir beklentisi olmadan, toplumun her kesimine açık bir şekilde gerçekleştirmiştir. “Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”9 âyeti ile Rabbimiz aynı hassâsiyeti biz ümmetinden de beklemektedir. Sözlerimiz, davranışlarımız, duygu ve düşüncelerimizle bir bütün hâlinde Allâh’ın dînine kendini adamış bir kimliğe sâhip olmamız gerekmektedir. İslâm’ı temsîl derdinde olanların kimseden bir beklentisi, kimseden bir korkusu olamaz. Ashâb-ı kirâm gibi bizlerin de Kur’ân’ın mesajlarını ulaştırabileceğimiz en uzak köşelere kadar iletmemiz, kendi içimizde içselleştirdiğimiz ilâhî mesajı başkalarına da aktarmamız gerekmektedir. Kulluk kalitemiz nefsimizin ıslâhı, kalbimizin tasfiyesi, ahlâkımızın, şahsiyetimizin belirginleşmesi, duruşumuzun netleşmesi, tavrımızın belirginleşmesi, niyetimizin selâmetiyle sağlanacaktır.10
Peygamber Efendimiz İslâm’ı tebliğ ederken Allâh’ın âyetlerini anlaşılır bir şekilde açıklamıştır. Âdetâ yaşayan Kur’ân olmuş, onu görenler ondan Kur’ân’ın inceliklerini idrâk etmiştir. Risâlet görevini hakkıyla yerine getiren Peygamber Efendimiz’in (sav) en temel görevi inen vahyi insanlara en güzel şekilde açıklamak olmuştur.11 Peygamber Efendimiz gibi bizlerin de Allâh’ın âyetlerini derinlikli olarak okumamız, dînin inceliklerini öğrenmemiz, ilâhî hükümleri yaşantımızla görünür kılmaya çalışmamız gerekmektedir. İnanç esasları, ibâdet kuralları ve ahlâkî ölçütler konusunda bilen, idrâk eden, yaşayan ve hakkıyla temsîl eden bireyler olmamız gerekmektedir. Yaşadığımız dönemde İslâm’ı insanların anlayabilecekleri bir üslupla anlatmamız, İslâmî değerler konusundaki kuşkuları gidermemiz, yaşantımızla İslâm’a ilgiyi artırmamız gerekmektedir. Dolayısıyla İslâm’ı anlatırken sâdece sözlü anlatımla yetinmeyip yaşam sistemine dönüştürerek rahmet iklîmine bürünmemiz gerekmektedir.
Peygamber Efendimiz’in tebliğ ve tebyin özelliğinin yanında bir üçüncü vazîfesi tezkiye görevi idi. Peygamber Efendimiz hayâtı boyunca insanları küfür, şirk, isyan ve günahlardan arındırmaya çalışmıştır.12 İslâmî şahsiyetin oluşumu îman, takvâ, sünnet-i seniyye ve tezkiyenin seyrine bağlıdır. Nefsânî arzularının peşinde koşanlar, nefsin isteklerini tatmîne çalışanlar, nefsinin boyunduruğu altında hareket edenler kendi gerçekliğinden uzaklaşanlardır. Nefsini tezkiye edemeyenler gösteriş çabasına bürünürler, kendilerine pâyeler vermeye çalışırlar. Gerçekleştirilen nefis terbiyesi kişiyi son derece mütevâzı, saygın ve olgun bir konuma getirir. Nefsini terbiye eden kul, başkalarının haklarına halel getirmekten sakınır, acziyetinin farkında olur, hiçbir günâhını küçük görmez, üzerine düşen sorumlulukları hakkıyla yerine getirmeye çalışır, iyilik ve erdem yolunda kendini geliştirmeye gayret eder.
İnsan kendisini ancak bir başka insanla tanıyabilir. Bir başka insan olmadan kişi kendisini keşfedemez, tanıyamaz ve olamaz. İnsan yalıtılmış mekanik bir aygıt değil, ilişkisel bir varlıktır. Dolayısıyla insan kendini ancak sahîh insânî bir ilişki içinde keşfedebilir. Niyâzî-i Mısrî kendini Ümmî Sinan’da keşfetmiş; Yûnus Emre kendisini Tapduk Emre’de keşfetmiş, Mevlânâ kendini Şems’in aynasında görmüştür.13
Kaynakça
KARA, Hayrettin, “Kişilik Oluşumu –Modern Psikolojinin Erenlerden Öğrenebileceklerine Dair-”, Elmalı’da Kişilik Oluşumu ve Nefsin Terbiyesi, ed. Ahmet Ögke, Yazar Ofset Matbaacılık Ltd. Şti., Antalya 2013, s. 59-67.
PİŞGİN, Yasin, “Kur’ân ve Sünnette Olumlu Şahsiyet Özellikleri”, Elmalı’da Kişilik Oluşumu ve Nefsin Terbiyesi, ed. Ahmet Ögke, Yazar Ofset Matbaacılık Ltd. Şti., Antalya 2013, s. 17-32.
Dipnotlar:
1 Yasin Pişgin, “Kur’ân ve Sünnette Olumlu Şahsiyet Özellikleri”, Elmalı’da Kişilik Oluşumu ve Nefsin Terbiyesi, ed. Ahmet Ögke, Yazar Ofset Matbaacılık Ltd. Şti., Antalya 2013, s. 25.
2 Buhârî, İmân 39, Müslim, Müsâkât 107.
3 Mâide 5/67.
4 Müddessir 74/1, 2.
5 Şuarâ 26/24.
6 Pişgin, “Kur’ân ve Sünnette Olumlu Şahsiyet Özellikleri”, Elmalı’da Kişilik Oluşumu ve Nefsin Terbiyesi, s. 27.
7 Kasas 28/87.
8 Nahl 16/125.
9 Al’i İmran 3/104.
10 Pişgin, “Kur’ân ve Sünnette Olumlu Şahsiyet Özellikleri”, Elmalı’da Kişilik Oluşumu ve Nefsin Terbiyesi, s. 27-28.
11 Nahl 16/43, 44, 66.
12 Bakara 2/129, 151, Al’i İmran 3/164,
[1]3 Hayrettin Kara, “Kişilik Oluşumu –Modern Psikolojinin Erenlerden Öğrenebileceklerine Sair-”, Elmalı’da Kişilik Oluşumu ve Nefsin Terbiyesi, ed. Ahmet Ögke, Yazar Ofset Matbaacılık Ltd. Şti., Antalya 2013, s. 61.
Ağustos 2026, sayfa no: 10-11-12
Abone Ol
En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!
Mesaj Bırak