Sâdece Maddiyat Okul Başarısı Getirmez! / M. Emin Karabacak

Sâdece Maddiyat Okul Başarısı Getirmez! / M. Emin Karabacak

2015-2016 Eğitim-Öğretim yılına tekrar merhaba dediğimiz günlerdeyiz. Yeni eğitim ve öğretim yılının öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velîlerimize ve tüm eğitim camiasına hayırlı olmasını diler, başarılı bir eğitim ve öğretim yılı geçirmelerini temenni ederiz.  

En değerli varlıklarımız ve Allâh’ın birer emâneti olan hiç şüphesiz çocuklarımızdır. Şu üç günlük dünyada bütün anne babaların gâyesi çocuklarına iyi bir gelecek hazırlamaktır. İyi bir geleceğin iyi bir eğitimden geçtiğini bilen anne babalar, üzerlerine düşen görevleri de kendilerince sonuna kadar sorunsuz olarak yapmaya çalışmaktadırlar.

Okulların açıldığı günlerde anne babaların telaşları da bunun göstergesidir. Nasıl başlanırsa öyle gider diyerek çocukların tüm ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadırlar. Çocukların geleceğinin iyi bir eğitimden geçeceği düşünen ve durumu iyi olan birçok velî; devlet desteğini de fırsat bilerek çocuklarını özel okullara kaydettirmeye çalıştılar. Durumu olmayanlarının da bulunduğu yerin en iyi okuluna vermeye çalıştıklarını gördük.

Anne babaların çocuklarına karşı çabalarını takdirle karşılıyoruz. Yalnız birçok velîmiz işin maddî boyutunu düşünmekte, psikolojik boyutunu düşün(e)memektedirler. Yâni görevlerinin sâdece çocukların fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak olduğunu düşünmekteler ve psikolojik ihtiyaçlarını düşün(e)memektedirler.

Maddiyat önemli ancak iş sâdece maddiyatla çözülmüş olsaydı bizim gibi köy kasabada okuyup özel okul ve dershane yüzü görmeyenlerin bugün köyde ya çiftçilik ya da çobancılık yapması (okurken bu meslekleri peygamber mesleği diyerek severek yapıyorduk) gerekiyordu. Ama kazın ayağı hiç de öyle değil.

Maddiyat önemli ancak başarı için olmasa olmazların başında gelmez. Bugün başarılı olan birçok insanın geçmişine bakıldığı zaman maddî sıkıntılar yaşadıklarını ve bunları çok fazla problem etmeden eğitimlerine devam ederek başarıyı yakaladıklarını görüyoruz.

Eğitimde fiziksel ihtiyaçlar önemli ancak olmazsa olmazların başında değil dedik. Çünkü meslek hayâtım boyunca binlerce öğrenciyle görüştüm fakat hiçbir öğrenciden âilelerinin maddî imkânsızlarını şikâyet etme adına: “Hocam âilem bana şunu almıyor, bunu almıyor, bana harçlık vermiyor, bal, baklava ve et yedirmiyor, özel ders aldırmıyor, özel okula göndermiyor…” diye bir cümle duymadım. Ama; “Âilem beni sevmiyor, benimle ilgilenmiyor…” diye başlayan, psikolojik ihtiyaçları ifâde eden cümleler kuran yüzlerce öğrenci ile görüştüm.

Birçok anne baba; çocuklarının kendilerinden sâdece yiyecek, giyecek ve para istediğini zannederler. Onun için de velîlerimiz: “Hocam yemedim yedirdim, giymedim giydirdim, dershaneye, özel okula bile gönderdim... başka daha ne yapabilirim!” derler.

İşte konunun ayrıştığı nokta da burada. Anne babalar işin maddiyatında; çocuklarsa psikolojisindedirler. Bugün birçok çocuk; anne babasıyla iletişime bağlı “Anlaşıl(a)mama” sıkıntısı yaşamaktadırlar. Âilesi tarafından dinlenilmeyen ve buna bağlı olarak anlaşılmadığını düşünen birçok çocuk psikolojik sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bu çocuklara bal baklava yedirmeler, markalı kıyafetler almalar, özel okullara göndermeler… çocukların psikolojik açlıklarını gidermiyor. Okul çocuğunun maddî ihtiyaçları en iyi şekilde karşılanırken duygusal ve psikolojik ihtiyaçları hep ikinci planda kalmaktadır.

Anne babalar çocukların sâdece karınlarını doyurmak, üstlerini giydirmek ve okul ihtiyaçlarını karşılamakla görevinin bittiğini sanırlar. Çocukların fiziksel ihtiyaçlarının yanında duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarının da olduğu akıllarına dahi getirmek istemezler. Peki nedir bu ihtiyaçlar:

Çocukların başarılı olmaları, âile tutumlarına bağlıdır. Çocukların başarılarını artırmak için âileye düşen görevlerin bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  1. Çocuklara yapılan fedakârlıklar; “Yemedim yedirdim, giymedim giydirdim, kursa, özel okula, dershaneye gönderdim...” sürekli gündemde tutulmamalı.
  2. Çocukların yetenekleri üstünde bir beklentiye girilmemeli. Çocukların başarısından daha çok gayreti takdir edilmeli.
  3. Çocukların olumsuz davranışları ve başarısızlıkları ön planda tutularak benlik saygılarını olumsuz etkileyecek değerlendirmelerden kaçınılmalı.
  4. Çocuklara yaşından küçükmüş gibi davranılmamalı. Güven ve destek konusunda her zaman yanında olunduğu hissettirilmeli.
  5. “Benim zamanımda, ben senin yerinde olsaydım…” gibi uzun uzun nasihatlerden kaçınılmalı.
  6. Çocuklara karşı sabırlı ve anlayışlı olunmalı. Her ne olursa olsun kesinlikle bedduâ edilmemeli ve çocuklara hayır duâ edilmeli.
  7. Çocuklarla iletişim kurulurken çocukların ruh halleri ve psikolojik durumları göz önünde bulundurulmalı. Çocuklara âile içinde vazgeçilmez olduğu hissettirilmeli.
  8. Çocuklar başka çocuklarla veya kardeşleriyle kıyaslanılmamalı. Kıyaslanacaksa da dünü ve bugünü değerlendirerek kıyaslanılmalı.
  9. Çocuklara “Sevgi açlığı” Sevgi, sözle birlikte beden diliyle de gösterilmeli. Bunun için de çocuklarla nitelikli zaman geçirilmeli.
  10. Çocuklara evde mutlu ve huzurlu bir ortam sağlanılmalı. Âileyi etkileyen olumsuzlukların çocukları da etkileyeceği unutulmamalı.
  11. Çocukların anlattıkları can kulağıyla dinlenilmeli. Olaylar karşısında nasıl düşündüğü, neler hissettiği sorulmalı ve düşüncelerine saygı gösterilmeli.
  12. Çocukların uygun olmayan arkadaş ve davranışları yumuşak bir dille çocukla konuşulmalı. Bunun için de uzun uzun nasihat etmek yerine sebepleri üzerinde durulmalıdır.
  13. Çocukları aşırı eleştirmekten ve yargılayıcı davranmaktan kaçınılmalı. Yine çocukların hatâları başkalarının yanında söylenerek çocuk küçük düşürülmemeli.
  14. Çocukların hatâları sürekli yüzlerine vurulmamalı. Çocukların yalana başvurmamaları için de herhangi bir konuda üzerlerine fazla gidilmemeli.
  15. Çocukları haklı olduğu konuda haksızlığa düşürmek yerine, özür dileme erdemliliği gösterilmeli. Bunun anne babaları çocuğun gözünde küçültmek yerine daha da yücelteceği unutulmamalı.
  16. Çocukların sâdece okul başarısıyla değil karakter ve kişilik gelişimleriyle, duygusal ve psikolojik sorunlarıyla da ilgilenilmeli.

 

Bunların yanında çocuklar okul başarısı için;

  • Çocuklar sabah kahvaltısı yapmadan okula gönderilmemeli.
  • Okula zamanında, tertipli ve duâ ederek gönderilmeli.
  • Çocukların okulla ilgili anlattıkları can kulağıyla dinlenilmeli.
  • Çocuklara evde ders çalışacak uygun bir ortam sağlanılmalı.
  • Çocuklara sürekli ders çalış demek yerine, çocuğun planlı ders çalışması sağlanılmalı.
  • Çocuklar yemek yerken ve ders çalışırken kesinlikle televizyon kapalı tutulmalı.
  • Ders çalışmasını engelleyecek cep telefonu, tablet, bilgisayar ve televizyona sınırlamalar getirilmeli.
  • Çocuklar düşük not aldıkları zaman aşırı tepki gösterilmeyeceği gibi başarıları da aşırı abartılmamalı.
  • Çocukların öğretmenleriyle iletişim kurularak öğretmenlerinin önerileri dikkate alınmalı.

Sonuç olarak çocukların başarısını artırmak için yalnız annenin ya da yalnız babanın desteği yeterli olmadığı ve her ikisinin birlikte verilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın.

Bülten Aboneliği