Ara

Resûlullâh’ın (sav) Şahsında Babaca Tavır

Resûlullâh’ın (sav) Şahsında Babaca Tavır

Birileri bizim hâlâ ulusça olgunlaşmadığımız kanısını taşıyor. Biz, hâlâ özgürlüğümüzü elimize alacak denli özgürleşmiş değiliz. Biz hâlâ kendimizi yönetecek olgunlukta değiliz. Bu yüzden asla kendi başımıza bırakılmamamız gerekiyor. Çünkü çıkarımızın ne olduğunu bilemeyeceğimiz için özgürlüğümüzü nerelerde har vurup harman savuracağımız da belli olmaz. Biz özgürlüğün değerini bilemeyeceğimiz için başımıza onun değerini bilecek birileri dikilmelidir. O birileri hem özgürlüğün değerini bilir, hem bizim değerimizi bilir. Ve bu değerlerle bizim çıkarımızı uzlaştırmanın da üstesinden gelir. Biz ise zihinsel yorgunluk halini yaşarız. Biz, kendi değerimizi bilmediğimiz gibi, elimizdeki özgürlüğün değerini de bilemeyiz. Olay yeni değildir: Bu milletin henüz özgürlüğe alışık olmadığı, özgür bırakıldığı takdirde başını hangi taşa vuracağı belli olamayacağı için başına bir vasi atanması gereği yüzyıllardır söyleniyor. Karşımızda ne kadar kalın kafalı bir millet olmalı ki, olayı hâlâ kavrayabilmiş değil! Allâh’ın Resûlü (sav) tebliğ ve davet için gittiği Taif’ten taşlanarak kovulduğunda Allâh’a şöyle yalvarıyordu: “Allâh’ım, benim Rabbim Sen’sin! Senden başka kimsem yok! Kelamına saygı toplayamadım. Sen onları affet, onlar bilmiyor!” Buradaki belagate ve O’ndaki nezakete dikkatinizi rica ediyorum. Allâh’ın Resûlü Taif halkını suçlamıyor. O, kendine yöneliyor ve Allâh’ın kelamına saygı toplayamama ithamını kendine yöneltiyor. Peki, Taif halkı için ne diyor? Şunu söylüyor: “Sen onları affet, onlar bilmiyor!” Burada, gene bir suçlama yok. Bilmediklerinden dolayı onlara bağışlama talebi var. Ve bu duanın yapıldığı sırada O’nun Taif halkına beslediği umut tümüyle boşa çıkmıştır. Ummadığı dağlara kar yağmıştır! Ayakları atılan taşlarla yara bere içindedir. İnsan teklerinin de, ulusların da sınavı, işte tam da bu uç noktada ortaya çıkar. Düz yolda giderken kimin ne olduğu belli olmaz. Ancak bir çaparızla karşılaşıldığında onun hamurunun mayası nedir, ne değildir anlaşılır. Hele de ulusları yönetenler, onu yönetmeye talip olanlar, yönetimine talip oldukları ulusun ne kadar olgunlaşmış olduğunu ölçmeye kalkışmadan önce kendi olgunluklarını sınamadan geçirmelidir. Ulusun onlara layık olup olmadığını sorgulamadan önce, kendileri onun yönetimine ne ölçüde liyakat kesp edebildiklerini anlamaya çalışmalıdır. Evimizin babasının da yapması gerektiği gibi...   Rasim Özdenören / Aralık 2015 

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak