Türk okurları René Guénon ismiyle ilk kez 1979 senesinde yayımlanan “Modern Dünyânın Bunalımı” isimli eseriyle tanıştı. Bu yıllarda başlayan Guénon çevirileri 90’lardan itibâren artarak devâm etmiş ve etki sahasını genişletmiştir. Bugün itibâriyle Guénon’un eserlerinin neredeyse tamâmı Türkçeye çevrilmiş bulunmaktadır. Bu noktada merhum Mahmut Kanık’ın ve Fahrettin Arslan’ın çabalarını hayırla anmamız gerekiyor.
René Guénon’un eserleri hem içerik bakımından hem de yayımlandığı yıllar bakımından münevverlerimizi etkilemiş ve ülkemizdeki İslâmî mücâdeleyi fikrî düzeyde tahkîm etmiştir. İsmet Özel’in “Üç Mesele”, Rasim Özenören’in “Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler”, Seyyid Hüseyin Nasr’ın “Genç Müslümana Modern Dünyâ Rehberi” ve Ali Fuat Başgil’in “Gençlerle Başbaşa” aynı yıllarda yaygınlık kazanan ve benzer duyarlılıkları dile getiren eserlerdir.
Türk okurları Guénon ismiyle geç tanışmıştır. Çünkü Guénon’un en önemli eserleri olan “Doğu-Batı” 1924 yılında, “Modern Dünyânın Bunalımı” ise 1927 yılında yayımlanmıştır. Yâni bizler bu eserleri yayımlandıktan yarım asır sonra ilk kez okuyabilmişiz. Bu anlamda Guénon’un modernite ve Batı eleştirisi kendisinden sonra gelen ve yabancı dil bilen münevverleri doğrudan etkilemiştir.
Guénon 1930’dan vefâtına kadar (1951) Kahire’de yaşamıştır. İşe bakın ki Mehmed Âkif de 1936 yılına kadar Kahire’de yaşamıştır. Biri Türk diğeri Fransız olan bu iki Müslümanın hiç karşılaşmamış olmaları bir tâlihsizlik olsa gerek. Âkif’in Batı’yı değerlendirme kıstaslarıyla Guénon’un kıstasları taban tabana zıttır. Âkif, Batı’nın bilimini alınması gereken bir meziyet olarak görürken Guénon bunun bir meziyet değil Batı dünyâsının zillete saplanmasının temel sebebi olduğunu iddia eder.
Guénon’da modernite ağır şekilde eleştirilir. Alışıldık eleştirilerin aksine, ona göre modern dünyâ herhangi bir olumlu ilerleme yaşamakta değildir. Bir ilerleme olarak kabûl edilen modernite, aslında bir düşüş sürecidir. Guénon’a göre Doğu ve Batı arasında bir yakınlaşmanın gerçekleşmesi mümkündür. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için Batılılar’ın 16. yüzyıldan beri modern düşünceyi meydana getiren çeşitli alanlardaki ideolojileri terk etmeleri gerekir. Çünkü bu ideolojiler, Doğu ile benzer vasıflara sâhip olan Hristiyan an’anesi üzerine kurulmuş Batı medeniyetinin temellerini yıkmıştır. Bu sebeple ilerleme, bilim, modern hayat gibi Batılıların âdetâ putlaştırdıkları alışkanlıklar behemehâl terk edilmelidir.
Guénon Batı’nın, Rönesans ve Reform'dan itibâren kendi Hristiyan geleneklerini terk edip semâvî/mânevî her türlü prensipten koptuğunu, böylece hem kendini hem de bütün dünyâyı mahva sürüklediğini öne sürer. Bu anlamda Batı’nın sömürgeleştirdiği veya etkisi altına aldığı Doğu ülkelerinde de bu yozlaşma bâriz şekilde görülmektedir. Ancak her şeye rağmen Doğu’da metafizik düşünce yaşamaya devâm etmektedir ve bu nüve korunabilirse Dünyâ’nın kurtuluşuna vesîle olabilir. Çünkü Batı’da Hristiyan metafiziğini temsîl eden kurumlar 15. yüzyıldan itibâren kademeli olarak yok edilmiştir. Artık 20. yüzyılda Batı’da, Doğu medeniyetleriyle ortak prensipleri olan ve Ortaçağ Hristiyan medeniyetine benzer bir Batı medeniyeti yoktur.
Guénon’a göre mevcut Batı medeniyeti Ortaçağ'daki Hristiyan medeniyetine ve doğu medeniyetlerine nisbetle "anormal” bir medeniyettir, bir "anomali"dir. Geçmişte mensup olduğu kendi an’anesine dönmezse, Batı hem kendisini hem de hâkimiyeti altına aldığı, az veya çok kendisine benzettiği halkları ve bütün dünyâyı kaçınılması mümkün olamayacak felâketlere sürükleyecektir. Guénon’un bu öngörüsü II. Dünya Savaşı ve sonrasında yaşanan olaylarla gerçekleşmiştir. Bugün de Gazze’de yaşananlar bu öngörünün bir uzantısı olarak değerlendirilmelidir. Yâni Batı dünyâsı kendisini bekleyen çöküşe doğru büyük bir hızla yol almaktadır.
René Guénon 7 Ocak 1951’de Kahire’de vefât etti. Ertesi gün vasiyeti üzerine Seyyidinâ Hüseyin Câmii’nde kılınan cenâze namazından sonra Mukattam tepesi yakınında Derrâse Mezarlığı’na defnedildi. Geride on yedi kitap, beşi Arapça olmak üzere toplam üç yüz elli kadar makāle bırakan Guénon’un eserleri İngilizce, Arapça, İspanyolca, Portekizce ve Almanca gibi diğer Batı dillerine de tercüme edilmiştir. Eserlerinde René Guénon ismini kullanmıştır. Yalnızca Arapça olarak kaleme aldığı makāleleri Abdulvâhid Yahyâ imzasıyla yayınlamıştır.
Eserlerinde mevcut ve geçmiş bütün dinlerden bahseden ve modern Batı medeniyetini her yönüyle tenkit süzgecinden geçiren Guénon çeşitli din, fikir ve sanat çevrelerini derinden etkilemiştir. Fikirlerini benimseyenler Études Traditionnelles dergisinde toplanmış, ölümünden sonra da bu dergiyi onun görüşleri doğrultusunda devâm ettirmişlerdir. Titus Burckhardt (İbrâhim İzzeddin), Michel (Mustafa) Valsan (ö. 1974), bazı fikrî ihtilâfları olmakla berâber İsviçreli Frithjof Schuon (Şeyh Îsâ Nûreddin), Martin Lings (Ebûbekir Sirâceddîn) ve Ananda K. Coomaraswamy (ö. 1947), onun ana fikirleri çerçevesinde kıymetli ilmî yayınlar yapmışlardır. Guénon’un modern düşünce ve sanat adamları üzerinde bıraktığı tesirler de önemlidir. Daniel Rops, Robert Kanters, André Bréton, Antonin Artaud, André Gide, Jean Paulhan, Raymond Quenau, Drieu La Rochelle, René Barjavel, Louis Pauwels, Albert Paraz, Raymond Abellio, Jean Thamar ve daha birçokları bunlar arasında sayılabilir.
Rûhu şâd, mekânı cennet olsun.
Şubat 2026, sayfa no: 64-65-66
Abone Ol
En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!
Mesaj Bırak