Ara

Ramazan ve Haccın Nûru

Ramazan ve Haccın Nûru

Recep ayında mü'minler Muharrem ayındaki kadar bitmez tükenmez nimetler, ihsanlar bulurlar. Allah Teālâ senenin yarısı boyunca bütün mü'minlere İslâm’ın rûhunu ve özünü yaşamak için fırsat veriyor. Dolayısıyla, mü'minler bitmez tükenmez nimetler, ihsanlar, ikramlar, lütuflar ile âhireti kazanmaya fırsatlar buluyorlar. Recep ve Şaban ayı ile Miraç ve Berât kandili ile bizi Ramazan ayına hazırlıyor. Orucun teslîmiyet aşkıyla yıkanmış bir gönül tertemiz olur ve ardından mi'râca çıkar ve Allâh'ın cemâlini müşâhede eder. Ramazan'daki orucun yıkama gücü olmasaydı, ibâdetin nûru olmasaydı, Kadir gecesi diriliş gücü olmasaydı, itikâf hazînesi olmasaydı, mukābelenin gönül alışverişi olmasaydı, hakîki Hac yolculuğunu yaşamak mümkün olmazdı.

Hac, Allah aşkının en büyük ispâtı ve fiilî göstergesidir. Çünkü mü'minin kendisi bedenden ve ruhtan fedâkârlık ederek hicret ediyor. Hac, Hak uğrunda mücâdeleyi sembolize eder. Hac, hakiki ölüme çağrıdır. Bu mübârek ayda hâmi olan ihram, kurban, teslîmiyet, sırât-ı müstakim, cihad, tevhîd, Arafat, Mina, Müzdelife, dua, say, tavaf, Kâbe gibi kavramlar vardır. Mübârek Ramazan ayıyla birlikte zirvelerini yaşadığımız açlık, iftar, sahur, mukabele, terâvih ve teheccüd namazı, Kur’ân, Kadir gecesi, dua, sohbet, itikaf, tefekkür, hizmet, zekât gibi kavramlar vardır. Bu kavramlar Ramazan ve Hac ayının bereketiyle mü'min için tevhîd nûruna ermeye vesîleler olur. 

Haccı tamamladıktan sonra hakikate diriliriz ve yeni doğmuş bir bebek saflığında dünyâya döneriz. Ancak bu hâle erişip 10 Muharrem’de yaşanan Kerbelâ fâciasının hüznüne ortak olup acısını hissedebiliriz. 

Bu iki ayın hazînesi ise sürekli tefekkürle meşgûl olan kimsede tecellî eder.

Ramazan ayı ve Hac ayı olmasaydı mü'minler İslâm dîninin gerçek anlamıyla nasıl yaşanması gerektiğini bilemeyeceklerdi. İbâdet eden mü'minler hayatlarında İslâm’ın içsel hazînesini yaşayabilmek için bu iki ayın değerine dayanırlar. Bu iki ay mü'minlere dindarca bir hayat yaşanabileceği konusundaki şuuru, rehberliği ve tecrübeyi sağlar. Mübârek Ramazan’da evrensel bir muhabbet sergileniyor. Farklılıklar ve ayrılıklar yok ediliyor. İbâdet eden her mü'min tüm dünyâdaki bütün Müslüman cemâatle bir oluyor. Mü'minler evrensel aşkı yaşayan tek bir vücut hâline geliyorlar. Hac, kulun Rabbi’yle ezelî buluşmasını temsîl eder. İnsanlık târihinde yeryüzündeki en büyük yıllık toplantıyı temsîl eder, evrensel insanlık kongresi. Bu kongre tüm insanlık için mānevî bir terbiyedir.

Ramazan ve Hac aylarının tefekküründe sonsuz hikmetlere vâkıf olunur. 

Ramazan ayı ümmet-i Muhammed için en büyük ilham kaynağı, şifâ kaynağı ve en büyük aşk kaynağı sayılır. Allah Teālâ tarafından îmânın mutlak güzelliğine ulaşmak için bir dāvettir. İnsanlar arasında sevgi ve rahmet alışverişi yapmak için bir çağrıdır.

Haccın esâsı, geldiğimiz yere dönmek, asıl yurdumuz, hakiki vatanına olan selâmet ve saadet mekânına, ruhlarımızın Rabb’imizle buluştuğu âleme dönmek ve dünyâya gelmeden önceki saf ve masum hâlimize erişmektir. 

Oruçta, duyduğumuz mānevî hassâsiyetlerimizi artırmak, Kur’ân âyetlerine daha açık hâle gelmek ve vahyin bir parçası olmak gibi hikmetler gizlidir.

Hac'da ise insan kendisini dört duvar arasına indirgenmiş hayâtından kurtarmaya gayret eder ve ilâhî âyetlerin hikmetini yaşamak için kendisini varlık çölüne atar.

Oruç, yaratılanların Yaratıcıları’na olan ihtiyaçlarını arttırır ve Hâlik-ı Zü'lcelâli ve'l-İkrâm'a giden yoldaki engelleri kaldırır. Özlemi, susuzluğu ve âhirete duyulan mutlak ihtiyâcı arttırır.

Hac ise dünyânın aldatmacalarından Allâh'a ilticâ etmenin, O'na koşmanın, O'na kaçmanın fiziksel olarak ifâde ediliş şeklidir. Hacc’a gitmek O’na āit olma, O’nun kulu ve kölesi olma hâlini tecrübe etmektir. Tam bir acz, fakr, hiçlik ve ihtiyaç içinde kendini Cenâb-ı Hakk'a sunmaktır. 

Ramazan ayı bir miraç ayıdır çünkü Ramazan’ın özü ve mi'râcın özü mü'min kulların Rahmân’ın huzuruna varmasıdır. Ramazan’da Yüce Rabbimiz bizi Cemâlullâh'ı seyretmeye dāvet ediyor, bize miraca çıkmayı ihsân ediyor. Ümmet-i Muhammed’in en büyük ve kıymetli mîrâsı miraçtır ve 30 gün boyunca bize bu yüce şeref yaşattırılıyor.

Hac'da her günün bir hazîne olduğu bilinciyle yaşarız. Mānevî yolculukta her ânın bir elmas kıymetinde olduğu şuuruna varırız. Hac kalbin dâimî secdesidir, rûhun dâimî Miraç'ıdır, dâimî vuslatıdır, kıyâmet gününün dâimî provasıdır. Rûhun yükselişi ve dirilişi beyaz hacılar kalabalığı arasında tecrübe edilir. Kıyâmet sahnesinin bir provası olan hacda o günün “mahşerî kalabalığı” tecrübe edilir.

Ramazan ayının zirvesi olan son 10 gün itikâf, kendini tamâmen Cenâb-ı Allâh'a teslîm etmenin de sembolüdür. Halvetin hedefi ve özü insanın mahbûbu olan Rabb’iyle birlikte olmasıdır. Halvet, Allah için olmayan her sevgiyi kurbân etmektir.

Hac’da Arafat meydanında insan kaybettiği cennetini yeniden elde eder. Hakikat ile yeniden karşı karşıya gelir, îmânını yeniden elde etmek ister, hayat suyunu yeniden bulur, ilâhî şuurun ihtişâmına yeniden ulaşır ve insan iç potansiyeline, özüne, köküne, dikey yükselişine tekrar kavuşur, yeniden insan olur.

Ramazan insanın kendi benliğinden kurtulması için yapılan ilâhî bir çağrıdır, mānevî hastalıklardan şifâ bulmak, maddesel bağlantılardan kurtulmak için, gönüldeki putları kırmak için, hakiki pişmanlık dilemek için yapılan bir çağrıdır.

Hac ise, insan irâdesinin tâbi olduğu bir imtihandır, kalbin ameliyatıdır, hayâtı kökünden değiştiren bir sınamadır. Kendimizi kötülükten, şeytānî kuvvelerden, sahte tanrılardan, kalbimizi istilâ edip orada hüküm süren putlardan temizlemek demektir. 

Oruç insanın kimyâsını ve hormonlarını öyle harekete geçirir ki oradan şirk virüsünü def eder. Bütün abesiyet, kirlilik, lâkaytlık, dalgınlık, inkâr, şüphe ve küfürden kalbin aynasını temizler. Oruç vücuttaki zararlı maddelerin atılmasına, midenin rahatlamasına, kanın temizlenmesine, kalbin çalışmasının kolaylaşmasına yardımcı olur.

Haccın özü ve amacı “büyük cihaddır.” İnsanı dünyâya bağlayan ne varsa terk edilmesi cihâdın tâ kendisidir. Cihad şirke ve şeytānî güçlere karşı mücâdeledir. Cihad zulme karşı adâletin savaşıdır. Anarşiye karşı düzen, köleliğe karşı özgürlük, hazza karşı itidâl, vahşete karşı medeniyet, sapkınlığa karşı doğruluk, maddeciliğe karşı māneviyat savaşıdır.

Ramazan ayında kalp mutlak tatmînine ulaşır, çünkü Allâh'a olan aşk secdeyle sergilenir. Secdenin kudreti Ramazan ayının rûhuna ulaşır. Secdeye olan aşk Ramazan ayının nûrunu ve aşkını ulvîleştirir. Böylece mü'minler Allâh'a kavuşmanın kesintisiz şevkini yaşamaktadırlar ve secdenin gönül birliği ile evrensel bir feyz kaynağı akımı cereyân etmektedir.

Hac ise hakiki ölüme çağrıdır. Varlık zindanından çıkmayı temsîl eder. Nefs kafesini kırar, kalpteki putları yıkar, rûhu örten örtüleri kaldırır. Ölmeden evvel ölünür. 

Hacda hacılar kutsal Mekke diyârına göç ederek mānevî bir yolculuğa çıkarlar. Buna karşılık Ramazan'da ise bu kutsal ay oruç tutan mü'minlerin hayâtına misâfir olur. Ramazan'ın rûhu Muhammed ümmetini etkisi altına alarak, hayâtın her aşamasını ilâhî varlığı ile donatarak mü'minlerin onun anlamını ve kıymetini idrâk etmesini sağlar. Böylece, mübârek Ramazan’da bütün yeryüzü oruç tutan ümmet-i Muhammed için ilâhî bir sahne hâline gelir.

Hac ise kıyâmet gününün dâimî provasıdır. Rûhun yükselişi ve dirilişi beyaz hacılar kalabalığı arasında tecrübe edilir. Kıyâmet sahnesinin bir provası olan hacda o günün ‘mahşerî kalabalığı’ tecrübe edilir.

Ramazan ayında Kur'ân-ı Kerîm'in indirilişini kutlarız. Mübârek ay, ilâhî âyetlerin insanlığa indirildiği Kadir Gecesi'ni şereflendirmek üzere verilmiştir. Ramazan beden ise Kur'ân-ı Kerîm onun rûhudur. Bu yüzden Ramazan ayına on bir ayın sultānı ve bin aydan daha hayırlıdır denmiştir.

Hacda İbrâhîm'in ateşine, İsmâil'in bıçağına doğru yürünür. Ateşin sıcaklığını ve bıçağı boğazımızda hissedecek kadar bu ibâdetlerle havf makāmına yaklaşılır. Sonra giderek bıçak kesmez, ateş yakmaz olur. Ebedî hayat ve yeniden doğmanın muhteşem memnûniyeti verilir. 

Ramazan ümmetin ayıdır. Ramazan ayında ibâdet eden her mü'min tüm dünyâdaki bütün Müslüman cemâatle bir olur. Mü'minler tek bir vücut hâline gelir. Bütün kalpler diğer kalplere bağlanır ve Muhammed aşkının denizine varılır.

 Hac, ferdiyetten cemiyete geçişi sembolize eder. Hacc’ın özü tek bir ruh, tek bir aile, tek bir topluluk, tek bir ümmet hâline gelmektir. Tek renge, tek tip elbiseye, tek düşünceye, tek isme, tek nefese, tek hedefe sāhip olmaktır. Hac milletler, toplumlar, sosyal statüler, rütbeler arasındaki tüm farklılıkları ortadan kaldırmak ve küllî bir muhabbet ile bir olmaktır. Böylece hacılar sâdece hakiki kardeşlikle görülebilen ‘birlik’ sırrını yaşarlar.

Ramazan ayı eşsiz bir terbiye ayıdır ve en büyük şifâ kaynağı sayılır. İnsanın kendi benliğinden kurtulması için, yenilenmesi için, mānevî hastalıklardan şifâ bulması, cehâletten, gafletten, şuursuzluktan ve maddesel bağlantılardan kurtulması için, gönüldeki putları kırması için, hakiki pişmanlık yaşaması ve tevbe etmesi için yapılan bir çağrıdır.

Haccın hakiki yolculuğuna çıkmak için dünyâ ile bağlar koparılır, makam, mevki, mal, mülk, rütbe ve aileden vazgeçilir. Kefenin sembolü olan ihrama girilir ve ölüm hâline bürünülür. Maksat, tüm günahlardan arınıp mü'min fıtratına yeniden doğmaktır. Hac tamamlandığında hacı hakikatte yeniden doğar, yeniden dirilir. Yeni doğmuş bir bebek gibi tertemiz ve günahsız bir halde evine döner.

Ramazan ve Hac ayları kutsal ibâdet, bâtınî ve zâhirî ālemlerin birliğini doğurur, seveni sevdiğiyle buluşturur, arzulayanı arzu edilene kavuşturur, ābidi Mābûd’a ulaştırır. Mekke’deki maddî Kâbe, kalp Kâbesiyle karşılaşır. Medîne’deki cennetü’l bakî kalbin cennet bahçesiyle buluşur.

Ramazan-ı şerif, Hacc-ı şerif vazîfesi bize canlılık katan, insânî ilişkilerimizi yeniden yapılandıran, güzel davranışlarımızı, ahlâkımızı, amellerimizi ve niyetlerimizi güçlendiren, îman zevkini yeniden keşfettiren, ilâhî şuurumuzu yeniden kuvvetlendiren, şefkat, cömertlik, tevâzu ve muhabbet duygularımızı yeniden canlandıran senelik bir terbiyedir. İnsanlar arasında yeniden adâlet, huzur, güven, selâmet tesis eder.

Ramazan ve Hac aylarının hazînesi ile mü'minler, dünyâ hayâtında âhiret hayâtının farkına varırlar. Ramazan’ın nûru Hac ayına yansır ve Haccın nûru Ramazan’ın nûruyla birleşip nur alâ nur olur. Bu nûr onun en çok hasretini çeken kişide tecellî eder ve dolayısıyla bu iki ayın hazînesi sürekli tefekkürle meşgûl olan kimsede tecellî eder.

Temmuz 2022, sayfa no: 28-31

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak