Ara

Rahîm Olan Yüce Allâh’ın Rahmet Peygamberi

Rahîm Olan Yüce Allâh’ın Rahmet Peygamberi

Yüce Rabbimizin iki ismi er-Rahmân ve er-Rahîmdir. O, iyilik ve nimet, rahmet ve merhamet kaynağıdır. Var olan her şey O'nun rahmeti sâyesinde var olup varlıklarını sürdürürler. Dünyâ ve âhiretteki tüm hayır ve güzellikler, O’nun rahmetinin görüntüleridir. O, Rahmân ismiyle dünyâda inanan inanmayan herkese merhamet eder, Âhirette ise Rahîm ismiyle sâdece inananlara merhamet edecektir. Her kutlu işin anahtarı olan ve bir Kur’ân âyeti olan ‘Besmele’de bu iki sıfat özellikle geçer. “Sizin ilâhınız Rahmân ve Rahîm olan Allah’tır.”1 “Şüphesiz O, mü’minlere karşı Rahîmdir.”2 “O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.”3 O halde Rahmet ve merhamet isteyen, O'na yönelmeli, O'nunla bağlantı kurarak rahmeti hak etmeye çalışmalıdır. En önemlisi de Yaratan’dan ötürü yaratılanı sevip mahlûkata merhamet etmelidir. 

Peygamberimizin iki ismi de er-Rahîm ve er-Rahme’dir. O, her şeyi ile insanlığa ve tüm âlemlere rahmettir. Onun hayâtı da vefâtı da rahmettir; rehberliği ve önderliği de. Nitekim âyette “Biz seni, ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik”4 buyurulmuştur. Evet, O’nun gelişi yalnızca kendi zamânı, kendi coğrafyası yâhut mü’minler için değil tüm âlemler için rahmet sebebidir. Yeter ki varlıklar alıcılarını O’nun rahmet vericisine çevirebilsinler. Burada yapılması gereken Rahmet Elçisi’nin önderliği ve örnekliğinde, onun insanlığa getirdiği hayat düstûru rahmet kitabının rehberliğinde hayâtı merhamet yumağına dönüştürebilmektir. Unutmayalım ki rahmet elçisini tanıdıkça, rahmet kılavuzunu anlayıp hayâtımıza taşıdıkça merhamet elçileri olarak hem kendimize hem çevremize rahmet nazarıyla bakabileceğiz ve onlara merhamet kanatlarımızı indirebileceğiz. Bugün insanlığın hayâtını karartan, çevreyi katleden, varlıkları hoyratça tüketen, dünyâyı içindekilere zindan edip kirletenler Rahmet elçisini lâyığıyla tanımayanlar ve onun merhamet pınarlarından nasiplenemeyenlerdir. 

Yine O’nun rahmet elçisi olduğu rahîm ismiyle şöyle tesbît edilmiştir: And olsun ki, içinizden size, sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, inananlara şefkatli/raûf ve merhametli/rahîm bir peygamber gelmiştir.5 Yüce Rabbimiz ona, kendi isimlerini vermiş, o da o isimleri hakkıyla temsîl etmiştir. Gerçekten de O, hem ümmeti için, hem de tüm varlıklar için rahmettir. O’nun peygamber olarak gelişi de Yüce Yaratıcı’nın rahmetinin bir tecellîsi olarak gerçekleşmiştir. O’nun ve mesajının dünyâda varlığı da rahmettir, âhirette de O rahmet peygamberi ve bir merhamet peygamberi olarak şefâat edecektir. O’nun rahmet oluşu dünyâ ve âhirette devamlıdır. Aynı şekilde ona Rasûlü’r-Rahme, Nebiyyü’r-Rahme, Rasûlü’l-Merhame, Rahmetü’l-Âlemîn, Rahmetü’l-Ümme, Rahmetün Mühdâtün (Doğruya götüren rahmet rehberi), Erhamü’n-Nâs (insanların en merhametlisi) de denmiştir.

O’nun (sav) gelişi tüm insanlık için rahmettir. İnanan inanmayan herkes için rahmettir. O, inananlar için rahmettir. Onların hidâyete ermeleri, istikamette kalabilmeleri ve hidâyetlerini artırabilmeleri için onlara rehberlik etmiştir.

O, inanmayanlar için de rahmettir. Onları sürekli hidâyete dâvet etmiş, yanlış yapmamaları için sürekli onları uyarmıştır. Onun gelişi ile Yüce Rabbimiz, inanmayanların tümden helâk edilmeyeceklerini va’d etmiştir. Bu da onlar için rahmet sebebi olmuştur. Sen içlerinde iken Allah onlara azâb etmez.6

O, melekler için de rahmettir, cinler için de rahmettir. Melekler, O’nun gelişi ile en güzel kulluk modelini O’nda görmüşler ve O’nun eliyle altın çağın insanlarının nasıl yetiştiğine şâhit olmuşlardır. Cinler, O’nun okuduğu Kur’ân’ı dinleyerek, şirksiz bir şekilde tevhîd üzere nasıl kalınacağını ondan öğrenmişlerdir. Bu yüzden O, Rasülü’s-Sekaleyn/İnsan ve cinlerin peygamberidir. 

O’nun gelişi, tüm hayvanlar için rahmet olmuştur. Hayvanlara eziyet edilmemesini, gereksiz yere karıncayı bile ezmemenin gereğini insanlar O’ndan öğrenmiştir. O’nun getirdiği Kur’ân’daki bir sûrenin adı Neml/Karınca sûresidir. Bu sûrede, Hz. Süleyman’ın ordularının ayakları altında ezilmemek için karıncaların kraliçelerinin emri doğrultusunda tedbir almaları anlatılır. (Bkz. Neml 18) Bu anlatımda karıncanın bile hakkının olduğu vurgulanmaktadır. Nitekim o, karınca yuvalarına zarar verenleri, Allâh’ı tesbîh edip duran bir ümmete zarar vermeyin, diye uyarmıştır.

O’nun pek çok uygulamasında hayvan haklarına verdiği değer açık bir şekilde görülür: Devesine ağır yük yükleyeni, onu aç-susuz bırakanı uyarması… Bir kuşun yuvasını bozup yumurtalarını alan adamı uyarması… Mekke Fethinde, askerin geçeceği yol üzerine yavru yapan köpek ve yavruları ezilmesin diye başına nöbetçi dikmesi… Hayvanları, atış için hedef tahtası olarak kullanmayı yasaklaması… Kuşu ölen çocuğa tâziyeye gidip üzüntüsünü paylaşması… Bir köpeği sulayan adamın bağışlandığını söylemesi… Bir kediyi aç susuz bırakıp ölümüne neden olan kimsenin azâba duçâr olduğunu haber vermesi bunlardan birkaçıdır.

O’nun gelişi nebâtât için de rahmet olmuştur. O, Mekke, Medîne ve Tâif’i sit alanı/harem bölge îlân ederek gereksiz yere ağaçlarının kesilmesini, otlarının koparılmasını, av hayvanlarının avlanmasını yasaklamıştır. Kendi elleriyle 500’den fazla hurma ağacı dikmiş ve elinde bir fidan olan, kıyâmet koparken bile olsa, onu diksin buyurarak ağaç dikilmesine büyük önem vermiştir.

O’nun gelişi tüm cansız varlıklar için de rahmettir. O, güneşi ayı Allâh’ın âyetleri olarak gören bir peygamberdi. Ey hilâl, senin Rabbin de benim Rabbim de Allah’tır diyerek gökyüzündeki ay ile konuşan, şehir, dağ, çevre sevgisi olan bir peygamberdi. Sevgili amcası Hz. Hamza başta olmak üzere yetmiş ashâbını şehîd verdiği Uhud dağı için İşte bu Uhud dağıdır, biz onu severiz, o da bizi sever, buyurmuştur. Böylece zaman ve mekânlarda aslâ uğursuzluk olmadığına dikkat çekmiştir. O’nun Mekke ve Medîne sevgisi de bir başkadır. Yine O’nun hurma, karpuz başta olmak üzere diğer yiyeceklere olan sevgisi de özeldir.

Kısaca O (sav), dünyâlara rahmet olan bir peygamberdir. Hem kendi zamânındaki hem de kıyâmete kadarki zamanda gelecek olan her şeye, herkese rahmet olan bir peygamberdir.

Âhiret günü de O (sav), tüm insanlık için rahmettir. O’nun duâsı ile mahşerde beklemekten bunalan insanlığın hesâbının görülmesine geçilecek ve O’nun şefâat ve duâsı ile ümmeti bağışlanacaktır.

Bir hadîslerinde Peygamberimiz, "Merhamet, sizin anladığınız şekilde yalnızca birbirinize olan merhamet değildir. Asıl merhamet bütün yaratıkları kuşatan merhamettir, evet bütün mahlûkatı kuşatan bir merhamet."7 buyurarak gerçek anlamda merhametin bütün varlıklara gösterilen merhamet olduğunu söyler. Buna göre Yüce Yaratan’dan ötürü bütün varlıklara merhametli olmak gerekir. İnsanlara, hayvanlara, bitkilere ve cansız varlıkların hepsine. Onlara haksızlık etmemek, onlara eziyet etmemek, her hak sâhibine hakkını vermek, onları yersiz ve hoyratça kullanmamak bu merhamet cümlesindendir. Merhamet, akan kan ve gözyaşını hüzünle seyretmekten ibâret değildir. Asıl merhamet, akan gözyaşı ve kanları dindirmek için gayret ve çaba göstermektir. Tıpkı şâirin dediği gibi: 

Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.
Adam aldırma da geç git diyemem, aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım. 

Cüneyd Bağdâdî İslâm’ın yetiştirmeyi hedeflediği ideal insan tipini sûfî diye isimlendirerek şöyle tanımlar: "Sûfî/Ârif toprak gibidir. Üzerinde iyi kötü herkesi ve her şeyi taşır. Bulut gibidir, herkesi gölgelendirir. Yağmur gibidir, herkese rahmet olur yağar. Üzerine atılan her türlü pisliği içinde eriten, temizleyen ve içinden güzel şeyler bitirerek o pislikleri güzelliklere dönüştüren verimli bir topraktır o."8

O halde Rahmân ve Rahîm olan Yüce Allâh’a inanan Müslüman! Üzerindeki ve çevrendeki varlıklardaki Yüce Yaratıcı’nın kuşatıcı rahmetinin izlerini fark et. Yüce Allâh’ın insanlığa sunduğu Rahmet Düstûru Kur’ân’ı oku, anla ve yaşa. Bu konuda Rahmet Elçisi’ni örnek al, izle ki Rahmete eresin ve nihâyet merhamet adamı olarak Rahmet-i Rahmân’a kavuşasın. Unutma ki senin önderin ve örneğin zulümleriyle dünyâyı kirletip kokutan zâlimler değil, Rahmet Peygamberi’dir. Salât ve selâmlar O’na ve O’nun izini tâkip edenlere olsun!

Dipnotlar:
1 Bakara 2/163.
2 Ahzâb 33/43.
3 Yûsuf 12/64, 92.
4 Enbiyâ 21/107.
5 Tevbe 9/128.
6 Enfâl 8/33.
7 Hâkim, Müstedrek, IV, 185.
8 Kuşeyrî, er-Risaletü'l-Kuşeyriyye, Beyrut, 1993, s, 315.

Temmuz 2026, sayfa no: 6-7-8-9

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak