Ara

Mürşid-i Kâmil ile Görüşme Âdâbı

Mürşid-i Kâmil ile Görüşme Âdâbı

Kıymetli kardeşlerim!

Fahr-i Kâinât Efendimiz(sav): ‘Beni Rabbim terbiye etti ve edebimi ne güzel yaptı.’ buyuruyor. Tasavvuf yolunda edeb çok önemlidir. Şimdi Risâle-yi Hâlidiyye’den mürşidin huzûruna var­ma edeblerini mütâlaa edelim. Mürşidin huzûruna varma edebi birkaç nevidir.

Huzûra varmadan önce yerine getirilmesi gereken edebleri şöylece ifâde etmiş olalım:

  1. Abdestli olmak.
  2. Bütün günah ve kusurlarından, gafletinden, on beş veya yirmi beş defa istiğfâr etmek.
  3. Bir Fâtiha üç İhlâs okuyup mürşidin rûhâniyetine hediye ey­lemek.

Bir insan bunları yaparak Allah(cc) rızâsı için bir kardeşinin ziyâretine gitse feyz alır bi-iznillâh. Eğer ziyâretine gittiği kutb-ı cihân ise, kalbini ihlâs ve muhabbetle onun kalbine rapteyleye. Nerede olursa olsun biiznillah mürşidin rûhâniyetinin de kendisiyle berâber olduğunu düşüne­rek tâ İstanbul’dan buraya mı geliyor? Hayır, onun indinde bü­tün dünyâ bir tabak kadar kalıyor. Ve rûhâniyet için perde, uzak­lık, yakınlık, madde ve müddet yoktur. 

Mürşidi kalbinizden çıkarmadınız mı o sizinle berâberdir. Allâh’a ulaşmaya vesîle olduğu için mürîd, mürşidini göz açıp yumuncaya kadar da olsa hayâlinden kaybetmemeli. Böylece o mürîd fenâ fî’ş-şeyh olur. Bu makam, fenâ fî’r-Rasûl ve fenâ fî'l-lâh makamlarının başlangıcıdır. 

Mürşidin huzûrunda dikkat edilmesi gereken edebler ise şun­lardır:

Zâhirî Edebler

  • Yüzüne, rahatsız edecek şekilde gözünü dikerek bakmaya.
  • Müsâadesi olmadan oturmaya.
  • Oturunca boynunu bükerek mütevâzı bir şekilde dura.
  • Bir şey sorulmayınca lüzûmsuz yere kendiliğinden konuş­maya.
  • Huzurda, başkalarıyla sohbet etmeye. Âşık olan kişi, mâşûkunun dışındakilere nasıl ilgisiz kalırsa, mürîd de mecliste mürşi­dinin dışındakilere iltifât etmeye.
  • Feyz almak için, sükût içinde, gözleri yumulu olarak otur­malı. Kalbini açıp, teveccühe hazır tutmalı. Eğer sohbet ediyorsa gözler yumulmaz. Edeblice dinlenir.
  • Ve mürîdin mürşide hürmeti Hak Teâlâ içindir. Allâh’a(cc) ka­vuşmaya vesîle olduğu içindir. Ona muhabbet ve hürmet hakîkat­te Bâri-i Teâlâ’yadır.
  • El-hâsıl mürşidini, Resûlullâh(sav) Efendimiz’in nâibi, vekîli addeyleye. Nitekim hadîs-i şerîfte: ‘Âlimler, peygamberlerin vârisleridir.’ buyrulmuştur. Burada âlimlerden maksat, ilmin gerekleriyle amel eden ârif-i billâhlardır. Kutb-ı cihânımız gibi zât­lardır. Yoksa her 'âlimim' diyen insan değil. Zîrâ ilmiyle amel etme­yen kimseler, Kur’ân-ı Kerîm’de, 'sırtında kitap taşıyan merkeb'e1 benzetilmiştir. Onun için, ilmiyle âmil, ârif-i billâh olan âlimlerle, ilmiyle amel etmeyen âlimler arasındaki fark çok büyüktür. Hadîs-i şerîfte buyrulmuştur: ‘Azap yönünden insanların en şiddetli­si, ilmi kendisine fayda vermeyen âlimlerdir.’ 

Bâtınî Edebler

  • Mürşid huzûruna vardığında kalbi gâfil olmaya. Kalbinde havâtır, imtihan, itirâz veya adem-i meyl, yâni kalbini başka tara­fa çevirme olmaya. Ve dahi denildi ki her mürîdin, mürşidin kalbinde yeri vardır. Zîrâ ehlullâhın kalbi arşullâh'tır. Ve evliyânın kalbinden düşmek, semâdan düşmek gibidir. Allâhımız muhâfaza buyursun.
  • Kalbini mürşidin kalbine rapteyleyip öylece huzurda bekle­ye. Hissetmese bile, 'ben feyz alıyorum' diye itikâd eyleye. Kendi bilmese bile istifâde eder. Zîrâ bilmek vusûle şart değildir. Elma­lar, armutlar, üzümler kendi kendine yetişip olgunlaşıyor; insan da öylece yetişir, mürşidin râbıtasını yapa yapa.

Peki, istifâde ettiğini nasıl bilecek?

Üç şeyden bilir:

  1. Allâh’a muhabbeti çoğalır.
  2. Haramlar husûsunda Allah’tan çok korkar.
  3. İbâdetini kolay yapar.
  • Mürşidin dünyevî maslahatla ilgili konuşması mürîde zarar vermez. Onun için kalbini mürşidin kalbinden ayırmaya.
  • Huzurda çok oturmaya. Mürşidin kalbini incitmekten sakın­mak gerek.
  • Mürşidin, içinden gâfil olup da dışı ile meşgûl olmaya. Mürşidin dışı ehl-i zâhir için, içi ise ehl-i bâtın içindir.
  • Mürşidini öyle takdîr etmeli ki, yeryüzünde beni ancak o, Allâh’a(cc) vâsıl eder diyebilmeli.
  • Ve bütün bu edep ve teslîmiyetinde insanların kınamasın­dan çekinmeye.

Rabbimiz bütün kardeşlerimizi edepli ve muhabbetli eylesin, âmîn.

Hamdolsun âlemlerin Rabbi olan Allâh’a(cc).

Dipnotlar:

[1] Cuma 62/5.

Ocak 2026, sayfa no: 42-43

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak