Ara

Murad Paşa Câmii Hazîresi: Oya Oya, Yazma Yazma, Tül Tül Mermerler

Murad Paşa Câmii Hazîresi: Oya Oya, Yazma Yazma, Tül Tül Mermerler

İstanbul'da inşâ edilen en eski câmilerinden biri olan Murad Paşa Câmi-i Şerîfi, Murad Paşa Külliyesi'nin günümüze ulaşan maalesef tek yapısıdır. Fetihten sonra, Bursa üslûbuyla yapılan tabhâneli (zâviyeli) câmi tipinin ender örneklerinden biri olarak gösterilir. Aksaray’da, Vatan ve Millet caddelerinin, yeni adıyla Adnan Menderes Bulvarı ile Turgut Özal Caddesi’nin birleştiği noktada yer alır. Fâtih Sultan Mehmed’in vezirlerinden Rumeli Beylerbeyi Has Murad Paşa tarafından 15. Yüzyılın son çeyreğinde yaptırılmıştır. Has Murad Paşa, Bizans'ın Paleólogos hânedânından Vitos'un oğlu olup ihtidâ ederek Fatih Sultan Mehmed'in hizmetine girmiştir. Zekâsı sâyesinde Vezirliğe kadar yükselmiş ve Rumeli Beylerbeyliği’ne atanmıştır. Külliye olarak planlanan câminin İmâreti, hamamı ve Murad Paşa’nın Trabzon’un fethi için seferde iken Otlukbeli’nde şehit düşmesinden sonra kardeşi Sadrazam Mesih Paşa tarafından tamamlanan medresesi günümüze ulaşamamıştır. II. Bâyezid devri Vezir-i Âzamlarından olan Mesih Paşa'nın kabri câmi hazîresindedir. Bu kabir Murad Paşa'nın makam kabri olarak da bilinir. Rivâyetlere göre Has Murad Paşa, Otlukbeli Meydan Muharebesi'nden bir hafta önce keşif birliğinin başındayken pusuya düşürülmüş ve geri çekilmeye çalışırken Fırat Nehrinde boğularak şehîd olmuştur. O dönemdeki ulaşım şartları ve savaşın devâm ediyor olması, naaşın İstanbul'a nakledilmesini imkânsız kılıyordu. Gerçek naaşı muhtemelen şehîd olduğu Tercan-Otlukbeli arasındaki bölgede, Fırat Nehri kıyısındadır. Rahmet niyâzıyla. 

Oya Oya, Yazma Yazma, Tül Tül Mermerler

Evvelce Murad Paşa Câmi-i Şerîfi ve bileşenleri hakkında etraflıca bir yazı kaleme almıştık. Bu sebeple câmi-i şerîf ve diğer birimlerine değinmeyeceğiz. Câmi-i Şerîf'in kıble yönünde, târihî seyir içinde oluşan, devirlerinin sanat anlayışına ayna tutan, târihî mezar taşlarıyla dolu genişçe sayılabilecek bir hazîre oluşmuştur. Yol açma çalışmaları esnâsında hazîrenin büyük bir kısmı ortadan kaldırılmış, mezar taşları ise yok edilmiştir. Câmi çevresi Vakıflar İdâresi’nce yeniden tanzîm edilirken çalışmalara tanıklık eden Fazıl İsmail Ayanoğlu, konu ile ilgili bir yazısında bu câmi mezarlığının çok kıymetli olmakla berâber diğer mezarlardan daha fazla tahrîbe mâruz kaldığını zikreder. Ayanoğlu, hazîredeki önemli sayılabilecek bazı şahsiyetlerden de bahseder. 

Yapılan onca tahrîbâta rağmen Murad Paşa Câmi-i Şerîfi'nin çevresi farklı dönemlere âit, zengin profile sâhip mezar taşlarıyla doludur. Biz bu yazımızda Ayanoğlu’nun işâret ettiği hazîredeki birkaç mezar taşına ayna tutmaya çalışacağız. Ayna tutmaya çalışalım ki neler kaybettiğimizi bilelim. Mezar taşlarının kıymetini, anlam dünyâmızdaki yerini Rahmetli Enver Tunçalp’ten dinleyelim: “Mezar taşları muazzam bir sergi hâlinde idi. Heykel sergisi, resim sergisi, elişi sergisi hep bir arada. Her kademedeki kişiler için ayrı biçimde oyulmuş ve şekillendirilmiş taşlar. Kavuklu, fesli, sarıklı başlar. Çocuklar için hakîkaten zarîf ve işlemeli sütunlar, hâtun kişiler için oya oya, yazma yazma, tül tül mermerler. Târihî mezar taşlarındaki inceliği anlamak kolay bir şey değil, bunların hepsi birer sanat eseri. Hele kitâbeleri, en güzel motifli bir şiir sergisinden daha hoş ve mânâlı.”

Zamânın Sessiz Tanıkları

Murad Paşa Câmi-i Şerîfi Hazîresinde Murad Paşa'nın kardeşi Sadrazam Mesih Paşa'nın yanı sıra Kara Dâvud Paşa (Sultan II. Osman'ın katlinden sonra Hâin Davud Paşa olarak anılmıştır.) Şeyhülislâm Pîrîzâde Osman Sâhib Efendi ve Altıparmak İbrâhim Efendi gibi önemli şahısların kabirleri de bulunuyor. Mesih Paşa'nın dönemine özgü bir cephesi rumîlerle süslü şâhidesi duvarla çevrili mezar alanının üzerindedir. Kıble yönünde caddeye yakın bir konumdadır. Kara Dâvud Paşa'nın üstü açık lahit kabri caddeye cepheli ihâta duvarının dibindedir. Haseki civârında bulunan ve 1950’li yıllarda yol açma çalışmaları esnâsında yıktırılan Şirmend Çavuş Câmi-i Şerîfi'nin bânîsi, Şirmend Çavuş ile kızı Kamer Hatun’un mezarı da buraya nakledilmiştir. Devrinin form ve tezyînat üslûbunu yansıtan şâhideler avlu girişinde klasik Osmanlı üslûbunu yansıtan türbe içerisindedir. Şirmend Çavuş I. Selim Han'ın yüksek rütbeli komutanlarından biridir. 

Onlarca belki yüzlerce mezar taşını bir yazıya dökmek muhâldir. Böyle zengin bir hazîre bir kitap değil belki birkaç ciltlik kitapla ancak incelenip anlatılabilir. Biz bu yazımızda üç mezar taşına yer vereceğiz. Bu mezarlarda medfun bulunan üç isim de genç yaşlarında terk-i diyâr eylemiş. Çevremizdeki asırlık çınarlara bakıp uzun ömür hayâlleri kursak da, mezar taşlarındaki târihler bize hayâtın acı ve çıplak gerçeğini hatırlatır; nitekim oralar, daha çocukluğuna doyamadan ya da gençliğinin baharına varamadan dünyâdan göçüp gitmiş, her yaş grubundan insanın sessiz tanıklıklarıyla doludur. İncelememize konu mezar taşlarından birincisi 27 yaşında vefât eden Enderun-ı Hümâyun mensûbu Ahmed Ağa'ya, ikincisi yürek burkan mersiyesini şâire Leyla Hanım’ın yazdığı Hâver Hanım’a, üçüncüsü ise Prusya’ya elçi olarak gönderildiği zaman vefât eden Ali Aziz Efendi'nin kızı Hatice Nefise Hanım’a âit.

Enderun-I Hümâyun Mensupları Zerrinî Külâh Giyerdi

Ahmed Ağa'nın şâhide başlığı Zerrinî külâhlıdır. Bu başlık türü daha ziyâde Osmanlı döneminde üst düzey devlet görevlileri, saray mensupları veya Enderun’da yetişmiş görevliler tarafından kullanılırdı. Altın sırma görünümlü, zengin işlemeli, süslü bir başlık türüdür. Diğer başlık çeşitlerine göre sayıları sınırlıdır. Beyazıt Câmi-i Şerîfi Hazîresi, Eyüp Sultan Câmi-i Şerîfi hazîresi, Üsküdar Karacaahmed Kabristanı ve Ayazma Câmi-i Şerîfi Hazîresi Zerrinî külâhlı şâhide örneklerinin bulunduğu noktalardan bazılarıdır. Ahmed Ağa'nın anonim birkaç manzûmenin terkîbiyle oluşturulan mezar taşı yazısı hayli içlidir. 16 mısrâlık kitâbesinde şu ifâdeler yazılıdır: 

Hûve'l-Bâkî

Hey meded bulunmadı emrâzının bir çâresi,
Yirmi yedi yaşında tekmîl imiş meğer kim vâdesi
Nice rûhânî ve cismânî ile tedbîr eylediler
Gelse Lokman neylesün dolmuş ecel peymânesi
Dehr-i dûnun kimseye yoktur vefâsı bir nefes
İster olsun mülk-ü iklim-i şâhın bir dânesi
Bir melek haslet civân idi kanmadı gençliğine
Ey felek lâyık mı böyle taştan olsun lânesi
Gel şu mevtânın rûhuna yâ hû oku bir fâtiha
Kârbâ nevbet değil midir bu fenâ virânesi
Çünkü yâ Rabbi doymadı kasr-ı cihânın zevkine
Merkâd-i pâki ola bağ-ı cinân kâşânesi
Enderun-ı Hümâyun Kilâr-ı Hassa Hazret-i Şehriyârî
Çukadarlarından merhûm Ahmed Ağa'nın Rûhiçün Fâtiha

Sene:1225/1839

Ahmed Ağa'nın kabri, kıbleye göre hazîrenin en sağında, Şirmend Çavuş Türbesi ile cephelidir.

Hâver Hanım Âh!

Kitâbesinden genç yaşında vefât ettiği anlaşılan Haver Hanım'ın şâhidesindeki zengin tepelik, vazodan çıkan veya fiyonkla bağlanmış bir çiçek demetini hatırlatır. Bu form, Osmanlı toplumunda zarâfeti, inceliği ve hayâtın geçiciliğini simgelerken; vefât eden kişinin bir hanım olduğuna işâret eder. Erkek mezar taşları daha ziyâde başlıkları ile öne çıkarken hanım mezar taşları tezyînâtıyla hemencecik fark edilir. Osmanlı dönemi hanım mezar taşlarında hotozun dışında, erkeklerde olduğu gibi belirgin bir başlık tarzı bulunmazdı. Şâhideler, bir kadının incelik ve letâfetini en güzel şekilde ortaya koyan şeyler, yâni çiçekler, buketler, bahar dalları, gerdanlık, küpe ve broşlarla süslenirdi. Haver Hanım'ın 16 mısrâlık kitâbesinde, şâire Leyla Hanım’ın kalemiyle şu ifâdeler yazılıdır: 

Hûve’l-Hayyû’l-Bâkî
İşte azm etdi meded ukbâya Hâver Hanım âh
Dehri tenvîr eylemişken nûr vechile o mâh
Maksadı olmak idi zühhâd ta‘nından halâs
Âkıbet kıldı şebâbette na‘îmi cilvegâh
Hayıf kim esdi bahâr-ı ömrüne bâd-ı hazân
Serve benzerken nihâl-i kaddi hâke düştü vâh
Dânesi bitti ne çâre doymayup dünyâsına
Âsiyâb-ı çerh kıldı dâne-i ömrün tebâh
Etdiği zulmünden erbâb-ı dile etmez hicâb
Tâ-be-haşr bu sipihr-i dûna gelmez intibâh
Hûr-ı gılmân ile cennet içre mahşûr eyleyüp
Merkad-i pâkin münevver eyleye Rabb-i İlâh
Ağlayup Leylâ mücevherle dedi târîhini
Genç iken dünyâdan eyvâh hây Hâver gitti âh

Sene: 1253/1837

Hâver Hanım'ın kabri hazîrenin orta yerinde, Mesih Paşa ile Hatice Nefise Hanım'ın kabirleri arasındadır. 

 Âbide Değerinde Duvaklı Bir Şâhide

Ali Aziz Efendi'nin kızı Hatice Nefise Hanım’a âit şâhide hanım mezar taşları tezyînâtı, sembolizmi bakımından nâdir örneklerdendir. Süleymaniye Câmi-i Şerîfi hazîresindeki kırılmış gül dalı ve duvak işlemeli şâhidenin başka bir versiyonu da burada, karşımızdadır. Hotozlu şâhidenin üzerinde bir uçtan bir uca saç gibi salınarak dalgalanan duvak emsâlsizdir. Ömrünü târihî mezarlıklara adayan Fazıl İsmail Ayanoğlu’nun tâbiriyle bu şâhide başlı başına sa’nat âbidesi sayılır. Yaklaşık yirmi seneden beri târihî mezar taşları ile ilgiliyim, hakîkaten böyle bir şâhidenin bir eşine rastlamadım. 1223 (1808) târihli baş şâhidesinin ön yüzünde on mısrâdan oluşan, ebced hesâbıyla târih düşürülmüş manzûm bir metin bulunur. Şöyledir: 

Hüve'l-Bâkî
Âh kim bu nevcivân kâm almadan
Yumdu gözün eyledi azm-i behîşt
Ey felek yazık değil mi neyledin
Mader ü dâderine urdun mu hişt
Hûri-yi cennet ola hem-dem buna
Görmeye kabrinde yâ Rab rûy-i zişt
Evc-i a'lâ'ya çıkar feryâd-ı kilk
Fevtine dersem eğer târih-i nüvişt
Nâ-murâd gitdi bu dünyâdan velî
Oldu me'vâ-yı Nefîse dâr-ı behîşt 

Yan cephesinde ise biyografik bilgileri yer alır. Bu yazı ise şöyledir: “Hûve-l-Bâkî / Giridi Tahmisci Mehmed Efendi Zâde Hâcegân-ı Dîvân-ı Hümâyun'dan sefâretle Prusya'da irtihâl-i dâr-ı bekâ eden Ali Aziz Efendi merhûmun kerîmesi Hatice Nefise Hanım rûhiçün el-Fâtiha”. Anıt tarzındaki bu lahit mezar kıble yönünde mihrâbın hemen arkasındadır. Giritli Ali Aziz Efendi, Türk edebiyatında hikâyeciliğin öncülerinden sayılan, “Muhayyelât” adlı eserin yazarıdır. Osmanlı Devleti'nin 1797 yılında Berlin'e gönderdiği ilk dâimî Prusya Büyükelçisidir. III. Selim Han döneminde diplomatik ilişkileri güçlendirmek için Prusya'ya giden Ali Aziz Efendi, Berlin'de kısa bir süre görev yaptıktan sonra 1798'de burada vefât etmiş ve Berlin'deki Müslüman mezarlığına defnedilmiştir.

Osmanlı'da genç yaşta vefât edenlerin şâhidesine kırılmış bir gül dalı, gül goncası yâhut ters lâle işlenirdi. Evlenmeden vefât eden hanımların mezar taşları duvak şeklinde yapılır, ayak taşına ağlayan gelin çiçeği, taşın boyun kısmına da gerdanlık ve küpeler nakşedilirdi. Erken dönem mezar taşı metinlerinde kadere rızâ, teslîmiyet ve ölüm karşısında metîn bir duruş vardır. "Âh mine'l-mevt”, "Âh mine'l-firâk" gibi üzüntü belirtisi içeren ibâreler bu dönem mezar taşlarında yer almaz. Bunun yerine "mü’minler ölmez, fenâ âleminden bekâ âlemine göç ederler" anlamına gelen hadîs-i şerîf yâhut dünyânın fânîliğine dâir bir âyet-i kerîmeye yer verilirdi. Özellikle sanâyi devriminden sonra bütün dünyâyı saran, sarsan Batı menşeli dünyevîleşmenin etkileri Osmanlı ülkesinde de hissedilmeye başlandı. Bunun yansımalarını son dönem mezar taşı tezyînâtı ve metinlerinde de görebiliyoruz. Kabristanlarımız bu yönüyle toplumsal tercihlerin, yönelimlerin, değişimlerin gözlemlendiği paha biçilemez veri kaynağıdır. Tabii ki kadir kıymet bilene böyledir. Bu sebeple denmiştir ki: "Görenedir görene, köre nedir köre ne?!” 

Fethin hemen sonrasında inşâ edilen Murad Paşa Câmi-i Şerîfi Hazîresinde, altı asırlık serancâmımızı acısıyla, tatlısıyla gözlemlemek mümkün. Sadrazam, şeyhülislâm, ilim adamı, asker, sanatkâr, zengin, fakir, yaşlı, genç aynı sahada hep birlikte yatıyorlar uyanmak için ebedî bir sabaha. Yazımızı İstiklâl şâirimiz Mehmed Akif Ersoy'un bir dörtlüğüyle nihâyete erdirelim: 

Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.
Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar…
Uğraş ki: Telâfî edecek bunca zarar var!.. 

Yararlanılan Kaynaklar:

Fazıl İsmail Ayanoğlu, Vakıflar İdâresince Tanzîm Ettirilen Târihlî Makbereler, Vakıflar Dergisi, Sayı: 2, 1942.

Fazıl İsmail Ayanoğlu, (Yay. Haz. Seyit Ali Kahraman), Târihî Mezar Taşları, İstanbul (3) İBB Kültür Yay. İstanbul, 2022.

Tahsin Öz, İstanbul Câmileri, Ankara 1962.

Zeynep Hatice Kurtbil, Murad Paşa Külliyesi, TDVİA c.31, Ankara, 2020.

Ağustos 2026, sayfa no: 58-59-60-61-62

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak