Ara

Merhamet Medeniyeti

Merhamet Medeniyeti

Her şey yerinde kullanılırsa, isâbetli bir davranış olur. Merhamet ve gazab neye göre ayarlanır? Hiç şüphesiz yaratan Hâlık-ı Zülcelâl kor esasları. Yaratılışta mevcud bu duygu, Kitab ve Sünnet ile şekillenir. Kargaşa ve gürültü bu duygunun kontrolden çıkması, frensiz bir vâsıtaya benzer. Bu sebeble mü’min, “O tövbekârlar, ibâdet edenler, hamd edenler, dünyâda yolcu gibi yaşayanlar, oruç tutanlar, Allah yolunda cihâd etmek ve İslâm’ı insanlara tebliğ etmek gibi yüce gâyelerle yeryüzünde gezip dolaşanlar, rükûa varanlar, secde edenler, iyiliği teşvîk edip kötülükten alıkoyanlar, Allâh’ın sınırlarını gözetenler; müjdele o mü’minleri!”Tevbe sûresi 112. âyet-i celîledeki vasıflarla medhedilir. “Vel hâfizûne lihudûdillâh” Allâh’ın çizdiği sınırları ve koyduğu kānunları hayâta egemen kılan ve onları tüm güçleriyle koruyanlar anlamındadır. Demek ki başıboş değil insan, bir yasaya, ilâhî hükme bağlıdır. Sünnet-i Muhammedî ile kayıtlıdır. Merhamet cezâyı kaldırmaz. “Allâh’ın dînini uygulama husûsunda o ikisine karşı merhamet duygusuna kapılmayın.” (Nûr, 2.)

Vatan sevgisi îmandandır sözünü, Sevgili Peygamberimiz (sav) Mekke’den çıkarıldığında, vatan hasreti ve vatan nöbeti tutmanın "Allah yolunda bir gün ve bir gece nöbet tutmak, bir ay oruç tutup geceleri namaz kılmaktan daha hayırlıdır..." hadîs-i şerîfi te’yîd eder güçlendirir. Medîne Sözleşmesi, Kur'ân ve Sevgili Peygamberimiz’in (sav) sünnet-i seniyyesinden şekillenir. Her inanç görüşünü bir arada tutar. “Vatanımızı koruyalım” şefkat ve merhamet duygusunu ön planda tutar. “El-Vedûd” Allâh'ın Esmâ-ül Hüsnâ’sından biri olup “kullarına karşı çok muhabbet ve sevgi besleyen, sevginin ve merhametin kaynağı olan” demektir. Sevgili Peygamberimiz (sav) âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Gül güzel kokusunu, bülbül güle hasretini merhametten alır. Yağan yağmurla toprağın kokusundaki aşk, Sıddîk (r.a)’ın nefesindeki ciğer kokusu değil midir? Hz. Selmân’ı İran’dan, Hz. Suheyb’i Rum’dan, Hz. Bilâl’i Habeşistan’dan getiren, Nûr-i Muhammedî’ye pervâne kılan bu hasrettir. Malını mülkünü fedâ edip, civâr-ı Muhammedî’ye komşu kılan da bu duygudur.

Arif Nihat Asya Naat’ında der:
Biz bu dünyâdan nereye
Göçelim, yâ Muhammed?
Yeryüzünde, riyâ, inkâr, hıyânet
Altın devrini yaşıyor..
Diller, sayfalar, satırlar
(Ebu Leheb öldü) diyorlar:
Ebu Leheb ölmedi, yâ Muhammed;
Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor!

Asıl yurdun Sevgili Peygamberimiz’in (sav) şefkat ve merhamet kanatları olduğunu bildirir.

Osmanlı Beyliği'nin ilk başkenti Söğüt’dür. Osman Gâzi'nin Şeyh Edebâlî’nin evinde gördüğü ve Edebâlî tarafından cihan devleti olarak yorumlanan meşhur rüyâ, devletin sâdece askerî bir güçle değil, ilim ve mâneviyatla temellendirildiğini gösterir. Cenâb-ı Hakk’ın “Vedûd” sevgi, Sevgili Peygamberimiz (sav)’in âlemlere rahmet merhamet oluşu gerçeğiyle kurulmuştur. Kuru bir sevdâ için değil, i’lâü kelimetüllah tevhîd inancının bütün dünyâya hâkim olması için kurulmuştur. Fatih Sultan Muhammed Han "İmtisâli câhidû fillâh oluptur niyyetim”, Benim niyetim, Allah yolunda cihâd etme (savaşma) emrini yerine getirmektir der. Gücünü merhametin kaynağı Sevgili Peygamberimiz (sav)’den alır.

“Kenâr-ı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu,
Gelir de adl-i ilâhî Ömer'den sorar onu!”

dedirten İlâhî merhamettir. Merhamet devleti gönüllerde kurulunca, Osmanlı devletinin beyliklerle idâre edidiği dönemin vârisi, mücâhid, muvahhid Sâmî Ramazanoğlu (ks) ocağı tütmeyen bacayı görünce soba yaktırmamıştır. Dört sene Çanakkale’de cihâd eden, bir vakit namaz geçirmeyen Şeyh Mustafa Hulûsî Hazretleri vatan sevgisiyle çarpışıp gâzî olmuştur. Merhamet devleti, gönülde Rahmân ve Rahîm Esmâ-i İlâhî’siyle tecellî edince âzâlarda da tecellî eder. Uzuvlar emr-i Hakk’a uyar. Ev bark, konu komşu, mahalle ilçe il her yer sulha erer. 

Hükmü kuvvet olarak değil, birbirinin derd ve elemini kaldırmada görür. İlim ve irfanda hikmeti gözetir. Kuru bilgi değil, varlığını dînin ikāmesi, maddî gücünü bölüşüm olarak kabûl eder.

Merhamet, kişinin hemcinsini koruma ve aynı zamanda mânevî gelişiminde seviye testidir.

Merhamet medeniyetinde kişi, Cenâb-ı Hakk’ı tanıdığı nisbette halkına müşfiktir.

Temmuz 2026, sayfa no: 4-5

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak