Ara

Mektûbât-ı Es’âd-ı Erbilî (ks) (37. Mektup)

Mektûbât-ı Es’âd-ı Erbilî (ks) (37. Mektup)

Gözlerinizi öper ve tekrar letâif-i aşerenizi Cenâb-ı Hakk’ın selâmıyla müjdeler, takdir ve değerlendirilmesi beşerî gücümün üzerinde bulunan mektubunuzun bir köşesinde sorulan sorunun cevâbını söyler ve zihnimde bulunan çağrışımı arz ve takdîme cesâret ederim. İnsan su ve ateş, toprak ve hava, nefs ile kalp, ruh ve sır, hafi ve ahfa gibi letâif-i aşereden meydana gelip ilk beşine ‘Âlem-i Halk’, diğer beş tânesine ise ‘Âlem-i Emr’ denilir. Nefs, yaratılış itibâriyle ‘Âlem-i Halk’ın kaynaşmasından meydana gelen zulmânî bir buhar ise de nisbet olarak ‘Âlem-i Emr’e tâbi tutulmuştur. ‘Âlem-i Halk’ cismânî farzlarla mükellef olduğu gibi ‘Âlem-i Emr’ de nâfilelerle görevli kılınmıştır. Huşû, huzur, muhabbet, maiyyet, kurbiyet gibi birçok beşeri donanımları hâiz olan, ‘Âlem-i Emr’dir.

‘Kulum bana nâfilelerle yaklaşmaya devâm eder. Tâ ki ben onu severim.’(Buhari, Rikak 38. ) hadîs-i şerîfi de bu mânâya işâret etmektedir. Kötüyü emreden nefsin, insan uzuvlarının en kötüsü olduğu halde nâfileler sâyesinde vücûdun en övülen uzvu olacağı rivâyet edilmiştir.

Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: ‘Sizin câhiliye zamânında hayırlılarınız, fakih olup iyilik ve kötülüklerini bildikleri takdirde, İslâm devrinde de hayırlılarınızdır.’ (Buhari, Enbiya 8; Menakıb 1.) Buna göre ‘Meliklerin ihsanlarını yine meliklerin binekleri taşıyabilir’ kuvvetli kuralına istinâden Cenâb-ı Hakk’ın sorumlu tutmuş olduğu tâat ve ibâdete iktidar için herhalde ilâhî merhamete ve Samedânî feyizli yardımlara mâlûm olan ihtiyâcımız açık ve seçiktir. Farzları ve nâfileleri edâ etmeye bağlı olan dünyevî ve uhrevî mutluluğu birleştiren Hz. Mevlâ’nın rızâsını kazanmak için dâimâ kıymetli kardeşlerin zâhirlerinin hafifliğini, bâtınlarının temizliğini diler, dünyâ işleriyle fazlaca meşgûl olmaktan kaynaklanan vücûda ârız olan gevşekliğin kaldırılması konusunda Cenâb-ı Hakk’a yakarır ve niyazlarımı sunarım.

Es’ad-ı Erbilî’nin (k.s) Bu Mektubundan Öğrendiklerimiz

  1. Bilgi elde etmek ve mânevî ilerlemeye rehberlik yapacak nitelikteki sorulara muhatabın anlayabileceği tarzda cevaplar mutlaka verilmelidir.
  2. Mürşid-i kâmil, mürîdinin beden ve ruh yapısını yakından tanımasına vesîle olmalıdır.
  3. Nefse ve rûha tesir eden unsurlar iyi bilinmelidir. Bu unsurlarla mürşid-i kâmillerin telkinlerine uygun olarak mücâdele edilmelidir.
  4. Farz ve nâfile ibâdetlerinin kişiye dünyevî ve uhrevî kazanımları göz önünde bulundurulup kulluk makâmı her türlü beklenti ve hesâbın üzerinde görülmelidir.
  5. Kişi, muhâtabına sevdiğini söylemeli ve onun için duâ gibi hayr işleriyle meşgûl olduğunu haber vermelidir.

Şubat 2018, sayfa no: 36-37

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak