Ara

Mektûbât-ı Es’ad-ı Erbilî (ks) (30. Mektup)

Mektûbât-ı Es’ad-ı Erbilî (ks) (30. Mektup)

Öncelikle letâif-i aşerenizi Cenâb-ı Hakk’ın selâmıyla muştular, kalp şehrinizi de gıyabda duâlarla münevver eylerim. İkinci olarak arz ve ifâde edelim ki dokuz Nisan târihiyle âfiyet ve âtıfetinizi bildiren bir kıta iltifat dolu mektubunuzu alıp şükran ile okudum. Hakkımdaki yüce merhametlerinize teşekkür ettim. Rabbim muvaffak buyursun. Din ve dünyâca bahtiyâr olasınız, âmin. Yüce fikirlerinizin ilerlemeye kâbiliyetli olmakla berâber çok meşguliyetinizin infiâlinizi Hakk Teâlâ Hazretleri geçerli özür olarak kabûl buyursun. Arzu baharınıza emel goncalarıyla misk yağdırsın, âmin. Şunu da arz edebilirim ki tarîkat-i âliyyede feyz almak ve ilerlemek yalnız zikir ve evrâdın çokluğuna bağlı olmayıp kalbin ihlâsı ve samîmiyetin muhabbetinin de büyük tesiri bulunduğu erbâbınca âşikârdır. Büyük şeyhlerden birisi ‘Şeyhin bir nazarı kırk çileden daha evlâdır’ güzel cümlesine ek olarak füyûzâta ulaşmak için mürşid-i kâmilin nurlu bakışlarını da feyz ve ilerleme vesîlesi kılmıştır. Şu kadar var ki o nazarı kazanmak ve o nazar sâyesinde şerîatın özüne ulaşmak için sâlikin öncelikle dînin zâhirine tam bir itâat ve bağlılığı, sünnet-i seniyyeye bağlı olmak şart koşulmuştur. Zîrâ mâlûmdur ki Cenâb-ı Hakk’a itâat etmeyen ve şer’î emirleri dikkate almayan âsîler hiçbir zaman ve mekânda, dîne hizmet eden Allah dostlarının inâyet gözüyle baktığı kimselerden olamaz, buyurmuşlardır. Cenâb-ı Hakk ve Feyyâz-ı Mutlak Hazretleri zâtınızı ihlâs ve sevgiyle dâiresinin mumu eylesin. ‘O günde ne mal ne evlat fayda verir. Ancak kalb-i selîm müstesnâ[1] âyet-i celîlesine mazhar eylesin, âmin. Bâkî, es-Selâmü aleyküm. Es’ad-ı Erbilî’nin (ks) Bu Mektubundan Öğrendiklerimiz

  1. Kişi, kendisine yapılan iltifatları karşılıksız bırakmamalı ve tevâzuunu göstererek karşısındaki kimseye hitâb etmelidir.
  2. Dünyâ meşgalelerinden dolayı aslî vazîfeler ihmâl edilmemeli, ciddî bir meşgûliyet dolayısıyla vazîfeler aksatılıyorsa Allah Teâlâ’dan bağışlanma dilenmelidir.
  3. Tarîkatta feyz ve ilerleme sâdece zikir ve evrâda bağlı değildir. İhlâs ve samîmî muhabbet feyz ve ilerleme için önemli konulardır.
  4. Mürşid-i kâmilin bakışı seyr ü sülûk sürecindeki kimse için erbain çıkarmaktan daha etkilidir.
  5. Mürid, mürşidinin bakışlarına ancak dînin emir ve yasaklarına riâyet ederek ulaşabilir.
  6. Dînin asıl kaynağı Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Seniyye’dir.
  7. İsyân edenler, Allah dostlarının nazarlarına muhatab olamazlar.
  8. Kişi sevdiklerine, ihlâs ve muhabbete ulaşabilmesi için duâ etmelidir.
  9. Kalb-i selîm, âhiretteki en büyük sermâyelerden biridir.

Söz, selâm cümleleriyle sona erdirilmelidir.

Güncelleme-Fatih ÇINAR

[1] Şuara 26/89.

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak