1950’li yıllarda yürütülen meydan genişletme ve yol açma projeleri, İstanbul'da pek çok tarihî yapının ve kültürel mirasın ortadan kaldırılmasına yol açtı. Aksaray’daki Vatan ve Millet caddeleri, Unkapanı'ndaki Atatürk Bulvarı ve Karaköy'deki Meclis-i Mebusan Caddesi bu yıkımların en yoğun yaşandığı güzergâhlardı. Bu dönemde aynı gerekçelerle feda edilen yapılardan biri de Karaköy Meydanı’nın simgesi olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii Şerifi oldu. Halk arasında Karaköy Camii veya Galata Camii olarak da anılan bu mabed; meydanın doğusunda, sahile cepheli Ziraat Bankası binasının hemen kuzeyindeki yapı adasının batı ucunda konumlanıyordu.
Dönemin ticaret ve finans merkezi olan Karaköy'ün en hareketli noktasındaki cami; limana, 1875 yılında açılan Tünel'e ve Perşembe Pazarı'na çok yakındı. Aynı zamanda tarihî yarımadayı Pera’ya bağlayan Galata Köprüsüyle tüm ulaşım ağlarının odak noktasında yer alıyordu. Böylesine değerli bir tarihî hüviyete sahip olan mabedin ortadan kaldırılmasının gerçekten elzem olup olmadığı tartışması ise yakın zamana kadar devam etti. Caminin gereksiz şekilde yok edildiğini ifade edenlerden biri de tarihi yapılar üzerine uzmanlığı bulunan rahmetli Semavi Eyice'dir. Eyice, mescidin cadde üstünde veya yol kenarında olmadığını, eğer meydan yapılması amaçlansaydı, yanındaki Ziraat Bankası binasının da yıkılması gerektiğini, ama öyle bir durumun bulunmadığını ifade etmiştir. Evet, denize bakan cephesinde, elinde tokmağıyla Boğaz’ı seyreden “Hiram Usta” heykelinin bulunduğu bu bina cami ile aynı hizada olmasına rağmen yıkılmadı!
Fetih Dönemine Ait Tekke Üzerine İnşa Edildi
Mabed, ardı sıra pek çok hayır eseri bırakan Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından Fatih Sultan Mehmed döneminden kalan eski bir tekkenin yerine 17. yüzyılın son çeyreğinde inşa ettirildi. Fetihten önce burada küçük bir kilisenin varlığından da söz edilir. Üstü cami, altı dükkân olarak planlanan bu fevkani yapı zamanla harap oldu; 1894 depreminde de hasar görünce Sultan II. Abdülhamid'in emriyle İtalyan Mimar Raimondo D'Aronco tarafından dönemin popüler mimari üslubuna göre adeta yeni baştan tasarlandı ve 1909 yılında tekrardan ibâdete açıldı. Çokgen planı, mermer kaplamaları ve bitkisel bezemeleriyle İstanbul'un en özgün ve tezyinatlı camilerinden biri olarak gösteriliyordu. Farklı mimari tarzı sekizgen minaresinin köşk tipi şerefesiyle zamanında Karaköy Meydanında çekilen çoğu fotoğrafın bir parçasıydı. Yapı, saray mimarı olarak İstanbul mimarlık üretimine önemli katkılarda bulunan Raimondo D'Aronco'nunmimarlık kariyeri boyunca inşa ettiği en küçük yapılardan biri olarak gösteriliyor. Afife Batur ise Karaköy Camii ile igili: “Gereçekten mücevher gibi bir camiydi. O sırada Avrupa'da ‘art nouveau’ diye bir akım vardı. Modern akımların öncüsü olan bir akımdı bu. Türkiye'de D'Aranco aracılığıyla gelmiş ve farklı bir forma, İstanbul'a özgü bir biçime bürünmüştü. Çünkü, Avrupalı mimarlar bu formu hiçbir zaman bir camiye veya türbeye uygulama imkanına sahip değildi. D'Aranco bunu yapmıştı ve Karaköy Camii, bunun Türkiye'deki en yetkin örneklerinden birisiydi” der.
Celaleddin İzmirli ise mabed hakkında şu bilgileri veriyor: “Merzifoni Kara Mustafa Paşa Camii tek minareli ve tek şerefeli olup minaresi sekiz köşelidir. Dış tarafı mermer olup iç tarafı Abanoz ağacıyla takviye edilmiştir. Cami fevkanî olup iki kat merdivenle çıkılır. Birinci katta çeşmesi vardır ve oradaki dükkan caminin varidatına aittir. Cami en üst katta olup tek kubbelidir. Kubbenin kenarları saçaklıdır. Caminin daraçası da vardır. Daraça kapısının üstünde bir kitâbe yer alır. Caminin minberi güzel oymalı, kıymetli ağaçtan yapılmıştır. Mihrap mermerdir.” Caminin yıkımı sırasında yetkili kurumlarda çalışan görevlilerin aktardığına göre, ilgili kurullardan siyasi baskılar sonucu yapının "tarihi değeri olmadığına" dair asılsız bir rapor alındı. 23 Haziran 1962 tarihli resmî tutanaklarda, sökülen parçaların Karaköy rıhtımında düzensiz şekilde bekletildiği ve dalgaların tesiriyle çürüdüğü kaydedilse de bu bilgilerin doğruluğu hep şüpheyle karşılandı.
Kınalıada Söylentileri ve Malzemelerin Gerçek Akıbeti
Caminin sökülen parçalarının numaralandırılıp, o dönemde camisi bulunmayan Kınalıada’ya taşınarak orada yeniden birleştirilmesi düşünüldü ancak bu tasarı hiçbir zaman hayata geçirilemedi. Parçaları taşıyan mavnanın denizde battığına dair halk arasında yayılan rivayetlerin, yapılan araştırmalar sonucunda asılsız olduğu ortaya çıktı. Ada sakinlerinin şahitliklerine göre, kıyıya ulaştırılan mermerler yeniden birleştirmeye imkân vermeyecek şekilde kırık ve biçimsizdi. Bu parçalar duyarlı vatandaşlar tarafından toplanarak 1962 yılında inşa edilen Kınalıada Camii’nin temelinde ve duvarlarında kullanıldı. Yapıdan geriye kalan tek özgün parça olan bitkisel bezemeli pencere alınlığı ise uzun süre ada camisinin bahçesinde bekletildikten sonra koruma altına alınarak müzeye taşındı. Cami avlusundaki sütun direk, musalla taşı ve diğer tarihi taşlarla cami avlusu duvarındaki beyaz taşların Karaköy Camisi’ne ait olduğu kimi araştırmacılar tarafından dile getirilir. Caminin mihrabı ve minberinin çeşitli camilere, halısı ve Venedik’ten gelen avizesinin ise Teberrukat Memurluğuna gönderildiği rivayet edilse de bunların izi sürülememiştir.
68 Yıl Sonra Aslına Uygun Olarak Yeniden İhya Ediliyor
2002 yılından itibaren İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Tarihî Çevreyi Koruma Müdürlüğünün teşebbüsleriyle her yıl yatırım programına alınan caminin yeniden inşa gayreti uzun süre sonuçsuz kaldı. 2003, 2004, 2005 ve 2006 programlarına alınmasına rağmen müspet bir gelişme kaydedilemeyen ve deyim yerindeyse yılan hikayesine dönen ihya süreci, Aralık 2024’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel Miras Koruma Müdürlüğünün (İBB Miras) Karaköy Camii'nin yeniden inşa edileceğini duyurmasıyla yeni bir döneme girdi.
Bu dönemde TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi başta olmak üzere kimi sivil toplum kuruluşları, “evrensel koruma ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu” gerekçesiyle bu kültürel mirasın yeniden ihyasına karşı çıktı. Kamuoyunda tartışmalar devam ederken Danıştay Birinci Dairesinin kararı doğrultusunda, caminin inşa edileceği alanın mülkiyeti İBB’den alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredildi. Dolayısıyla projenin yürütme yetkisi de mülk sahibi olan Vakıflar İstanbul Bölge Müdürlüğüne geçti. Yıkımdan önce Vakıflar’ın rölövesini aldığı caminin çizimlerine İtalya’daki Udine Kent Müzesi’nden ulaşılarak projenin aslına uygun olarak hazırlanması sağlandı.
Vakıflar denetiminde, Kasım 2025'ten itibaren hız kazanan yasal altyapı ve ihale çalışmalarının ardından, Nisan 2026 itibarıyla sahada fiziki inşaat süreci büyük bir ivme kazandı. Nisan 2026'da Karaköy Meydanı'ndaki şantiye alanında yapının çelik konstrüksiyon iskeleti hızla yükseltildi ve hemen ardından aslına uygun tuğla örme aşamasına geçildi. 1958 yılında yıkılan, ünlü İtalyan mimar Raimondo D'Aronco imzalı ve döneminin mimari üslubuna ayna tutan, kamuoyunda “biblo cami" olarak anılan eserin önümüzdeki Ramazan ayı içerisinde ibadete açılması hedefleniyor.
Caminin Altı Kütüphane, Müze veya Sanat Galerisi Yapılabilir
Yeniden ihya tartışması bitti. Eser gün yüzüne çıkıyor. Bundan sonra yapılacak olan şey inşaatın takibatının yapılarak ortaya hoş bir manzaranın çıkması ve toplum hayatına katılarak işlevlendirilmesi. Zamanında mescidin altındaki birim, ibadethanenin çeşitli masraflarının karşılanması için dükkan ve depo olarak kullanılmış. İBB Miras’ın projesinde burası kütüphane olarak planlanmıştı. Uygundur, alt katlar böyle bir hizmete ev sahipliği yapabilir. Butik müze veya gelenekli sanatlar galerisi olarak da değerlendirilebilir. Bunlar da elbette tartışılır ve en uygun seçenekte karar kılınır.
Bir şehri şehir yapan, sadece beton, demir ve taş yığınları değildir; o taşların ardındaki inançtır, ruhtur, hikâyelerdir. Bir topluluğun "millet" vasfı kazanabilmesi; ortak bir geçmişe, dile, kültüre ve onları bir arada tutan ortak hikayelere sahip olmasına bağlıdır. Dolayısıyla sosyolojik ve tarihi açıdan hikayesi olmayan bir milletin varlığı mümkün değildir. Karaköy Camii Şerifi'nin yeniden hayat bulmasını, şehir kimliği ve hafızasının devamlılığı açısından son derece önemli ve kıymetli görüyor, ihya çalışmalarında, fikir aşamasından bugünlere gelene kadar emeği geçen, katkı sağlayan herkese tebrik ve teşekkürlerimizi sunuyoruz. Cenâb-ı Mevlâmız ecirlerini mizanlarında ziyadeleştirsin inşallah.
Yararlanılan Kaynaklar:
Afife Batur, “Karaköy Mescidi” Dünden bugüne İstanbul ansiklopedisi c. IV,. Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, 1993
Alev Erkmen- Sultan Yılmaz, “Bir simge yapının mimari tarihçesi: Yapımından günümüze Karaköy Camisi”, Yakın Mimarlık Dergisi, Ekim 2023, Cilt:7, Sayı:2
Barış Altan, “Karaköy Camisi’nin Rekonstrüksiyonu”, https://www.arkitera.com/gorus/karakoy-camisinin-rekonstruksiyonu/ Erişim Tarihi. 24.08.2026
Can Alpgüvenç, “Karaköy Camii Nereye Kayboldu”, https://www.yuzaki.com/2007/08/karakoy-camii-nereye-kayboldu Erişim Tarihi. 24.08.2026
Celaleddin İzmirli, “Merzifoni Kara Mustafa Paşa Camii”, https://istanbulansiklopedisi.org/handle/rek/31564 Erişim Tarihi. 24.08.2026
Mehmet Gündüz, “Karadan Denize Karaköy Camii”, https://www.insaniyet.net/karadan-denize-karakoy-camii/ Erişim Tarihi. 24.08.2026
“Karaköy Camisi’nin sadece kayıp iki taşını bulabildik” www.hurriyet.com.tr/gundem/karakoy-camisi-nin-sadece-kayip-iki-tasini-bulabildik-38535314 Erişim Tarihi. 24.08.2026
Eylül 2026, sayfa no: 52-53-54-55
Abone Ol
En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!
Mesaj Bırak