İzzet ve onuru istikāmet tâyin eder. Kur’ân gibi nimet, Sünnet gibi devlet ve hikmet şerefe mazhar eder kişiyi. İzzeti Rabbimiz’de, Habîb-i Kibriyâ’da ve sâlih mü’minlerde görürüz. İzzeti ne sûrette ne malda, ancak kâmil mü’minin gönlünde buluruz. Üstünlüğü takvâda buluruz. Zengin kārun, kibirli firavun biri yere battı diğeri suya gark oldu. Îmânı sermâye edinen sıddîklar sâdıklar koltuğuna oturdu. Tevâzua bürünen Fahr-i Âlem (sav) Makām-ı Mahmûd’a erişti. Kâinatta bile sorumsuz varlıklar bile bu şereften mahrum kalmadı. Arafat dağında bir müddet bekleyiş Hacc’ın kabûlüne sebep oldu. Çünkü dağ izzeti tevâzuda buldu. Uhud dağı Cudi dağı Tûr dağı Kitâb-ı Kerîm’de vasfolundu. Yerine göre küçücük mahlûk olan karınca tebrîke şâyân oldu. Çünkü cinsini Süleymân (as)’ın ordusunun ayakları altında çiğnenmekten kurtardı. Aşk-ı Resûlüllah (sav) ile hurma kütüğü Cennet’e dikildi. On tâne hayvan sâlihlerle haşroldu. Misâller bir kitap olur. İzzeti bulmak için gördüğümüz her eşyâ ibretle bakınca ders oldu bize. İzzeti îmanda bulan Cennet’e Cemâl’e nâil oldu. Kadrini bilen için izzet, köleyi melik kıldı. Zillet meliki de köle yaptı. Yûsuf (as)’ın gerçek izzeti iffette aramasıyla.
Nebîler Sıddîklar Şehîdler ve Sâlihler Hakk’a makbûl tāatleriyle örnek alınan kimseler oldular. Cenâb-ı Hak resûlleri risâletle, velîleri velâyetle, mü’minleri îmanla şereflendirdi. Şeref takvâ libâsındadır. Dünyâ elbisesini çıkarıp, pâdişahlık kaftanını bir çobana verip çobanın kepeneğini giyince İbrâhim b. Edhem, melekler ağladı. “İbrâhim, dünyâ elbisesini çıkarıp takvâ elbisesini giydi” diye. Yolunda Allah Teālâ’nın herşeyini fedâ edip Sıddîk-ı Âzam (ra) hasır parçasına bürününce, melekler de aynı örtüyle örtündüler. Rabbimiz’den (cc) “Sıddîk benden râzı mı?” hitâbı işitildi.
Abone Ol
En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!
Mesaj Bırak