Bugün dünyâ kan gölüne ve gözyaşı seline dönmüşse, zālimlerin yaptığı yanlarına kalıyorsa; insanlık ahlâkî bakımdan savrulmuş bir halde ise bunun temel sebebi, varlığı insanlığın hayrına olan İslâm ümmetinin olmayışı yâhut ümmet olduğunu iddia edenlerin varlığını hissettirecek bir seviyede bulunmayışıdır. Yüce Rabbimiz, bu ümmeti şöyle tanımlamıştı:
Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, doğruluğu emreden, fenâlıktan alıkoyan, Allâh’a inanan en hayırlı ümmetsiniz.1 Demek ki bu hayırlı ümmetin varlığı, tüm insanlığın hayrınadır. Zîrâ o, insanlığın gidişâtına tanıklık eden, o gidişâtın insanlığın yararına olması için gayret eden bir sorumluluğa sâhiptir. O, aslâ gidişâta seyirci kalan, duyarsız bir topluluk değildir. Nitekim onun bu yönü âyette şöyle ifâde edilmiştir:
Böylece sizi insanlara şâhit ve örnek olmanız için tam ortada bulunan/vasat bir ümmet kıldık. Peygamber de size şâhit ve örnektir.2 Ümmetin vasat oluşu, orta yolu tâkip etmesi, adâlet ve hakkāniyet ölçüleri içerisinde hareket etmesi, kararlarında mûtedil olması anlamlarına gelmektedir. Bu itibarla bu ümmet Yahudi ve Hristiyanlar gibi, dinde aşırılığa gitmeyen, ifrat ve tefrîte düşüp haddi aşmayan, ölçülü, dengeli bir ümmettir. Onlar ne Yahudiler gibi, dînin bir kısım hükümlerini alıp bir kısmını terk ederler; ne de Hristiyanlar gibi peygamberlerini ilahlaştırma, ruhbanlık îcâd etme gibi dinde aşırı giderler. Onlar, dîni bütünüyle kabûl ederler, bütünüyle yaşamaya gayret ederler ve aslâ dinde aşırı gitmezler.
Yine âyette geçen vasat kelimesinde seçkinlik ve adâletli olma anlamları da vardır. Dolayısıyla önceki âyette belirtildiği gibi bu ümmet, bu önemli görevi yerine getirmek için insanlığın yararına seçilmiş, adâletle hareket eden, mûtedil davranan ümmettir. Âyetin tefsîrinde Elmalılı özetle şöyle der: Vasat, orta, dengeli, âdil, bir şeyin hayırlısı anlamındadır. Cenâb-ı Hak, Muhammed ümmetini insanlar arasında böyle hakşinas, doğru sözlü, âdil, dürüst ve iyi ahlâk sâhibi, ilim ve irfan ile seçkin, şâhitlik yapmaya lâyık, merkezî bir câzibe ve önderlik vasfına sâhip olmasını istemiştir. İslâm ümmetinin, bu vazîfelerini unutmaması gerekir. Müslümanlar şuna buna uyuntu/kukla olmayıp başka milletlere örnek ve merci olmalıdır.3
Ümmetin insanlığa şâhit olması ise onların, insanlığa dâvetçi elçiler geldiğine tanıklık etmeleri, onların yapıp ettiklerini denetlemeleri, bildikleri doğruları hiçbir engellemeden çekinmeden olduğu gibi aktarmalarıdır. Nitekim âyette, çalışın, yaptıklarınızı Allah da, Rasûlü de, mü’minler de görüp bilecektir4 buyrulmuştur. Şâhit olmak için adâletli olmak şarttır, yine şâhitlik yapabilmek için olanları izlemek ve olup bitenlere vâkıf olmak gerekir.
Ümmet Bilincine Ermek İçin
Ümmet kelimesi, Kur'ân-ı Kerîm'de insan ve hayvan toplulukları, zaman, önder anlamlarına kullanıldığı gibi, en çok din-millet anlamında kullanılmıştır. Hayvan topluluklarının da ümmet olduğu anlatılırken onların da düzenli, disiplinli hareket ettiklerine, yaratılış gāyeleri doğrultusunda varlıklarını sürdürdüklerine dikkat çekilmek istenmiştir. Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer ümmet/toplulukturlar.5 Nitekim bir hadîste anlatıldığına göre, bir peygamber karınca yuvası üzerinde uyumuş, uykuda kendisini bir karınca ısırdı diye, emretmiş yuvayı yaktırmıştı. Bunun üzerine Yüce Allah onu, demek sen tesbîh eden bir topluluğu hem de yakarak yok ettin öyle mi? diye uyarmıştır.6
Onlar geçmiş birer ümmettir. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Onların yapmış olduklarından sorumlu değilsiniz.7 İnsanlar tek bir ümmetti Allah peygamberleri müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi. İnsanların ayrılığa düşecekleri hususlarda aralarında hüküm vermek için onlarla birlikte hak kitaplar indirdi. Ancak kitap verilenler, kendilerine belgeler geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden, onda ayrılığa düştüler. Allah, inananları ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izniyle eriştirdi. Allah dilediğini doğru yola eriştirir.8
Peygamberimiz de ümmetini tanımlarken şöyle buyurur: Peygamberlerden hiç birine verilmeyen şeyler bana verildi: Korku ânında yardım olundum. Yeryüzünün anahtarları bana verildi. Ahmed diye isimlendirildim. Toprak bana temiz kılındı. Ümmetim, ümmetlerin en hayırlısı kılındı.9
Müslümanlar, Ümmet-i Muhammed’dir. Dolayısıyla her Müslüman, kendisinin bu üst kimliğe ne kadar yakıştığını gözden geçirmelidir. Ümmet olmak için, her şeyden önce ümmet bilincine ermek gerekir. Bunun için yaratılış gāyesi doğrultusunda ilerlemek lâzımdır. Bu yolculukta yalnızca Yüce Allâh’ın rızāsını hedefe koymak en başta gelir. Ümmet olma, şehirlerin anası Ümmü’l-Kurâ Mekke’de inmeye başlayan Kur’ân’a dönmek, Ümmetin önderi Hz. Muhammed aleyhisselâm’ın önderliğinde ilerlemek gerekir.
Ümmet, sosyal ve siyâsî yönü olan bir kavramdır. Onun için ümmetin fertleri, Kur’ân ve Sünnet ile stratejisini belirlemeli, Tevhîdin imamı Hz. Peygamber’in önderliğinde yola koyulmalıdır. Bu ölçüye uymayan topluluklar ümmet olamaz. Ümmetin harcı Kur’ân ve Sünnet potasında kardeşlik rûhuyla hareket etmektir.
Muhammed aleyhisselâm’ın ümmeti olan bir kimse, dünyâda olup bitenlere kayıtsız kalamaz. O dünyâ gündemini tâkip etme ve hattâ gündemi belirleme görevini yerine getirmek için gayret etmelidir. Hele hele bir Müslümanın İslâm coğrafyasında yaşananlara kayıtsız kalması düşünülemez. Zîrâ o, kıldığı her namazda okuduğu Rabbenâ duāsında, Rabbim beni, ana babamı ve mü’minleri bağışla derken tüm mü’minleri hatırlar ve namazda bağışlanmaları için duā ettiği mü’minlerle irtibâtını sürdürür. Küçülen günümüz dünyâsında, hemen her yerden haber alma ve haber ulaştırma, ihtiyaç sâhiplerine yardım etme imkânı varken yaşananlara bigâne kalamaz. Bu konuda Peygamberimizin şu hadisleri ümmetin şiārıdır:
Mü’minler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.10
Mü’min mü’mine karşı, parçaları birbirini bağlayıp tahkîm eden binâ gibidir.11
Müslümanların derdini kendine dert edinmeyen onlardan değildir.12
Bu bilinç Millî şâirimiz tarafından şöyle terennüm edilmiştir: Kenâr-ı Dicle'de Bir Kurt Aşırsa Koyunu, Gelir de Adl-i İlâhî Sorar Ömer'den onu. İşte Müslüman bu bilince sâhip olmalı, ümmet olmanın sorumluluklarını yerine getirmeye gayret etmelidir.
Unutmayalım ki şu sınav dünyâsında dîni yaşamak sosyal bir olgudur. Biz birlikte, birbirimizden haberdâr olarak, hayırlı işlerde birbirimizin yanında olarak, şer işlerde birbirimizi engelleyerek yaşamak durumundayız. Âhirette hesap ise ferdî olacak, herkes kendi yapıp ettiklerinin hesâbını verecektir. Onun için Peygamberimiz, zālim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et buyurmuştur. Bu sözü işitenler, mazlûma yardımı anladık da zālime nasıl yardım edelim ey Allâh’ın Rasûlü? dediklerinde o şöyle cevap vermiştir: Onu zulümden uzaklaştırırsın veya onun zulmünü engellersin. İşte bu ona yapacağın yardımdır.13 İnsanlar bir zālimi görürler de onun zulmüne engel olmazlarsa, Allâh’ın onları genel bir azâba uğratması kaçınılmaz olur.14
Aranızdan yalnız zālimlere erişmekle kalmayacak fitneden sakının, Allâh’ın azâbının şiddetli olduğunu bilin.15 Fitne kalmayıp, din yalnız Allâh’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.16 Yâni Müslümanların dîni yaşama güvencesi ve dîni insanlığa anlatabilme imkânı bütünüyle sağlanıncaya kadar ümmete durmak yoktur. Zîrâ en büyük fitne, din özgürlüğünün ortadan kaldırılması ve insanın din-can-akıl-nesil-mal emniyetinin yok sayılmasıdır.
Yüce Rabbim, Ümmet-i Muhammed olma bilincine sâhip mü’minler olarak sorumluluklarımızı yerine getirmeyi bizlere nasîp etsin! İnsanlığa da özlemini çektiği âdil ve hakkāniyetli ümmeti bahş etsin!
Dipnotlar:
1 Âlu Imrân 3/110.
2 Bakara 2/143.
3 Elmalılı, Hak dîni Kur'ân Dili, I, 527.
4 Tevbe 9/105.
5 En’âm 6/38.
6 Buhārî, Cihâd 153; Müslim, Selâm 148.
7 Bakara 2/134.
8 Bakara 2/213.
9 Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 98.
10 Müslim, Birr 66; Buhārî, Edeb 27.
11 Buhārî, Salat 88, Müslim, Birr 65.
12 Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, II, 279.
13 Buhārî, İkrâh 7.
14 Tirmizî, Tefsîr 5; Ebû Dâvûd, Melâhim 17.
15 Enfâl 8/25.
16 Bakara 2/193; Enfâl 8/39.
OCak 2026, sayfa no: 24-25-26-27
Abone Ol
En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!
Mesaj Bırak