İki Âyetin Muhteşem Uyumu: İNSAN VE TABİAT

Âyet “Bir şeyin ve bir amacın mevcûdiyetini gösteren alâmet”tir. Buna bağlı olarak “açık alâmet, delil, ibret, işâret” gibi anlamlarda da kullanılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de Allâh’ın varlığını ispât etmeyi amaçlayan delillerden çoğunlukla âyet diye söz edilir. (DİA) Kâinattaki herşey O’nun varlığını gösterdiği için kâinât sayısız âyetlerle doludur. Zîrâ O’nun varlığını ve eşsizliğini görmek ve bulmak isteyenler baktıkları her şeyde onu görebilirler. Her zerrede, her hücrede, galaksilerde, her mevcutta.  Ve hattâ kendi yaratılışlarında. “Varlığımızın delillerini, (kâinâttaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur’ân'ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin herşeye şâhit olması yetmez mi?” (Fussilet, 53.)  Onun için başta insan bedeni olmak üzere kâinâtta inceleme ve araştırma yapan herkes aslında Allâh’ın âyetlerinden bir âyeti tefsir etmektedir. Fizik, kimyâ, astronomi, zooloji, botanik vs bütün bilimler. Ancak biz bugün sâdece iki büyük âyetin muhteşem uyumu üzerinde duracağız. O da insan ve tabiat. Hz. Ali (ra) Efendimiz’e dayandırılan: “İnsan küçük kâinât (âlem), kâinât (âlem) ise büyük insandır.” sözü bu gerçeği ifâde eder. Rabbimiz âyetlerini kendi içinde birbiriyle uyumlu yarattığı gibi diğer âyetlerle de uyumlu yaratmıştır. İnsanın organlarının birbiriyle uyumu ve kâinattaki denge gibi. “Rahmân Kur’ân'ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona beyânı (düşünüp ifâde etmeyi) öğretti. Güneş ve ay bir hesâba göre hareket etmektedir. Otlar ve ağaçlar (Allâh’a) boyun eğerler. Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.” (Rahmân, 1-7) ŞİMDİ ALLÂH’IN BU İKİ ÂYETİ ARASINDAKİ UYUMU MADDELER HÂLİNDE AÇIKLAYALIM: 1- Belli Evreler Hâlinde Tedrîcî Yaratılış: Cenâb-ı Hakk bir şey yaratmayı murâd ettiği zaman ona ol der ve o da oluverir. Ama kâinâtı altı günde (evrede) yarattı. Allah Teâlâ her ne kadar eşyânın tamamını bir defada yaratmaya kâdirse de, bu takdirde bütünüyle oluşun tesâdüfen vukû bulduğu düşünülebilirdi. Hâlbuki eşyânın, maslahat ve hikmete uygun olarak peşpeşe ve birbiriyle ilişki hâlinde yaratılması ezelî, hikmetli, kudretli ve merhametli Yaratıcının yaratma fiiline daha güçlü bir şekilde delâlet eder. (Kur’ân yolu) “O, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş'a kurulandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle berâberdir. Allah bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir.” (Hadîd, 4.)  Tıpkı kâinât gibi insanın da yaratılması belli evreler hâlinde olmuştur. “Gerçek şu ki biz insanı çamurdan alınmış bir özden yaratıyoruz; sonra onu sağlam bir korunakta nutfe hâline getiriyoruz. Ardından nutfeyi (döllenmiş yumurtayı) alekaya (rahimde asılıp beslenen embriyoya) çeviriyor, alekayı şekilsiz et (görünümünde) yapıyor, bu etten kemikler yaratıyor, daha sonra da kemiklere adale giydiriyoruz; nihâyet onu bambaşka bir yaratık hâlinde inşâ ediyoruz. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah çok yücedir. Mu’minûn, 11-14.﴿ 2- Kusursuz Yaratılış: Hakîkaten Allah Teâlâ kâinâtı ve içindekileri her şeyiyle mükemmel yaratmıştır. Görünüşü, kendi içinde uyumu ve her şeyiyle kâinât âdetâ bir hârikalar sergisi gibidir. Bundan dolayıdır ki, Rabbimiz Mülk sûresinde bize meydan okuyarak evrende hatâ ve uyumsuzluk bulamayacağımızı bize haber veriyor: O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun? Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) âciz ve bitkin halde sana dönecektir. (Mülk, 4.) İnsan da yaratılışta kusursuz ve en güzel sûrette yaratılmıştır. “Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.” (Tîn, 4.) Dünyânın bütün tasarımcıları bir araya gelseler insana sûretâ yâni şekil olarak mevcut hâlinden daha güzel bir şekil veremezler. Ve onun yaratılışında bir eksiklik kusur bulamazlar. 3- Organların/Cüzlerin Uyumu: İçinde yaşadığımız bu evrenin işleyişi bir çarkın dişlileri gibi birbirini tamamlamaktadırlar. Bu konuda ekolojik dengenin yanı sıra; gök yer ve denizler arasında işleyiş açısından bir uyum ve birbirini tamamlama vardır. Dünyânın güneş ve kendi ekseni etrâfında dönmesi, güneşin belli bir yörüngede hareketi, ay ile dünyâ arasındaki irtibat bunu göstermektedir. “Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır. Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu mutlak güç sâhibi, hakkıyla bilen Allâh’ın takdîri (düzenlemesi)dir. Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihâyet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. (Yâsîn, 37-40.) İnsanın da bütün organları belli bir ölçüde ve birbirleriyle uyum hâlinde yaratılmışlardır. Bir organda meydana gelen bir rahatsızlık bütün organları rahatsız etmektedir. “Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?” (İnfitar, 6-8.)  4- Ana Unsurlarda Uyumluluk (Su, Toprak, Hava, Ateş): “Evet, nasıl ki insanın anâsırları kâinâtın unsurlarından; ve kemikleri taş ve kayalarından; ve saçları nebat ve eşcârından; ve bedeninde cereyân eden kan ve gözünden, kulağından, burnundan ve ağzından akan ayrı ayrı suları arzın çeşmelerinden ve mâdenî sularından haber veriyorlar, delâlet edip onlara işâret ediyorlar. Aynen öyle de, insanın rûhu âlem-i ervahtan; ve hâfızaları Levh-i Mahfuzdan; ve kuvve-i hayâliyeleri âlem-i misâlden; ve hâkezâ her bir cihâzı bir âlemden haber veriyorlar. Ve onların vücutlarına kat’î Şehâdet ederler.” Lemalar (Risâle-i Nur) 5- İnsanın Açılımı Kâinat Yapar: İnsan kâinâtın küçük bir misâlidir. Kâinatta ne varsa küçük bir örneği insanda vardır. İşte bâzıları: 1- Yeryüzünün dörtte üçü sudur, insanın vücûdunun da dörtte üçü sudur. 2- Toprakta demir, bakır, çinko, fosfor gibi elementler vardır, bedenimizde de bu elementlerin hepsi mevcuttur. 3- Yeryüzünde dağlar, topraklar, bizde ise kemikler vardır. 4- Yeryüzünde nehirler vardır, bizde kılcal damarlar. 5- Yeryüzünde ormanlar vardır, bizde saç ve kıllar. 6- Âlemde levh-i mahfuz (herşeyin yazıldığı levha) vardır, bizde ise hâfıza kuvveti. 7- Âlemde arş, bizde kalp. 8- Âlemde kürsü, bizde akıl. 9- Âlemde misâl âlemi, bizde ise hayâl kuvveti. 10- Âlemde şeytan, bizde nefis ve lümme-i şeytâniye. 11- Âlemde melek, bizde ilhamlar. 12- Âlemde itme ve çekme kuvveti, bizde ise dâfia ve câzibe kuvveti. 13- Âlemde kasırgalar ve fırtınalar, bizde ise öfke. 14- Âlemde bahar, bizde neşe… Bunlar ve daha birçok benzerlikler ispât eder ki insan küçük bir kâinattır, kâinât ise büyük bir insandır. Bir insanın ölümünün bir âlemin ölümü olmasının bir sırrı da budur. Hem bu hakîkatten anlaşılır ki insanı kim yaratmış ise onun büyük bir numûnesi olan kâinatı da O yaratmıştır. Ya da kâinât kiminse insan da onundur.(Sorularla İslâmiyet) 6- Mevsimler ve İnsanın Gelişimi: İlkbahar geldiği zaman herşey canlanır. Sanki bir doğum gerçekleşmiş gibi kâinât nefes alır. Herşey taptâze ve kıpır kıpırdır. Tıpkı insanın çocukluk dönemi gibi. Evet ilkbahar insanın çocukluk dönemiyle benzerlik gösterir. Sonra yaz dönemi geldiği zaman herşey kıvâmına erer. Meyveler, bitkiler olgunlaşır. En güzel şekillerini alırlar. İnsan da gençlik dönemi geldiği zaman gücü kuvveti zirveye ulaşır. Hayâtının en verimli ve kıymetli dönemini yaşar. Sonbahar geldiği zaman kâinâtta hazan dönemi başlar. Sararmalar, dökülmeler, pörsümeler. İnsanın yaşlılık dönemi gibi. Saçlar sakallar beyazlar. Dişler dökülür. Dizler ve bel tutmaz olur. İnsan da hazan dönemi yaşar kâinât gibi. Kış mevsimi geldiği zaman kâinâta ölüm hâkim olur. Kışın soğuk yüzü ölümün soğuk yüzü gibi hâkimiyet kurar. İnsanın da hayâtının finali ölümdür. Onun için insan ve kâinât âdetâ hayâtı paralel yaşarlar. Ama bu ölüm bir son değil. Kâinât ilkbaharla ba’su ba’del mevti yaşayarak ‘insan sen de ölümden sonra tekrar dirileceksin’ mesajı verir. “Allâh’ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. Şüphesiz ki, onu dirilten elbette ölüleri de diriltir. Şüphesiz O, herşeye gücü hakkıyla yetendir.” (Fussilet, 39.)  7- Bâzı Meyvelerle İnsan Organlarının Benzerliği: İbret gözüyle bakıldığı zaman domatesin ikiye yarıldığı zaman kalbe, fasulyenin böbreğe, cevizin beyne, kivinin göz bebeğine, patlıcan-avokado ve armutun ortadan bölündükleri zaman ana rahmine, kerevizin kemiklere, zencefilin sindirim organlarına, patatesin pankreasa, narın çekirdeklerinin kan hücrelerine benzediği görülmektedir. Aynı zamanda hangi meyve hangi organa benziyorsa ona sağlık açısından faydalı olduğu da tespit edilmiştir. 8- İklimin ve Beslenmenin Karaktere Etkisi: Bilimsel olarak insanın yaşadığı ortam, yetiştiği iklim ve yediği gıdâlar onun karakteri üzerinde etkili olmaktadır. Bundan dolayıdır ki her bölgenin ve coğrafyanın insanları huy ve tabiat olarak farklı olurlar. Yine aldıkları gıdâlar da insanı karakter olarak etkiler. Hattâ ‘insan ne yiyorsa o’dur’ denmiştir. Bundan dolayı Rabbimiz bize helâl ve temiz şeyler yememizi emretmektedir. “Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl ve temiz olanlarından yiyin! Şeytânın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.” (Bakara,168) 9- Yaratılış Gâyesi Olarak: İnsan Allâh’a kulluk için, kâinât ve içindekiler de insan için yaratılmıştır. KÂİNÂTIN YARATILIŞ GÂYESİ: “Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.” (İbrâhîm, 32.) “O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allâh’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zâlimdir, çok nankördür.” ( İbrâhîm,34) “O, tâze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyâsı çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. (Bütün bunlar) onun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir.” (Nahl, 140.)  İnsanın yaratılış gâyesi: “Ben cinleri ve insanları, ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 56.) Servet Yalçın (Temmuz 2016)

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Mesaj Bırak

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın.

Bülten Aboneliği