Ara

Hepsi Şehîd Oldu Ama İslâm Hâlâ Yaşıyor

Hepsi Şehîd Oldu Ama İslâm Hâlâ Yaşıyor

Uhud savaşından sonra Adal ve Kāre kabîlelerinden birkaç kişi Medîne’ye geldiler ve Hz. Peygamber Efendimiz’in huzûruna çıktılar. Bu heyet, kabîlelerinde İslâmiyet’in yayılmaya başladığını ve kendilerine dîni öğretecek kimselere ihtiyaç duyduklarını söyledi. Bunun üzerine Hz. Peygamber efendimiz, hicretin otuz altıncı ayında (Safer 4 // Temmuz 625) aralarında Hubeyb b. Adiy ve Zeyd b. Desine’nin de bulunduğu on kişilik bir heyeti Âsım b. Sâbit’in başkanlığında yola çıkardı. Heyetin bir vazîfesi de Mekke yakınlarına kadar gidip Kureyş müşrikleri hakkında bilgi toplamaktı. Heyet, Hüzeyl kabîlesi topraklarında bulunan Recî‘ suyuna ulaştığında Lihyânoğulları’ndan yüz kadar okçu ile karşılaştı. Lihyânoğulları, bunlara teslîm olmalarını; teslîm olmazlarsa kendilerini yakalayıp Mekkeli müşriklere teslîm edeceklerini söylediler. Fakat keşif kolundaki bu yiğitler, kendi aralarında istişâre ederek teslîm olmayı reddettiler. Kılıçlarını çekip onların üzerlerine hücûm ettiler. Görülmedik kahramanlıklar sergilediler. Teslîm olmayı kendilerine yediremeyen bu yiğitler, şehâdeti ganîmet bildiler. Nihâyet çarpışa çarpışa yedisi şehit düştü; üçü de esîr oldu.
Bu cânîler, esîr ettikleri Hubeyb b. Adiy, Zeyd b. Desine ve Abdullah b. Târık (r. anhum)'un ellerini bağladılar. Bu esirleri satmak için Mekke’nin yolunu tuttular. Yolda giderken Abdullah, zorlayarak elindeki bağı kopardı ve kaçmaya başladı. Lihyan oğulları, Abdullah’ı taşa tutarak yaraladılar ve onu da şehit ettiler. Hubeyb ve Zeyd (r. anhumâ)'yı Mekke'ye götürdüler ve Bedir’de öldürülen yakınlarının intikāmını almak isteyen Mekkeliler’e köle olarak sattılar. Hubeyb ve Zeyd isimli bu iki sahâbî Medîneli’ydiler; ikisi de Ensar’dandı. Hubeyb, Evs kabîlesine mensup; Zeyd de Hazrec kabîlesine mensuptu.

Hubeyb’i, Bedir’de öldürdüğü söylenen Hâris b. Âmir’in oğullarının veya babaları Bedir’de öldürülen altı müşrikin satın aldığına yâhut Hâris b. Âmir’in anne bir kardeşi Huceyr b. Ebû İhâb et-Temîmî tarafından satın alınıp câriyesi Mâviyye’nin evinde hapsedildiğine dâir rivâyetler vardır. Daha sonra müslüman olan Mâviyye veya Hâris b. Âmir’in kızı Zeyneb, prangaya vurulmuş olan Hubeyb’i zaman zaman kapı aralığından gözetlediğini, üzüm mevsimi olmadığı halde onu üzüm yerken gördüğünü, bunu ona Allâh’ın ikrâm etmiş olabileceğini söylemekte, Hubeyb’den daha hayırlı bir esîre rastlamadığını belirterek isteği üzerine kendisine su ve putlara kurban edilmeyen et ikrâm ettiğini zikretmektedir. 

Müşrikler, haram aylar çıktıktan sonra Hubeyb’i ve Zeyd’i öldürmek üzere şehir dışındaki Ten‘îm (Ye’cec) mevkiine götürdüler. Mekkeliler de onları seyretmek üzere toplanmışlardı. Hubeyb (r.a)'a son isteğini sordular. O da şöyle dedi: “Beni bırakınız da iki rek’at namaz kılayım." Büyük bir sessizlik içinde huşû ve huzurla iki rek’at namaz kıldı. Namazını bitirince: "Vallâhi, eğer ölümden korkarak namazı uzattığımı zannetmeyecek olsaydınız, namazı uzatır ve daha çok kılardım" dedi. Bu hareketiyle o, haksız yere îdâm edilirken iki rek’at namaz kılan ve bunun sünnet olmasına vesîle olan ilk insan olarak târih sayfalarına geçmiştir. 

Müşrikler, Hubeyb'i darağacına çıkarınca ona şöyle dediler: "Şimdi senin yerinde Muhammed'in olmasını ister miydin? Ey Hubeyb, dîninden dön. Eğer dönmezsen seni öldüreceğiz." Fakat o gür îmanlı yiğit: "Allah yolunda olduktan sonra benim için öldürülmenin hiçbir ehemmiyeti yoktur" dedi ve Sevgili Peygamberimiz’e olan aşkını şu ifâdeleriyle dile getirdi: "Değil, Muhammed'in (sav) benim yerimde olmasını istemek, O’nun ayağına bir dikenin batmasına bile râzı olamam." Daha sonra da şöyle duā etti: "Allâh'ım! Benden Resûlü’ne selâm ulaştır. Bize yapılanı O’na bildir." Peşinden de "es-selâmu aleyke yâ Resûlallah" dedi.

Cebrâil aleyhisselâm ânında selâmı iletince Sevgili Peygamberimiz: "Ve aleyhisselâm" dedi. Bu selâm etrâfındaki ashâbın dikkatini çekti ve "Yâ Resûlallah, bu selâmı kimin selâmına karşılık verdiniz" dediler. O da: "Kardeşimiz Hubeyb'in selâmına karşılık" buyurdu. Bu şekilde Hubeyb ile Zeyd'in (r.anhumâ) şehit edildiğini ashâbına duyurdu. 

Zeyd b. Desine’yi de Safvân b. Ümeyye satın aldı ve onu zincire vurarak hapsetti. Zeyd, hapiste kaldığı sürece geceleri namaz kılıp gündüzleri oruç tuttu. Putlar adına kesilen hayvanların etinden yemeyeceğini söyledi. Onun bu davranışını şaşkınlıkla izleyen Safvân, müşriklerin ileri gelenlerinden olup Bedir’de öldürülen babası Ümeyye b. Halef’in intikāmını ondan almaya karar verdi. Arkadaşı Hubeyb gibi Zeyd de kendisine yapılan çeşitli eziyetlere katlandı ve dînini terketmedi. Zeyd de öldürülmeden önce iki rek‘at namaz kılmak istediğini söyledi. Namazdan sonra müşriklerin dîninden vazgeçmesi hâlinde serbest bırakılacağı yönündeki sözlerine iltifât etmedi. Bu sırada yanına gelen Ebû Süfyân, “Ey Zeyd, Allah aşkına doğru söyle! Şimdi senin yerine Muhammed’in öldürülmesini, böylece evine dönmeyi istemez miydin?” deyince Zeyd, şu cevâbı verdi: “Yemîn ederim ki şu anda âilemin yanına dönmek bir yana Muhammed’in ayağına bir diken batıp O’nu incitse gönlüm ona bile râzı olmaz.” Bu cevap karşısında Ebû Süfyân şaşkınlık içinde şu sözleri söyledi: “Doğrusu Muhammed’e inananların O’nu sevdiği gibi bir başkasını seven kimseyi görmedim.” Zeyd b. Desine, Safvân b. Ümeyye’nin âzatlısı Nistâs tarafından bir ağaca bağlanarak okla şehîd edildi. 
Hz. Peygamber Efendimiz’in, gittikleri yerdeki insanları irşâd etmek için yola çıkardığı on sahâbî de şehid düştü, ama İslâm hâlen daha yaşıyor. Bedir’de, Uhud’da, Mûte’de, Malazgirt’te, Çanakkale’de ve en son Gazze’de binlerce şehîdimiz var, yine de olacak, ama İslâm kıyâmete kadar yaşayacaktır. Bize düşen, bu şehidlerin hâtıralarını yâd etmek, yetimlerine ve geriye bıraktıkları mîrâsa sâhip olmaktır. Allâh’ım, bizi bu emânetlere gerçek mânâda sâhip olanlardan eyle. Âmîn…

Şubat 2026, sayfa no: 46-47

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak