Hayâtın Baharı: Gençlik

Hayâtın Baharı: Gençlik

Hayâtın Baharı: Gençlik

İdris Kocabaş

İnsana Allah Teâlâ’nın bahşettiği pek çok nimetler vardır. Doğumundan ölümüne kadar saymakla bitirilemeyecek kadar çok nimet… Bütün bu nimetler kişiye sınırsız ve hesapsız olarak verilmemiştir. Her bir nimet, kişi için dünyâda bir imtihâna, âhirette ise bir hesâba vesîledir. İnsan hayâtının en önemli safhası olan gençlik dönemi de kadın için ve erkek için Allah Teâlâ’nın verdiği en büyük nimetlerdendir. Ne yazık ki gençlik nimeti, pek çok kişinin kıymetini bilemediği, hakkıyla istifâde edemeden elinden kaçırdığı nimetlerdendir. İnsan hayâtının baharı olarak değerlendirebileceğimiz gençlik dönemi doğru yönlendirildiği takdirde kişinin kendisine, dînine, vatanına, milletine ve insanlığa pek çok müsbet katkı sağlayabilir. Gençlik dönemi aynı zamanda irâdeye sâhip olabilmenin zor olduğu dönemdir. Böyle olduğundan gençliği hebâ etmemek için dînî, ilmî ve fikrî düzlemde belli bir donanıma sâhip olmak çok önemlidir. Nefsin ve şeytânın kıskacında olan gencin hem kendisine hem de çevresine karşı sorumluluklarını yerine getirebilmesi oldukça zordur. Bu iki düşmana karşı Kur’ân ve sünnetten alacağı güçle, gençliğini Hakk rızâsı doğrultusunda kanalize ederek Hz. Peygamber’in (sav) övdüğü genç olmaya çalışmalıdır. Arşın Gölgesinde Gölgelenen Genç Olabilmek Sevgili Peygamberimiz (sav) âhirette arşın gölgesinde gölgelenecek yedi sınıf insandan bahsederken, Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen gençleri de bu yedi sınıfa dâhil etmektedir.1 Nefsini Allâh’a (cc) muhâlefet etmekten korumuş, namaz ve diğer ibâdetlere karşı hassas davranmış, çevresinde kendisini günah bataklığına çekmek için her türlü tuzağı kuran şeytan ve dostlarına karşı Allah korkusunu yüreğinde hissetmiş olan genç, gençliğini ömrünün hakîkî baharına çevirmiş olur. “Allah (cc), gayrimeşrû şehvet peşinde olmayan genci pek beğenir”2 buyuran Peygamberimiz (sav), gençlik döneminin en tehlikeli tuzaklarından birine yâni şehvete karşı gençlerin müteyakkız olmaları gerektiğini ifâde etmiştir. Elbette ki şeytânın tuzaklarına muhatap olacak olanlar sâdece gençler değildir. Şeytan, insanın ebedî düşmanı olması yönüyle her yaştan insan için tehdit oluşturmaktadır. Ancak gençler, henüz dinginliğe ermemiş çağlayan gibi yatağında sağa sola çarparak ilerleyen su misâli bâzen aklıyla değil nefsiyle hareket edebilir. Bu durum genelleme ifâde etmemekle birlikte -Allah korusun- gençler, günahlara kapı aralama yanlışına daha kolay düşebilmektedirler. Buna çâre niteliğinde Sevgili Peygamberimiz’in (sav) şu hadîs-i şerîfi çok çok önemlidir: “Gençlerinizin en hayırlısı, (sefahatten uzak durmakta ve temkinli davranmakta) ihtiyarlara benzeyendir. Yaşlılarınızın en fenâsı ise, (başını gaflete sokmakta ve nefsinin arzularına uymakta) gençler gibi yaşayandır.”3 Gençler “Rol Modellerini” İyi Seçmelidir Gençlerin örnek alacağı kişileri belirlerken dikkatli olmaları son derece önemlidir. Bir genç kendisi için rol model olarak belirlediği kişiden hâl transferi yapacağını unutmamalıdır. Yâni örnek aldığı şahsın yaşam tarzı kendisinin yaşam tarzına dönüşebilecektir. Hâl böyleyken, gençler örnek alacağı kişileri belirlerken meseleye sâdece bu dünyâdan ibâret bakmamalıdır. Kendilerine öyle rol modeller belirlemelidirler ki onlar, âhirette ebedî saadete ermeye vesîle olabilecek bir yaşantıya sâhip kişiler olsunlar. Ne yazık ki günümüzde medya aracılığıyla ahlâk ve iffet yoksunu kişiler rol model olarak sunulmaktadır. Bu bağlamda çağımız gençlerinin mâneviyattan yoksun akımlara kapılmalarında kirli medya yayınlarının etkisinin büyük olduğunu görmekteyiz. Bu tehlikeden kendisini korumak isteyen genç, rol model olarak ahlâk ve iffet yoksunu kişileri değil, Allah Resûlü’nü ve onun güzîde sahabelerini örnek almalıdır. Çünkü kişi sevdiğiyle berâber olacak ve mahşerde berâber haşredilecektir.4 Peygamberimizin (sav) çevresinde O’nun hizmetinde bulunan pek çok genç sahabe bulunmaktaydı. İslâm’ın ilk dönemlerinden beri gençler şanlı târihimizde önemli görevler üstlenmiş, önemli başarılara imzâ atmışlardır. Genç yaşta Habeşistan’a hicret eden Cafer-i Tayyar’ın (ra) Necaşi'ye hitâben söylediği şu sözler, bir genç olarak onun bilgi ve özgüvenini ortaya koymaktadır: “Ey Kral! Biz putlara tapan, ölü eti yiyen, her türlü fuhşiyâtı yapan, akrabâ ilişkilerini koparan, komşuya kötü davranan câhilî bir toplumduk. Bizden güçlü olan, zayıf olanı ezerdi. İşte Allah (cc) bize içimizden nesebini, doğruluğunu, güvenilirliğini ve iffetini bildiğimiz bir Rasûl gönderinceye kadar bu hâldeydik. Oysa gönderilen bu Rasûl, bizi, Allâh’ı (cc) birlemeye, O'na kulluk etmeye, O'ndan gayrı babalarımızın taptığı taş ve putları terk etmeye çağırdı. Bize doğru sözlülüğü, emâneti yerine getirmeyi, akrabâlarla ilişkileri devâm ettirmeyi, iyi komşuluğu, haramlardan ve kan dökmekten el çekmeyi emretti ve bizi fuhşiyattan, yalan sözle şâhitlikten, yetim malı yemekten, iffetli hanımlara iftirâ etmekten menetti. Bize yalnızca bir Allâh’a kulluk etmemizi ve O'na hiçbir şeyi şirk koşmamayı emretti, namazı, zekâtı ve orucu emretti. Daha başka İslâm'ın emirlerini saydıktan sonra devamla: ‘biz de onu derhâl tasdîk ettik, O'na inandık ve Allah'tan getirdiğine uyduk. Yalnızca Allâh’a kulluk ettik ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmadık. O'nun bize haram kıldığını haram, helâl kıldığını da helâl kıldık’...”5 İnandığı hakîkati savunan, bâtılın yanlışlığını uygun bir üslupla çekinmeden dile getiren Cafer-i Tayyar (ra), Müslüman bir genç için en güzel rol modellerden sâdece bir tânesidir. Yine diğer genç sahabelerden birisi olan Abdullah b. Abbas’a (ra) Peygamberimizin (sav) yaptığı nasihatler, günümüz gençleri için de karanlık bir yolda fener mesâbesindedir: “Delikanlı! Sana bâzı sözler öğreteceğim: Allâh’ın hakkını koru ki Allah da seni korusun. Allâh’ın hakkını gözet ki O’nu hep yanında bulasın. Bir şey istediğinde Allah’tan iste. Yardım dilediğinde Allah’tan yardım dile. Şunu bilmelisin ki, bütün toplum (varlık âlemi) bir konuda senin yararına bir şey yapmak için bir araya gelse, ancak Allah yazmışsa sana destek verebilirler. Yine bütün toplum sana zarar vermek için bir araya gelse ancak Allah yazmışsa sana zarar verebilirler. Zîrâ kâlemler kaldırılmış, sayfalar kurumuştur.”6 Sonuç Olarak “İnsanlar içinde Yüce Allâh’ın en sevdiği kimse, kötülükleri terk edip, iyiliklere yönelen gençtir.”7 hadîs-i şerîfi doğrultusunda Kur’ân ve sünnetin iyi dediğine yönelen, kötü dediğinden uzaklaşan gençlerden olmak bir mârifettir. Dünyânın geçici süslerine aldanmayan, yaradılış gâyesini hiçbir zaman unutmayan, zamânın Mus’abları, Enesleri, Usameleri olmaya çalışan gençlere her zamankinden daha fazla ihtiyâcın olduğu bir dönemdeyiz. Bulunduğu ortamın şeklini alan değil, bulunduğu ortama İslâm’ın şeklini verme idealine sâhip olan gençlere İslâm âleminin ne kadar da ihtiyâcının olduğu âşikârdır.   Dipnotlar: 1 Buhârî, Ezan, 36, Hudud, 19, Rikâk, 24; Müslim, Zekât, 91. 2 Müsned, 4/151. 3 Heysemî, Mecmau’z-Zevaid, 10/270; İbn Hacer, el-Metalibu’l-Aliye, 3/3. 4 Buhârî, Edeb, 96; Müslîm, Birr, 165; 5 İbn Hişam, Siret, c. I. 336; Ahmed, Müsned, I/ 203. 6 Tirmizi, Sıfatu’l-Kiyame, 59. 7 Ebu Davut, Salât, 26.

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Mesaj Bırak

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın.

Bülten Aboneliği