Ara

Hayâtımıza Sportif Bir Bakış

Hayâtımıza Sportif Bir Bakış

Günümüzde hareketsiz yaşam başlı başına bir sorun ve sağlıksızlık nedeni, kaynağıdır. Hareket eden kişiler genel olarak daha sağlıklıdırlar. Tıp ve sağlık uzmanları tarafından, günümüzde ortaya çıkan birçok hastalığın sebepleri arasında insanların spor yapmaması gösterilmektedir. Yine birçok hastalığın tedâvisinde insanlara önerilen reçetelerden biri de spor yapmaktır. Gözlemle ve objektif kriterlerle tespit edilen bu durum, genel kabûl görmüş yaygın bir kanâat olmanın ötesinde gerçektir, kanıtlanmış bilgidir.

İnsanların günümüzde hareketsiz kalmasıyla birçok problemler de berâberinde meydana gelmeye başlamıştır. Belki de bunların en büyüğü ruhsal ve psikolojik olarak kendini iyi hissedememe hâlidir.

Spor ve sağlığın genel tanımlarına bakacak olursak; Türk Dil Kurumu’nun internetten erişilen güncel sözlüğünde, sağlık, “bireyin fiziksel, sosyal ve ruhsal yönden tam bir iyilik durumunda olması, vücut esenliği, esenlik, sıhhat, afiyet”, spor ise, “bedeni geliştirmek amacıyla belirli kurallara göre kişisel veya toplu olarak gerçekleştirilen hareketlerin tümü” olarak tanımlanmaktadır.

Bu tanımlardan, sağlıklı bireyler olmak için spor yapmamız gerektiği gerçeği ortaya çıkmaktadır. Spor yaparak zinde kalmak, işlerimizi ve ibâdetlerimizi yapmada bizleri sorunsuz bir şekilde farklı bir bakış açısına yönlendirecek, ne yaptığımızın farkına vardıracaktır.

İslam dîni insan sağlığına gereken önemi en üst seviyede göstermiş ve spor yapmayı teşvîk etmiştir. Resûlullah Efendimiz (sav): “İnsanların iki büyük nîmetin, sağlık ve boş vaktin kıymetini bilmediklerini” (Buhârî) ve yine: “Kuvvetli mü'min, zayıf/güçsüz mü'minden daha iyi, daha üstün ve Allâh'a daha sevimlidir.” (Müslim, Kader, 34; İbn Mace, Zühd, 4168) diye buyurmuş ve bunun yollarından biri olarak da sporla uğraşmayı tavsiye etmiştir. 

İnsan-sağlık-tıp denkleminde sporun yeri bu kadar önem arz etmişken Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in yapmış olduğu spor dallarına bakmak gerekmektedir.

Sporun insan hayâtındaki yeri ve önemi bugün herkes tarafından kabûl edilir ve sağlıklı bir yaşam için spor ve egzersiz yapmak zorunlu görülmektedir. Modern Tıp, birçok hastalıklar için fizik tedavi başta olmak üzere artık çeşitli egzersizleri ve spor yapmayı tavsiye etmektedir.

Sporun ve sağlığın tanımlarına baktığımızda, elbette ki tüm insanlığa her konuda rehber olarak gönderilen ve sağlıkla ilgili birçok hadîsi bulunan Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav) spor ve dalları ile alâkadar olmaması ve bu konuda insanlara tavsiyelerde bulunmaması düşünülemez. Peygamberimiz (sav) de hem kendi sağlığı hem de ümmetinin sağlığı için spor dalları ile ilgilenmiş, ümmetine de bu konuda tavsiyelerde bulunmuştur.

Peygamberimiz’in (sav) sporu sâdece sağlıklı kalmak için değil eğlence, savaş vb. birçok farklı açıdan yapmış olduğunu ve bu konuda tavsiyelerde bulunmuş olmasını gözden kaçırmamak gerekiyor. Peygamberimizin (sav) bizzat meşgûl olduğu, teşvîk ettiği ve esaslarını belirttiği spor türlerinin belli başlıları şunlardır: Güreş, koşu müsâbakası, at ve deve yarışları, yüzmek, ok atmak, avlanmak ve bu spor faaliyetlerini ferdî olarak veya toplu halde seyretmek, kazananları ödüllendirmek.

Peygamberimiz aleyhissalât ü vesselâm, “Ok yarışı yapın, vücutça sertleşin, yalın ayak yürüyün.” buyurarak spor yapmayı teşvîk etmiştir. Bu hadîs-i şerîfin bize söylediği, ümmeti olarak zinde ve sağlıklı bir bedene sâhip olmamız gerektiğidir. Elbette her birimizin birçok bahanesi vardır spora zaman ayıramamak husûsunda. Hattâ sporu boş vakit olarak görenler bile mevcuttur. Avrupa ve diğer ülkelere baktığımızda, İslâm coğrafyalarında spora önem vermediğimizi görüp, kendimize ne büyük kötülük yaptığımızı anlıyoruz. Son zamanlarda sosyal medya mecralarında geçirilen zamanlardan sıkılan yeni nesil arayış içerisine girerek kendilerini spora yönlendirmeye çalışmış olsa da bu henüz yeterli derecede değildir.

Üstâdımızın da spor ve sağlıklı yaşam üzerine birçok nasihatine şâhit olmuşuzdur. Geçenlerde Sivaslı bir abimiz kendilerini ziyârete gittiklerinde yaylada yanında otururlarken kendilerine 'kalkın biraz yürüyün, koşun hattâ top oynayın' dediğini, ilâveten 'bunları yaparken de ihvânımızla yaparsanız çok daha faydalı olur' diye belirttiklerini ifâde etmişlerdi.

Bundan yaklaşık 10 yıl önce bana yüksek tansiyon teşhisi konulmuştu ve devamlı ilaç kullanmam gerekiyordu. Onca yapılan tahlillerden bir sonuç çıkmamıştı ama konulan teşhis yüksek tansiyon hastası olduğumdu. Aylarca tansiyonum hiç düşmedi, o zamanlar 27 yaşlarındaydım. Düşmeyen tansiyonumuz küçük 19 – büyük 21 ilaçla vs. düşürebildikleri 15’e 9’du… Uzun uğraşlar netîcesinde tansiyona sebep olan şeyin stres olduğunu öğrenmiştim. Doktorun bana tavsiyesi her gün sabah içmem gereken bir ilaç ve stresten uzak bir hayat yaşamam oldu. İstanbul şartlarında ve yaptığınız işe göre bu söylenenlere uymak öyle kolay olmuyordu. Benim için yeni bir dönem başladı o günden sonra. Bana verdiği ilacı içmeyecek, bu hastalığı nasıl yenebilirim bunun yollarını arayacaktım. Hayâtıma o zamanlar yüzme girdi. Sonra sıkı bir diyet ve sporla birlikte ciddî bir araştırma içerisine girdim. İnsan nasıl beslenmeli, nelere dikkat etmeli, spor yapacaksa ne için yapmalı gibi. Bunları kendi başıma değil uzmanlarından, doktordan tavsiye ile yapıyordum. Yüzmeyle önemli bir eşiği atlamış, diyeti de bu işin en başına koyunca tansiyonu yenmiştim ve o ilacı hiç kullanmadan her şey normale dönmüştü. Amatör bir yüzücü olarak başlayan spor hayâtım bana hep Triatlet olma hayâlini kurduruyordu. Bunun için iyi bir bisikletçi, koşucu ve yüzücü olmanız gerekiyor. Bizim hikâyemiz de böyle başlamış oldu. 

Bisiklet sürmek bundan 3 yıl önce, pandemiden hemen önce dağ bisikleti ile hayâtıma girdi. Sonra şehir bisikleti ve en son 4 ay öncesi yol/yarış bisikleti olarak devam ediyorum. Amatör bir bisikletçi olarak İstanbul’un belli noktalarından sabahın erken saatlerinde başlayan bisiklet yolculuğumuz 100 km’ye yakın, ortalama 5 saati buluyordu pandemiden önce. Her hafta olmasa bile iki haftada bir bu etkinliğimizi yapma gayretimiz oluyordu. Tabii ki tamamen amatör bir sürüştü. 94 kg olan biri için bu hiç de azımsanamayacak bir efor anlamına geliyordu. Biliyorum kilom fazlaydı ve bu fazlalıklardan kurtulmalıydım.

Yaklaşık 5 ay önce, diyetisyen desteği, spor, egzersiz ve sıkı bir gayretle 3 ay gibi kısa sürede, ulaşmam gereken ideal kiloya gerilemiştim. Sonrası profesyonel bir bisikletçi olmanın ilk adımını atmaktı. Bunun için de bir bisiklet kulübü ile çalışmalara başladım. Buna bir de eğitim tarafını ilâve edecek olursak İstanbul Üniversitesi'nde Egzersiz ve Spor Bilimleri Bölümü öğrencisi oldum.

İşte yol/yarış bisikletine geçmek bizde birçok şeyin değişmesine sebep oldu ki her şey sil baştan yeniden başlamış gibiydi. Hızlı kullanabilmek için kalbiniz bunu kaldırabiliyor mu diye yavaş yavaş nabız ağırlıklı antrenmanlar, sonrasında kuvvette devamlılık antrenmanları, beslenme, uyku ve dinlenme gibi insanın kendinde görebileceği çok güzel hâdiseler ortaya çıkacaktı. Her sabah saat 4:30 gibi kalkıp saat 5:30’da antrenmanlara başlıyor, hafta içi günlük 40 km’ye yakın sürüşlerimiz hafta sonu sürüşlerimizle toplamda 250 km üzerinde bir mesâfeyi buluyordu. 

Hayat tabii sâdece spordan ibâret değildi. Yoğun bir tempoyla çalışacağınız bir işiniz ve ailenize zaman ayırmanız gereken çok kıymetli vakitleriniz olmalıydı. Bunlara haftalık sohbetlerimizi, vakıf çalışmalarımızı eklediğimizde nasıl zaman bulabildiğimiz sorusu çokça sorulmaya başlandı.

"Hocam zaman bulamıyoruz, sabah namazına zorla kalkıyoruz, sabah kalktığımızda dayak yemiş gibi hissediyoruz, biz de spor yapmak bisiklet sürmek istiyoruz, aşırı kilolarımız var ne yapmamız gerekir?" sorularını kardeşlerimizden abilerimizden sıkça duymaya başladım. İçinizden "biz de bir yerden başlayalım ne tavsiye edersiniz?" diyenlere tavsiyelerimiz: 

İlk olarak kendinize bir plan yaparak bir diyetisyen desteğiyle hızlıca kan tahlillerinizi yaptırın. Bu tahlil netîcesinde doktor nasıl besleneceğinizi size tarif edecektir. Diyete uyduğunuzda sorunların çoğunu halletmiş olacaksınız. Bundan sonraki adım, sabah namazından sonra yağmur, çamur, kar kış demeden her gün en az 1 saat orta tempoda yürüyüş yapmanız olacak. Sonrasında bence en önemlisi şu; akşam en geç saat 22:30 gibi uyuyun ve gece saat 4:30’da uyanın, bu saatten sonra uyumayıp güne bu saatte başlamış olacaksınız. Evet biliyorum bazı şeyler yapılmadan çok zor olduğu düşünülebilir. Beden yorulmadığında rûhumuz yoruluyor. Bilimsel birçok çalışmada anlatıldığı üzere egzersizle bedenimizde kaslarımızla yapacağımız hareketlilik vücudumuz için en önemli hormonların salgılanmasına da sebep olacaktır.

Ertelediğimiz şeyleri yapmak çok zor. Bir yerden başlamamız gerekiyor. Genç kardeşlerimizin başarılı olacakları bir spor dalına yönelmesi yerinde olacaktır. Öyle ki kardeşlerimizin uluslararası müsâbakalarda başarı elde etmesi bizlerin göğsünü kabartacaktır.

Bize düşen, ömrümüzün en kıymetli bir hayat sermâyesi olduğunu göz önünde bulundurup, sâlih amellerle hayâtı geçirmeye çalışmak ve beden ve ruh sağlığımızı korumak açısından hayâtımızda gerektiği ölçüde spora zaman ayırmaktır.

Kasım 2023, sayfa no: 54-55-56-57

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak