Ara

Hattatların Pîri Şeyh Hamdullah Amâsî

Hattatların Pîri Şeyh Hamdullah Amâsî

Halasının isminin verildiği Amasya’nın Eslem Hatun (günümüzde Dere) Mahallesi’nde 840/1436 yılında dünyâya geldi. Babası, Buhara’dan Amasya’ya göç eden, ilim, irfan, fazîlet ve ahlâk-ı hamîdesi ile bilinen, Sühreverdiyye şeyhi Sarı Kadı Mevlânâ Rükneddîn Mahmud bin Mehmed el-Buhârî el-Pûrânî’nin oğlu Sühreverdiyye şeyhi Muslihiddîn Mustafa Dede’dir. Dedesi Sarı Kadı, Amasya’da Dâru’l-ilm müderrisliği ve kâdı’l-kudâtlık yaptı. Kardeşleri Emin Mehmed Çelebi (ö. 918) ve Şükrüllah Çelebi’dir. Şeyh Hamdullah’ın amcası ise Mehmed Çelebi’dir.

Şer’î ve edebî ilimleri Hatib Kâsım Efendi’den tahsîl etti. Babası Şeyh Muslihiddîn Mustafa Dede’den tarîkat seyr u sülûkunu tamamladı. Silsile-i meşâyîhi de yine kendi kalemiyle yazdığı tomarda şöyledir: eş-Şeyh Hamdullah el-Halvetî el-Amâsî, pederi eş-Şeyh Musliheddîn Mustafa el-Amâsî el-Halvetî, eş-Şeyhü’l-celîl Şücâeddîn Ebû’l-bekâ Pir İlyas el-Halvetî el-Amâsî, Şeyh-i celîl-i Pîr Sadreddîn Mûsâ eş-Şirvânî, Pîr Hacı İzzeddîn Hasan el-Halvetî, Cemâleddîn İbrâhîm ez-Zâhid el-Ceylânî, Cemâleddîn Mehmed et-Tebrîzî, Şihâbüddîn Ahmed et-Tebrizî, Rükneddîn Mehmed Baba Sivasî, Kutbeddîn Ahmed el-Ebherî, Mevlânâ Ziyâeddîn Ebü’n-Necîb es-Sühreverdî. Kaddesallâhü esrârahüm.

Gençliğinde Amasya’da meşhur hattat Hayreddîn Halil bin Ali el-Maraşî’den ve Sofu Yahya Çelebizâde Ali Çelebi’den hutût-i mütenevvi’ayı (hat nevilerini) meşketti. Ali Çelebi, Fatih Sultan Mehmed Han’ın kâtibi olunca Hayreddîn Mar’aşî’den icâzetini aldı.  Kendi kalemiyle yazdığı üstadlar silsilesi şöyledir:

Hamdullah bin Mustafa el-Amâsî, Alaeddîn Ali bin es-Sûfî Yahya el-Amâsî ve Hayreddîn Halîl el-Mar’aşî, Yahya bin Mahmûd es-Sûfî, Ahî Hasan es-Sayrefî, Argun el-Kâmil Abdullah el-Bağdâdî, es-Seyyid Haydar el-Kirmânî, Cemâleddîn Yâkût bin Abdullah el-Musta’sımî el-Amâsî, Safiyüddîn Abdülmü’min el-Amâsî, Emînüddîn Yâkût el-Mülki el-Mevsılî, Zeyneb eş-Şehde, Mehmed bin Ali el-Bağdâdî, Alâaddîn Ali bin Hilâl el-Bağdâdî, Mehmed bin Esed el-Irakî, Hasan bin Abdullah el-Merzebân es-Sayrâfî, el-Vezîr Mehmed bin Ali bin Mukle ez-Zeyyât, el-üstâzü’l-Ahvâl, İbrâhîm es-Siczî, İshâk bin Hammâd el-Bağdâdî, Hasan bin Ebî Saîd el-Basrî, emîrü’l-mü’minîn Ebi’l-Hasan Ali bin Ebî Tâlib el-Hâşimî el-Mekkî. (Hüseyin Hüsameddin Yaşar, Amasya Târihi 9-235-36) (Abdullah Sayrâfî’yi Şeyh Hamdullâh’ın üstâdı olarak ifâde eden kaynaklar hatâlıdır. Zîrâ 745/1344 yılında vefât eden Abdullah Sayrâfî’nin, 840/1436 yılında dünyâya gelen Şeyh Hamdullâh’ın üstâdı olması mümkün değildir.)

Şeyh Hamdullah, Amasya’nın meşhur hattatlarından olan dayısı Celâleddîn Amâsî’nin kızı ile evlendi; bu evlilikten bir kızı ve bir oğlu oldu. Babasının adını koyduğu oğlu Mustafa Dede ve kayınbirâderleri Muhyiddîn Mehmed Efendi ve Mehmed Cemâleddîn Efendi de babaları Celâleddîn Amâsî ve dayıları Abdullah Amâsî gibi meşhur hattatlardan idi. 

Hamdullah Efendi’nin Meşk-gâh’ı

Amasya'nın "Yukarı Pazar" kısmına nisbetle doğu tarafı "Zincirli Kaya" demekle meşhûr gâyet büyük, ucu sivri bir kayadır. Bu kaya, Pont dağ silsilesinden ayrılmış olup güneyden kuzeye yâni Amasya'nın içerisine doğru uzanmıştır. Gümüşlüzâde Mahallesi güneyinde vâki' "Çukur Bahçe" mevkiine kadar girmiştir. Batıya nâzır olan cephesi düz ve yalçın olup, takrîben üç yüz metre kadar yüksektir. Yalçın yerinde "Meşkgâh" hizâsında zemînden takrîben altmış metre yukarısında kayaya bitişik bir arşın uzunluğunda, otuz santimetre kadar çapında bir zincir olduğu münâsebetle "Zincirli Kaya" denmiştir. 

Bu zincirin ne zamandan beri orada bağlı olarak bulunduğu mâlûm değildir. Eski hurâfelerden olmak üzere Amasya'da deverân eden acâyip rivâyetlerden delillendirmek mümkün olursa Amasya'da [1-47] icrâ-yı hükûmet eden "Pont" kralları zamânından kalma bir zincir olduğu anlaşılır. 1311 târihine kadar bu zincir, mevcut olduğu halde bir gece düşmüş ve "Temennâ Mahallesi"nde sâkin olan Ermenîler arasında kaybolmuştur. 

Bu kayanın zirvesine yakın kuzey tarafında görülen aralığa "Gedikli Kaya" denir. Burası düz, latîf çimenlik olup bahar günlerinde gezilmeye değer bir mesîredir. Yan tarafında su gözü, önünde latîf bahçeleri ve altında "Temennâ Mahallesi" vardır. Bu mahallenin üstünde bulunan düz yere "Meşkgâh" ve günümüzde kâf harfinin düşürülmesiyle hafifletilmek için "Meşgâh" deniyor. 

Bu mevkide şeyhu'l-hattâtîn meşhûr "Hamdullâh Efendi", talebelere hat tâlimi, meşk verdiği münâsebetle "Meşkgâh" denmişdir. Bu mevkiin kuzeyinde su gözesi olup, derin olduğu cihetle garbdan şarka iner kuyu şeklinde yapılmış ve taş merdiven ile inilmekte bulunmuştur. Burayı 878 'de "Hızır Paşa"nın kethüdâsı "Hüsâmeddîn Ağa" binâ etmiştir. 

Amasya’da birbirine muâsır iki hat âilesi vardır. Bunlar iki muâsır hattattan türemişti. Birinci kol, Hayreddîn Mar’aşî’den çıktı. Bu kolu türeten Şeyhzâde Hamdullâh Efendi’dir. İkinci kol da Hayreddîn Efendi’nin muâsırı olan Celâleddîn Amasî’den çıktı. Bütün Türkiye hattatları bu iki koldan türedi. [8-137]

Şâyân-ı dikkattir ki Hamdullâh Efendi kolu İstanbul’da kalıp bütün İstanbul hattatları bu koldan çıktı. Celâleddîn Efendi kolu da Amasya’da kalıp bütün Amasya’dan çıkan hattatlar da bu koldan türedi. Çünkü, bu kolu Amasya’da neşreden Abdullah, Cemâl, Muhyî Efendilerdi. Abdullah Efendizâde Ebu’l-fazl Efendi de bu kolu yaşatanlardandı. 

Amasya’da bu koldan türeyen hattatlar çoktu. Bunlardan Ramazanzâde Hüseyin, Derviş Ali, Fazlullah, Hafız Ahmed, Mehmed Emin Efendiler pek meşhur idiler. Bu kol 1150 târihine kadar Amasya’da yaşadı. Sonra Hamdullah Efendi kolu galebe etti. Şimdiki asrımızın yegâne hattatı olan Amasyalı Köse Mustafa Sabri Efendi her iki kolun mahsûlüdür. 

Ahmed Karahisârî dışında hepsi Amasyalı olan; Abdullah Amâsî, Şeyh Hamdullah ve oğlu Mustafa Dede, Ahmet Karahisarî, Şükrullah Halife, Muhyiddîn Mehmed Efendi ve kardeşi Mehmed Cemaleddîn Efendi Anadolu'da hüsn-i hattın gelişmesine emeği geçmiş en kıymetli hattatların teşkîl ettiği "üstâdân-ı seb'a/yedi üstad olarak kabûl edilmektedirler.   

Şeyh Hamdullah, II. Bayezid Amasya’da şehzade iken onun hat hocalığını yapmış ve II. Bayezid hat sanatı icâzetini Şeyh Hamdullâh’ın elinden almıştı. II. Bayezid 886 yılının Rebiülevvelinde tahta cülûs için Amasya’dan ayrılınca, Şeyh Hamdullah, Şehzâde Ahmed’e hat muallimi oldu. II. Beyazıt 896 yılında sünnet merâsimi için Şeyh Hamdullâh’ı İstanbul’a dâvet edince, âilesi ve dâmâdıyla İstanbul’a gitti. II. Bayezid’in kendisine yaptığı İstanbul’da kalması teklîfine olumlu cevap verince ona sarayda bir dâire tahsîs edildi. Şeyh Hamdullah, 56 yaşında geldiği İstanbul’da sarayda ve haftada iki gün saray dışında hat dersleri vermeye başladı.

O dönem hattatlar, Yâkût el-Musta’sımî ekolünde yazılar yazardı. II. Bayezid, Hamdullah Efendi ile bir sohbeti esnâsında hazîneden çıkarttığı yedi adet enfes Yâkût yazısını hocasına göstererek “bu tarzdan gayrı bir vâdî ihtira olunsa/îcâd edilse idi ne iyi olurdu” dedi. Bunun üzerine Şeyh, bir “yazı çilesi”ne girmek üzere inzivâya çekildi ve kırk günlük yazı çilesine aralıksız çalışmalarıyla devâm etti. Nihâyet görenleri hayrette bırakacak derecede mükemmel ve yepyeni bir üslûp ve tarz geliştirmeye Allah onu muvaffak kıldı. Bu olağanüstü olayı Mustakîmzâde şöyle anlatır:

“Şeyh Hamdullah Efendi hüsn-i hatta yeni ve daha kâmil bir tarz için kesif bir şekilde gayret ederken bir gün karşısına Hızır -aleyhisselâm- çıkmış, kendisine yazacağı yazı ile alâkalı birtakım na­si­hatlerde bulunmuştur. İşte bundan sonra Hamdullah Efendi, o âbidevî güzellikteki hüsn-i hat üslûbunu, hayâl ötesi bir mükemmellikle ortaya koyabilmiştir.”

  1. Bayezid’in vefâtından sonra Yavuz Sultan Selim döneminde sekiz yıl süreyle inzivâya çekilen Şeyh Hamdullah, bu süreyi Alemdağı’nda/Çekmeköy’de talebe yetiştirerek ve mürîdlerini irşâd ederek geçirdi. Kanûnî Sultan Süleyman’ın onu saraya dâvet ederek hürmet gösterdiği ve kendisi için bir mushaf yazmasını istediği, ancak hattatın yaşlandığını ileri sürerek dayısının oğlu Celâlzâde Muhyiddîn Amâsî’yi tavsiye ettiği, bunun üzerine Kanûnî’nin ona bir samur kürk giydirip hayır duasını aldığı bilinmektedir. Şeyh Hamdullâh’ın bu hâdiseden birkaç ay sonra (926/1520) vefât ettiğini söyleyen Müstakimzâdeölümüne şu beyti târih düşürmüştür:

Şeyh Hamdullâh olup küttâba kıble pîr-i hat

Rihletinde dil dedi târîhini dayf-i ilâh[1] 

Sayısız meşhur hattat yetiştirmiş olup pâdişâhın hocası ve gözdesi olan Şeyh Hamdullah, hüsn-i hat sanatında ekol sâhibi bir hattat olup zirvede iken aldığı tasavvuf terbiyesi ile yazılarına mahviyet içerisinde şöyle imza atıyordu: 

کتبه من لا قَدر له و لا قِدر له و لا نخل بوادیه ولا سدره آضعف الکتاب و ارذلهم و احوج الفقراء و ادنیهم حمد الله بن مصطفی دد...

“Bunu, hiçbir değeri ve itibârı olmayan, vâdisinde ne hurma ağacı ne de sidr ağacı bulunan, yazıcıların en zayıfı, en değersizi, fakirlerin en muhtâcı ve en aşağısı olan Hamdullah b. Mustafa Dede yazdı…”

Bazı eserlerde Yavuz Sultan Selim zamânında vefât ettiği belirtilmişse de Müstakimzâde’nin tesbîtinin daha doğru olduğu kabûl edilmektedir. İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi’nde bulunan (AY, nr. 6495) bir murakkaının ketebesinden bu murakkaı yazdığı sırada yaşının seksen üçü aşkın olduğu anlaşılmaktadır. Müstakimzâde’nin verdiği doğum târihi (840/1436) doğru kabûl edilirse milâdî yıla göre seksen dört yaşında vefât ettiği söylenebilir.

Yağı 1520’de tükenen, lâkin ışığı asırlarca sönmeyecek bir kandil mesâbesindeki Şeyh Hamdullâh’ın cenâze namazını, halası Eslem Şah Hatun’un torunu Şeyhulislam Zenbilli Ali Efendi, Ayasofya Câmii’nde kıldırdı. Naaşı vasiyeti üzerine Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı’nda, hocası Hattat Ali b. Yahya Sûfî’nin yakınına defnedildi. Zamanla Şeyh Hamdullâh’ın yanına birçok hattat defnedilince bu alana ‘Şeyh Sofası’ adı verildi.

Şeyh Hamdullah zamânının ünlü okçularındandı. II. Bayezid tarafından Mahmud ve Hamza dedelerden sonra Okmeydanı Atıcılar Tekkesi şeyhliğine tâyin edilmiştir. Okçuluk risâlelerindeki kayıtlara göre Şîr-i Merd adında bir pehlivanın menzilini ağaç okla 1105,5 gez (729,63 m.) atarak kırmış ve bunun hâtırasına Okmeydanı Dergâhı’na yakın bir yere nişan taşı dikmiştir. Okmeydanı’nda 1454 numaralı adada mevcut nişan taşlarının en eskisi olan bu taş 1,53 m. boyunda olup üzerinde “Sâhibü’l-menzil Hamdullah ibnü’ş-şeyh reîsü’l-hattâtîn şeyhü’r-râmiyân, sene 911” yazılıdır. Kaynaklarda ayrıca Şeyh Hamdullâh’ın Üsküdar’dan Sarayburnu’na yüzecek kadar iyi bir yüzücü olduğu ve II. Bayezid için ek yerleri belli olmayacak şekilde bir kaftan dikerek terzilikte de hüner gösterdiği belirtilmektedir.

Şeyh Hamdullâh’ın Bilinen Talebeleri:

Mustafa Dede (ö. 945), Ebu’l-fazl Mehmed Çelebi-Topal Hattât (ö. 941), Ahmed Efendi-Sibekzâde (ö. 910), Ca’fer Çelebi-Tâcî Beyzâde (ö. 920), Celâleddîn Mehmed Efendi-Kâdı Çelebi  (ö. 935), Hüseyin Şâh Çelebi-Hüsâmeddîn (ö. 949), Hamdullah Çelebi-Şeyhzâde, Sânî (ö. 931), Hâtemî Abdurrahman Efendi-Müeyyedzâde (ö. 922), Hândân Bey-Gürcü (ö. 918), Hayreddîn Halîl Efendi-Kudsi-i Rûmî (ö. 943), Zekâî Ahmed Çelebi-Kâtib (ö. 925), Zihnî Ahmed Çelebi-Emîr Alizâde (ö. 911), Refîkî Ali Çelebi-İbrîzâde (ö. 939), Şükrullah Çelebi-Şeyh Sinanzâde (ö. 950), Sun’ullah Çelebi-Sarı Kadızâde (ö. 933), Abdülhay Efendi-Müeyyedzâde (ö. 950), Abdülkerîm Efendi-Müeyyedzâde (ö. 927), Sultan Bayezîd (ö. 918), Sultan Korkud (ö. 919), Şeyh Abdülgaffâr bin Şeyh Muhammed Şah bin Şeyh Ahmed (ö. 934), Şeyh Abdülfettâh bin Ahmed bin Adil Paşa (ö. 923), Ahdî (ö. ?), Ali bin Mustafa (ö. ?), Ali Alaaddîn (ö. ?), Baba Rızâî/Hoca Mahmud (ö. 987), Behram bin Abdullah (ö. ?), Hüseyin Celal Çelebi (ö. ?), Kâsım (ö. ?), Kıvâmüddîn Kâsım bin Halil (ö. 867), Mahmud bin Ahmed (ö. ?), Mahmud Defterî/Nazlı Mahmud Çelebi (ö. 953), Seyyid Mehmed Şirâzî (ö. 958), Mehmed bin Ramazan (ö. 979), Mehmed bin Mehmed Hamdi bin Mahmed bin Hamza (ö. ?), Mehmed bin Sa’di (ö. 957), Muhammed bin Alaaddîn (ö. ?), Mûsâ bin Mûsâ (ö. 938), Muslihiddîn Revânî (ö. 938), Mustafa bin Nasuh (ö. ?), Mustafa Koca Nişânî (ö. 900), Recep bin Mustafa (ö. 958), Salih bin Celâl (ö. 973), Seyyid bin Hacı Mahmud (ö. 951), Yusuf bin Hüsameddîn bin İlyas (Muhaşşî) (ö. 893).

[1] Şeyh Hamdullah hattatlara kıble hat sanatına pîr oldu

    Vefâtı üzerine gönül onun vefât târihini şöyle söyledi: ‘dayf-i ilâh’ (Allâh’ın misâfiri)

  : Harflerin ebced hesabına göre değeri: Dat: 800 + Ye: 10 + Fe: 80 + Elif: 1 + Lam: 30 + he: 5 = 926ضیف اله

Ağustos 2026, sayfa no: 77-78-79-80

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak