İçinde yaşadığımız çağın en belirgin özelliği hızdır. Her şey hızlı; haberler hızlı, gündem hızlı, tartışmalar hızlı. Dün konuşulan bir mesele bugün unutulmakta, bugün konuşulan bir mesele ise yarın başka bir gürültünün içinde kaybolmakta. Sürekli değişen bu akış insan zihnini diri tutmaktan çok yormakta, insanın iç dünyâsında dağınıklık üretmektedir.
Modern hayatta bu fırtınaların içinde insan bir süre sonra yönünü kaybetmeye başlıyor. Kayıp içinde insanı bugün ayakta tutan şey şahsiyettir. Şahsiyet, insanın iç dünyâsında kurduğu istikāmettir. Şahsiyet, insanın istikāmetini koruyabilme irâdesidir. İnsan neye inanacağını, hangi değerlerden vazgeçmeyeceğini ve hangi sınırları aşmayacağını belirlediğinde şahsiyet inşâ etmeye başlar. Bu nedenle şahsiyet karakter ve bir yön, bir istikāmet meselesidir.
Şahsiyetini inşâ edememiş bir insan için çağın rüzgârları oldukça serttir. Her yeni tartışma onu başka bir yöne sürükler. Kalabalıkların yönü değiştikçe düşünceleri de değişir kolayca. Dün alkışladığı bir fikri bugün kolaylıkla terk eder. İnsan farkına varmadan başkalarının gündemiyle düşünmeye, başkalarının duygularıyla tepki vermeye başlar. Böylece kendi hayâtının öznesi olmaktan çıkar; çağın dalgaları arasında savrulan bir figürana dönüşür.
Oysa şahsiyet insanın iç dünyâsında kurduğu kuvvetli bir bağdır. Fırtınalar ne kadar şiddetli olursa olsun, bağ kuvvetli olduğunda insan savrulmaz. Yāni şahsiyet, insanın rüzgârlar karşısında yönünü kaybetmemesini sağlayan iç pusulasıdır ve en sağlam tutamağıdır.
Şahsiyet, insanın fırtınalar karşısında tutunduğu en sağlam bağdır.
Sorumluluk insanın hayâtını toparlayan ve düzenleyen en önemli rehberlerin başında gelir. İnsan sorumluluk aldıkça büyür, yük aldıkça olgunlaşır. Sorumluluk, insanı yalnızca kendisini düşünen bir bencil varlık olmaktan çıkarır; onu başkalarının hayâtını da hesâba katan güçlü bir varlığa dönüştürür.
Fakat çağımızın en belirgin problemlerinden biri sorumluluktan kaçma eğilimidir. Özgürlük çoğu zaman sorumsuzlukla karıştırılmaktadır. İnsan istediğini yapmayı özgürlük sanmakta, yaptığı şeyin sonuçlarını düşünmeyi ise çoğu zaman gereksiz bir yük olarak görmektedir.
Sorumsuzluk kısa vâdede rahatlık gibi görünse de uzun vâdede bireysel ve toplumsal ağır sonuçlar doğurur.
Bugün çevre krizlerinden toplumsal kutuplaşmaya, dijital linç kültüründen âile içi kırılmalara kadar pek çok sorunun arkasında sorumluluk bilincinin zayıflaması yatmaktadır. Bir sözün, bir davranışın veya bir paylaşımın etkisi düşünülmeden hareket edilmektedir.
Rüzgârın yönünü değiştiremeyiz fakat yönümüzü sağlam tutabiliriz.
Fırtınalı zamanlarda insanı ayakta tutan şey rüzgârın dinmesi değil, köklerinin sağlam olmasıdır.
Bu modern çağda en çok ihtiyâcımız olan şey güçlü bir şahsiyet oluşturma çabasıdır. Kendi değerlerini net biçimde bilen, onurunu koruyan ve sorumluluk almaktan kaçınmayan insan olabilmek için çaba sarf etmek ve çocuklarımızı bu istikāmette yetiştirmek için gayret etmektir.
Bunun için her şeyden önce insanın kendi iç dünyâsında yeniden bir denge kurması gerekir. İnsan zaman zaman kendisine şu soruları sormalıdır:
- Hangi değerler benim için şartlar değişse bile vazgeçilmezdir?
- Hangi ilkeler menfaat karşısında bile eğilmeyeceğim sınırlarımı belirler?
- Kalabalıkların yönü değişse bile hangi çizgiyi terk etmem?
- Vicdânımın rahatsız olacağını bildiğim halde hangi adımı aslâ atmam?
Şahsiyet, bu sorulara verilen dürüst cevaplarla inşâ edilir.
Ardından insanın onurunu koruyan bir hayat yaşaması gerekir. Kısa vâdeli menfaatler uğruna uzun vâdeli değerleri fedâ etmemek, doğru bildiğini şartlara göre değiştirmemek bu duruşun temelidir.
Ve nihâyet sorumluluk bilincini yeniden hatırlamak gerekir. Sözün ağırlığını bilmek, davranışın sonuçlarını düşünmek ve her karârın bir etki ürettiğini fark etmek bu çağda insanın dikkat etmesi gereken en önemli hususlarından biridir.
Fırtınalar elbette dinmeyecek. Gündem değişmeye devâm edecek. Tartışmalar büyüyecek. Fakat insan iç dünyâsında sağlam bir istikāmet kurabildiğinde çağın rüzgârları onu savuramayacak. Aksine, o rüzgârlar insanın yürüdüğü yolu daha da belirgin hâle getirecek.
İnsanın gerçek gücü, iç dünyâsında kurduğu istikāmette saklıdır.
Nisan 2026, sayfa no: 22-23-24
Abone Ol
En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!
Mesaj Bırak