Ara

Farkındalık

Farkındalık

Aslolan farkındalığı hissetmektir. Neden kâinâta değil de, insana hitâb ediliyor, hem de îkāz ediliyor kulak vermezse uyarıya: “Şâyet biz bu Kur’ân’ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, onu Allah korkusundan titremiş ve paramparça olmuş görürdün. İşte bu misâlleri insanlar düşünsünler diye veriyoruz.” (Haşr, 21.) İnsana muhakeme yeteneğini kullanmasını öğütlüyor, zihninde inceleyip değerlendirmesini istiyor Kur’ân-ı Azīmüşşan.

Kendisi hakkında düşünüp, hakīkate ermesini istiyor. Kur’ân-ı Azīmüşşan’ı okurken mānâsı üzerinde tefekkür edip ārif olmayı murâd ediyor: “Onlar Kur’ân'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli mi?” (Muhammed, 24.)

İbādetin, bizde ne kadar etki meydana getirdiğidir önemli olan. Yûnus Emre ne güzel der:

“Bir kez gönül yıktınısa

Bu kıldığın namaz değil

Yetmiş iki millet dahi

Elin yüzün yumaz değil”

“Kur’ân seni yasaklardan alıkoyduğu müddetçe Kur’ân'ı oku. (O zaman onu okumuş sayılırsın). Eğer Kur’ân, seni yasaklardan alıkoymazsa onu okumuş sayılmazsın.” (Hadîs-i şerîf)

Son model vâsıta kapımızın önünde dururken, eski model Murat, Serçe, Kartal gibi arabaları kullanmak ne kadar yanlıştır. Bizi en güzel kıvamda yaratan Hakk Teālâ, en yüksek merhaleye ulaştıran akıl ve ruh vermiştir. Bu değerleri bırakıp da, nefs ve onun arzusuna uymak ne büyük gaflettir.

Mûsâ (as)’ın kavminin, kudret helvası ve bıldırcın etini bırakıp, “Ey Mûsâ! Biz bir tek yiyecekle dayanamayacağız. Bizim için Rabbine duā et de bize toprağın mahsullerinden; sebzelerinden, kabakgillerinden, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından bitirsin” demelerine benzer. Cenâb-ı Hakk da, onların kıymet bilmeyişlerini şöyle haber verir: “İyiyi kötü ile değişmek mi istiyorsunuz?” Netîcede zillete, fakr u zarûrete düşerek helâk olup gittiler. (Bakara, 61.)

Niyâzî Mısrî olup şöyle demeli:

“Bakıp cemâl-i yâre

Çağırıram dost dost

Dil oldu pâre pâre

Çağırıram dost dost”

Es’ad-ı Erbilî de emelini şu beytle bildirir:

“Ne dârım var benim Es’ad ne de meyl-i diyârım var

Cemâl-i yârdan başka diğer bir intizârım yok”

Mâruf-u Kerhî ne cennet ümîdi ne de cehennem korkusu, itāatini muhabbet kokusuyla yapınca ne büyük rütbeye erişir. Seriy es-Sakatî anlatıyor:

“Mâruf el-Kerhî’yi rüyâda görmüştüm. Sanki O, Arş-ı A’lâ’nın altında ve Allah Teālâ meleklerine: “Biliyor musunuz bu kimdir?” diye soruyor. Melekler şöyle cevap veriyor: “Sen daha iyi bilirsin yâ Rabb!” Allah Teālâ buyuruyor: “Bu Mâruf Kerhîdir. Aşkımdan kendinden geçmiştir. Bana kavuşuncaya kadar ayrılmaz.”

Kendimizin farkındalığı bambaşka. Kâinât da daha bir başka. Seyrânî Yahyalı Kesteliç şelâlesine gelir. Köylülere der ki: “Su ne diyor?” Onlar da: “Su akar göz bakar” derler. Halbuki Aşık Seyrânî onlardan şöyle demelerini ister: “Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, Allâh’ı tesbîh ederler. O'nu hamd ile tesbîh etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Şüphesiz O, halîmdir çok bağışlayandır.” (İsrâ, 44.)

Eşyâdaki sır, görenler için bambaşkadır. “Bitkiler ve ağaçlar, O’nun emrine boyun eğerek, ādetâ huzūrunda secdeye kapanırlar.” (Rahmân, 6.)

İç duyular çalıştırılırsa anlaşılır hakīkat. “Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hattâ daha da şaşkındırlar. İşte asıl gāfiller onlardır.” (A’raf, 179.)

Öyle bir Kitâb-ı Kerîm’imiz var ki, O Kur’ân-ı Mecîd’dir. Her şeyin üstünde şeref sāhibi olan ve takdis ve senâlara, övgülere lâyık olan Kur'ân.

O bize yol gösterir farkındalığın ne olduğunu. “Ey îmân edenler, eğer Allah’dan korkarsanız O, size iyi ile kötüyü ayırd edecek (bir mārifet ve nur) verir, suçlarınızı örter, sizi yarlığar. Allah büyük lutf ü inâyet sāhibidir.” (Enfâl, 29.)

Farkındalığı hissedenler basīret nûruna eren ferâsetli kimselerdir. Ebû Saîd el-Hudrî’den nakledildiğine göre Resûlullah (sav): “Mü’minin ferâsetinden sakının. Çünkü o, Allâh’ın nûruyla bakar.” “Elbette bunda ferâset sāhipleri için ibretler vardır.” (Hicr, 75.)

Aydınlatma aygıtlarından yağ lambası, mum, gaz lambası, ampul, floresan lamba, led lamba, projektör, doğal ışıklar, yıldızlar, ay ve güneş, değişir aydınlattığı alana göre çeşitleri. Kalbinde İlâhî nur olanlar hiç benzemez bunlara.

Sevgili Peygamberimiz duālarında: “Allâhım! Kalbimi nurlandır, dilimi nurlandır, kulağımı nurlandır, gözümü nurlandır, önümü-arkamı, üstümü-altımı nurlandır. Allahım bana nûr ver! Sağımı-solumu nurlandır. Rabbim nûrumu büyült ve çoğalt!” buyururlar.

Ebu Zerr (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Ben sizin görmediğinizi görür, işitmediğinizi işitirim. Nitekim semâ uğuldadı, uğuldamak da ona hak oldu. Semâda dört parmak sığacak kadar boş bir yer yoktur, her tarafta Allâh’a secde için alnını koymuş bir melek vardır. Allâh’a yemîn olsun, benim bildiğimi siz bilse idiniz az güler, çok ağlardınız, yataklarda kadınlarla telezzüz etmezdiniz, yollara, çöllere dökülür, (belânızı defetmesi için) Allâh’a yalvar yakar olurdunuz."

Mart 2022, sayfa no: 4-5-6

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

test
Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak