Ara

Erdemli İnsan

Erdemli İnsan

Her şey insanla başlar. İyi de kötü de onun eliyle şekillenir. Yükselen medeniyetler, yıkılıp yok olan ülkeler hep onunla netîcelenir. Olup bitenler insanla. 

 

İlk hayât nüvesi insandır, hem de İslâm’dır. Peygamber Âdem (as) ve Havva’dır. Erkek ve dişiden çatısı kurulan ailenin mekânı da cennettir. Ne acı ki, böyle muazzez aileden çıktı ilk kıtâl. 

 

Yüce Yaratanımız insanın dünyâya iniş gâyesini kulluk olarak belirlemiştir. Gâyeyi nefsin esâretinde görüp, rûhunu ihmâl eden zümre çıkardı fesâdı. 

 

Asr-ı Saâdet, huzûrun kaynağı olan medeniyet, dayandığı temellerle ayakta durdu. Tâ ki temel hasâra uğradı, çatırdadı binâ. Fesâda sebep olan riyâset sevdâsı, madde tutkusu, şehvet arzusu temele dinamit koydu. 

 

Temeli ve içeriği evrensel olan medeniyetler, (cihanşümûl olan dîn-i İslâm) uzun süre ayakta kalmıştır. İnsan merkezli medeniyetler, isminin mânâsıyla ayakta durmuştur. 

 

Düşünce ve bilimin, sanatın ve fennin ürünüdür medeniyet. Hayâta tutunmayı sağlayan bilgi, sanatta estetik, ilerlemeyi sağlayan adâlettir medeniyet. Yüzyıllarca devâm eden medeniyet ölçüsüzlükle çökmüştür. Paylaşım mücâdelesi, kavgayı büyütmüştür. Hakkı teslîm edip, kim olursa olsun eşit muâmele huzûru temin eder. Can, mal, akıl, nâmus ve din gibi insan için hayâtî önemi olan hakların korunmasıdır medeniyet.

 

Adâlet hayâtın her alanında gösterilmelidir. Nefis ve bedenin hakkını koruma ibâdette adâlettir. Aile, akraba, komşu ülke ve dünyâda hakları muhafaza, savaşta barışta, ölçü tartı ücret ve insanlar arası müsâvat, âdil olmak dünyâ ve âhiretin mutluluğudur. 

 

Günümüzde olduğu gibi geçmiş kavimlerin de helâki ilâhî kuralları çiğnedikleri için olmuştur. Âd, Semûd gibi çok eski dönemlerde yaşamış kavimler yanında, daha yakın çağlardaki birçok devletin, imparatorluğun çöküşü ve tarihten silinişinin temeli de aynı olumsuz sebeplerdendir. 

 

Hak Teâlâ’ya başkaldırı, ticârî ve ahlâkî bozukluklar vs. fıtrata yaratılışa aykırı davranışlardır. Toplumu yönlendiren peygamberler emânet, ismet, fetânet, sıdk ve tebliğ vasıfları ile örnek olmuşlardır. Ulemâ-i kiram ilimde haşyet, her an ilâhî korkuyu muhâfaza ile meşâyih-i izam takvâ ve verâsıyla, helâlde bile dikkatiyle bulundukları cemiyetin ağız tadı olmuşlardır. İdârecilerin adâleti, âlimlerin delâleti ile insanlar huzûra ermiştir. 

 

Eğer doğrulukta Sıddîk, adâlette Ömer, hayâda Osman, ilimde Ali radıyallâhuanhüm, Allah (cc) onlardan râzı, onlar da Allah'tan râzı olan ashâb-ı güzîn, Efendimiz (sav)'in iklîminde bu erdemli vasfa ulaşmışlardır. 

 

Saâdet asrının bereketi, bütün güzelliklerin menbaı Peygamberimiz (sav)’in ilim bahrinden dört mezheb imâmı, amel nehrinden âbidler, ihlâs kaynağından velîler hâsıl olmuştur.

 

Vahyin ışığı Kur’ân-ı Kerîm’le adâletle hükmeden devlet reisleri, ibâdetin neşesiyle yetişen gençler, mescidlere bağlı gönüller, infâk eden hayırseverler, kardeşlikte sadâkat gösterenler, İlâhî korkuyla gözyaşı dökenler, nâmusunu koruyan erdemli erler yetişmiştir. 

 

Ağaç kökleriyle ayakta durur. Binâ temelleriyle sağlamdır. Genetiği değiştirilen besinler vücûda zarar verir. Kökü ve temeli kulluk, ibâdet ve tâattir erdemli insanın. “Ben cinleri ve insanları, başka bir gâye için değil, ancak Beni Rabb olarak tanımaları ve yalnızca Bana kulluk ve itâat etmeleri için yarattım.”[1] İbn Abbas (r.anhüma), "Kulluktan gâye ma'rifettir." buyurur. İbâdet insanın zâhirini, mârifet bâtınını tezyîn eder. İnsanın İlâhî yapısının bozulmasına sebep, fıtratın yaratılışın bozulmasıdır. Sevgili Peygamberimiz (sav): "Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, annesi babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar."[2] Erdemlilik şu İlâhî hakîkattir: “O hâlde (Habîbim) sen yüzünü bir muvahhid olarak dîne yönelt. Allâh’ın insanları yaratmasında esas aldığı o fıtrata uygun hareket et...”[3]

 

Dipnotlar:

1 Zâriyât, 51/56.

2 Buhârî, cenâiz 92; Ebû Dâvut, sünne 17; Tirmizî, kader 5.

3 Rûm, 30/30.

Aralık 2022, sayfa no: 4-5 

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak