el-Bedî’ (cc)

el-Bedî’ (cc)

el-Bedî’ (cc): Örneği olmadan sanatkârâne yaratan. Düşünmeye, araştırmaya muhtaç olmadan kolaylıkla ve dâimâ benzersiz şeyler yaratan; Allâh’ın, evreni hiçbir model olmadan benzersiz ve eşsiz mükemmellikte yaratmasıanlamında Allâh’ın esmâ-i hüsnâsından biridir. Şu âyette Allah Teâlâ’nın el-Bedî’ oluşu belirtilmiştir: “(Allah) Göklerin ve yerin Bedî’i/yoktan var edicisidir. Bir şeyi yaratmak istedi mi, ona sâdece “ol’ der, o da hemen oluverir.” (Bakara 2/117) Bu âyetteki “B-D-A” kök fiili ilk ve örneksiz yaratmaya işâret etmektedir. Aynı kullanım En’ām sûresinin 101. âyetinde de geçmektedir. Araplar bu fiili “yoktan ve örneksiz yaratmak” anlamda kullanmışlardır. Yaratma anlamı ifâde eden yirmiye yakın fiil olmasına rağmen; “B-D-E”, “Fatara” ve “B-D-A” ilk ve örneksiz yaratmayı ifâde ederler. Diğer fiiller daha ziyâde; îcâd, kılma, yapma, inşâ, tasarım, şekil verme anlamlarında kullanılmışlardır. Bu anlamda bāzıları insanlar için de kullanılır ki Kur’ân’da örnekleri vardır. Hz. Peygamber (sav) el-Bedî’ ismini esmâ-i hüsnâ içerisinde saymıştır. (Tirmizî, Daavât, 82.)

el- Bedî’ ismi, Yüce Allâh’ın mutlak ilmi ve kudretine taalluk eden bir ismidir. Hiçbir kimse zâten yoktan bir şey yaratamaz. Allah Teālâ Hac sûresinde, yoktan bir şey yaratmanın imkânsız olması konusunda insanlara ve yaratmayı başka varlıklara da lâyık görenlere meydan okumuştur ki şu âyet buna işâret etmektedir: “Ey insanlar! (İşte) size bir misâl veriliyor; onu dinleyin şimdi: sizin Allah'tan başka yalvarıp-yakardığınız bütün o (düzmece) varlıklar, hepsi bir araya gelseler dahî, bir sinek bile yaratamazlar (değil mi?); hattâ bir sinek onlardan bir şey kapacak olsa, onu bile geri alamazlar! Başvurup isteyen de, başvurulan ve istenen de ne kadar güçsüz!...” (Hac 22/73) Bu âyeti iyi tefekkür eden birisi, yaratmak ile keşfin, îcâd etmenin aralarını tefrîk edebilir. Bu tefrik sâyesinde yaratıcı kudretin ulvîliğini anlar.

Allah Teâlâ’nın bu güzel isminden nasībini alan Müslüman bir kimse, her şeyden önce haddini bilecektir. Yaratmanın mutlak hangi anlama geldiğini bildiği için ulûhiyet iddiasında bulunmayacaktır. Ulûhiyet iddiasında bulunanları aslâ ciddîye almayacaktır. Fakat üretken davranıp yaptıklarına kalite katacaktır. Ümmetin salâhı ve insan olmanın gereğine inanarak îcadlar, keşifler önce bu esmâdan nasībini alan Müslümanlardan sādır olacaktır. İlk yaratmanın anlamını kavrayan bir mü’minin dünyâdaki buluşlar ve teknolojik gelişmeler karşısında başı dönmeyecek; Allâh’ın ilmi ve yaratması yanında bunların ummanda katre bile olmadığını anlayıp hiçbir millete kompleksli bakmayacaktır. Aynı zamanda tüm amellerinde estetiği gözetecek ve kaba, katı ve itici davranışlardan uzak olacaktır. Eğer insanlar dînin içerisine, dinde olmayan şeyler/bid’atler sokacak olurlarsa hemen Kur’ân ve sünnete dönülerek Resûlullâh’ın hayat tarzı ile hayâta anlam verilecektir. 

Ocak 2022, sayfa no: 32-33

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın.

Bülten Aboneliği