Ara

Devlet ve Halkın Birbirine Karşı Görevleri

Ben şahsen bu konuda şu hadis-i şerifin merkeze alınarak meselenin ortaya konulması taraftarıyım: Efendimiz (sav) buyuruyorlar ki “Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünden sorumludur. DEVLET BAŞKANI çobandır ve halkından sorumludur. Aile reisi çobandır ve hane halkından sorumludur. Kadın kocasının evinde çobandır ve evden sorumludur. Hülasa hepiniz çobansınız ve herkes güttüğünden sorumludur”. Bu hadis-i şerif devlet reisi ile aile reisini bir arada zikrettiğine göre devlet başkanının görevlerini aile reisine kıyasla ortaya koyabiliriz. Aile reisi hane halkının nafakasını temin etmekle görevli olduğuna göre devlet halkına iş bulmak, iş imkânı sağlamak, bunu yapamıyorsa maaşla desteklemek durumundadır. Aile reisi çocukları okutmak ve yetiştirmekle yükümlü olduğuna göre Devlet Başkanı da vatandaşının eğitimi için her türlü imkânı sağlamakla yükümlüdür. Aile reisi aile efradından hastalanan kişiyi tedavi ettirmekle yükümlü olduğuna göre Devlet sağlık kurumlarını en iyi şekilde kurmalı ve en güzel şekilde çalışmasını temin etmelidir. Aile reisi tabii afetler karşısında nasıl ki aile efradını korumaya alıyorsa Devlet de aynı şeyle mükelleftir. Kısacası devlet tüm halkı kapsamlı biçimde sigorta etmiş gibi halkın ihtiyacını karşılamakla ve maslahatını temin etmekle mükelleftir. Devlet kendini, hizmet eden kurum olarak görmelidir. Halk da kendi menfaat ve maslahatını bu derece düşünen devlet başkanına itaat etmekle mükellef olur. Hatta Devlet başkanı halkın maslahatı doğrultusunda aldığı karar ve verdiği emir FARZ olur. Halkın ona uyması mecburidir ki biz bu tür farza SİYASİ FARZ demeyi uygun görmekteyiz. Normal olarak mubah olan bir şey, devletin emretmesi neticesinde farz hale gelir. ÇÖZÜM SÜRECİ Konuyla alakalı olarak eskiden beri sahip olduğum bir kanaati paylaşayım: Devlet görevlileri doğuda geçmişte maalesef yıllar yılı halka zulmettiler, dinine diyanetine adeta küfrettiler. Benzeri haller tabii ki batıda da yaşandı. Ama şu farkla ki doğuda ayrıca ırk bazında hakarete de maruz kaldılar. Dolayısıyla devlet, görevlileri vasıtasıyla adeta özür diler gibi mütevazı bir tavır içine girmeli ve geçmişte yaptıklarını telafi etmelidir. Bu telafi işi zaman alabilir. Bu da normal görülmelidir. Devlet samimi ve cana yakın adımlarla hareket ederse bu süreyi ciddi şekilde kısaltabilir. AYRICA doğuda iki tane kurum vardır ki halkın itibar ettiği kurumlardır. Bu kurumlar süreci çok daha kısa zamanda neticelendirir ve herkesin içtenlikle kabul edeceği ortamı oluşturabilir: Bu kurumlar TEKKEler ve MEDRESElerdir. Mollalara kadro verilmesi bu bakımdan çok mu çok isabetli olmuştur. Bu yeterli değildir. Medreselere statü verilmeli ve bu konudaki çalışmalar behemehâl başlatılmalıdır. TEKKElere gelince; bütün yasal engeller kaldırılarak tekkeler de yasal statüye kavuşturulmalıdır. Bu iki kurum layık oldukları itibarı görürlerse çözüm sürecinin nasıl ve ne kadar kısa sürede yüz güldürücü şekilde sonuçlar aldığımızı hepimiz göreceğiz. Önemine binaen tekrar söyleyelim ki Hükümet var gücüyle ve samimi olarak tekke ve medreselere itina göstermeli, itibar etmeli, kardeşliğini göstermelidir. Bu iki kurum kardeşane yaklaşımı kesinlikle boşa çıkarmayacak, üzerlerine düşeni yapacak ve kardeşliğin tesisinde çok önemli etkilerde bulunacaktır. Neticede bu ülke gemisinde beraber yaşıyoruz. Dua ve Selam ile Prof. Dr. Orhan Çeker

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak