Ara

Çevre Ahlâkı

Çevre Ahlâkı

Çayır çimenin olduğu yerde pınar, yağışı bol alan mekânda orman vardır. Madde mânânın misâlidir. Rabbimiz (cc) Kur'ân-ı Mecîd’inde: “(Toprağı verimli) güzel memleketin nebâtı, Rabbinin izniyle (bol) çıkar. Fenâ olandan ise fâidesi pek az bir şeyden başkası çıkmaz. İşte şükredecek bir kavm için âyetleri böyle çeşidli olarak açıklarız.”1

“Rabbini zikreden kişiyle zikretmeyen kişi, diriyle ölü gibidir.”2 “Gāfiller arasında Allâh’ı zikreden, kuru çalılar arasındaki yeşil ağaç gibidir.”3 buyurur Sevgili Peygamberimiz (sav). 

Ekin bitmeyen kuru çölde âlemi tenvîr eden Sevgili Peygamberimiz çıkar. Âkif’in dilinde:

“On dört asır evvel, yine bir böyle geceydi,

Kumdan, ayın on dördü, bir öksüz çıkıverdi!”

O öyle bir rahmet ki:

“Dünyâ neye sâhipse, onun vergisidir hep;

Medyûn ona cem’iyyeti, medyûn ona ferdi.

Medyûndur o ma’sûma bütün bir beşeriyyet...

Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.” 

Kendisi rahmet olduğu gibi, ümmeti de rahmettir.

“Ümmetim, evveli mi yoksa sonu mu hayırlı bilinmeyen yağmur gibidir.”4

Mevlânâ’nın dediği gibi bir vasfa sâhib olmak, cemiyetin ölen hücrelerini diriltmektir.

Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.

Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.

Başkalarının kusûrunu örtmede gece gibi ol.

Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.

Tevâzu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.

Hoşgörülülükte deniz gibi ol.

Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

Îman lezzeti ortamın ağız tadıdır.

“Muhammed’in canını elinde bulunduran Allâh’a yemîn ederim ki mü'min tıpkı bal arısı gibidir. Temiz olanı yer, temiz olan yere konar, konduğu yeri kırmaz ve ifsâd etmez.”5 

İçin güzelliği dışa yansır.

Sâlihler birbirlerine üç şeyi tavsiye eder: Kim âhiret amellerine öncelik verirse, onun dünyâ işleri de yoluna girer. İçini ıslâh edenin Cenâb-ı Hak dışını da ıslâh eder. Allah Teālâ ile muāmelesi düzgün olanın, insanlar ile muāmelesi de düzgün olur.

Sevgili Peygamberimiz (sav): “Bilin ki, bedende öyle bir et parçası vardır ki, o iyi olursa, bütün beden iyi olur; o bozulursa, bütün beden bozuk olur. Bilin ki, o kalptir.”6

Yûnus Emre:

“Dervişlik dedikleri

Hırka ile taç değil

Gönlün derviş eyleyen

Hırkaya muhtaç değil” 

En küçük birim olan āileden devlet reisine kadar olan düzelmeye vesile Sevgili Peygamberimiz (sav)'in şu mübârek hadîs-i şerîfindedir: “Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Devlet reisi de bir çobandır ve sürüsünden sorumludur. Erkek, āilesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın, kocasının evinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Hizmetkâr, efendisinin malının çobanıdır; o da sürüsünden sorumludur. Netîce itibâriyle hepiniz çobansınız ve güttüğünüz sürüden sorumlusunuz.”7 Sorumluluğunun bilincinde olan, mesûliyet duygusunu taşıyan, akan su gibi geçtiği yerlere hayat verir. Mus‘abü’l-hayr diye de anılan Mus‘ab (ra) gibi her yerinden ışık süzülen kristal olmalı. Suyu kaynağından içen, ışığını güneşten alan kamer olmalı.

Çevrenin olumlu veya olumsuz hâli merkezden muhîte doğru yayılır. Rabbimiz buyurur: “Ey îmân edenler! Kendinizi ve āilenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.”8

Osmanlı ecdâdımız ordu medrese ve tekke üçlüsüne dayanır. Ordusuyla devleti, medresesiyle ilim ve fenni, tekkesiyle güzel ahlâk sâhibi bir toplumu amaçlar.

İnsanın çevresi, bizi saran maddî değerler vardır.

“Kadınlara, oğullara, yığın yığın birikdirilmiş altın ve gümüşe, salma güzel atlara, (deve, sığır, koyun, keçi gibi) hayvanlara, ekinlere olan ihtiraskârâne sevgi insanlar için bezenib süslenmişdir. Bunlar, dünyâ hayâtının (geçici) birer fâidesidir. Allâh (a gelince) nihâyet dönüb varılacak yerin bütün güzelliği O’nun nezdindedir.”9

“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabânız, kazandığınız mallar, kesâda uğramasından korktuğunuz ticâret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Resûlü’nden ve Allah yolunda cihâd etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidâyete erdirmez.”10

İki âyette de sayılan değerler, insan benliğinde kapitelin yerine Allah Teālâ'nın yanındaki kıymete dönüşürse, hamd şükür gibi güzel ahlâk doğar. Cenâb-ı Hak, Habîb-i Kibriyâ ve cihad sevgisi her şeyden üstün olursa, iki cihanda cennet olur.

İnsanın iç âlemine hitâb eden Âyet-i Celîleler, Hadîs-i Şerîfler, müctehidlerin ictihâdı, sâlihlerin tavsiyeleri pek çok. Eşyâya maddeyle bakanların huzursuzlukları kendi benliklerini aşıp bütün ülkeyi sarar. Hak ve özgürlükler, uygarlık, barış, eşitlik, bilim, sanat, ekonomi, siyâset, çevre hassâsiyeti, sevgi, örf-âdet, duygu, başta din, dil, ahlâk, hukuk, estetik, eğitim ve sosyal kurumlardır insanları bir arada tutan. Bunlar insan karakteriyle alâkalıdır. Bal küpünden sirke, sirke küpünden bal sızmaz. İnsanın pozitif veya negatif ruh hâli etrâfına yansır.

Yüce Yaratanımız, gönülde yaşanan İlâhî güzellikleri bize haber verir Kur'ân-ı Azîmüşşân’da: “(O takvâya erenler): «Ey Rabbimiz, biz îmân etdik. Artık bizim günâhlarımızı yarlığa ve bizi o ateşin azâbından koru» diyenler, sabredenler, (îmanlarında) gerçek olanlar, (Allâh'a) itâatle boyun eğenler, infâk edenler, seharlarda Allah'dan mağfiret isteyenlerdir.”11 

“Ey îmân edenler, sabr (-ü sebât) edin. (Düşmanlarınızla) sabır yarışı edin (onlara galebe çalın. Sınırlarda) nevbet bekleşin (yurdunuzu çiğnetmeyin.) Allah'dan korkun. (Bu sâyede) felâh bulacağınızı umabilirsiniz.”12 

Kimliğimizi de haber verir Hâlikımız (cc):

“Şübhesiz ki (Allâh'ın emrine) râm olan erkeklerle (Allâh'ın emrine) râm olan kadınlar, îmân eden erkeklerle îmân eden kadınlar, tâate devâm eden erkeklerle tâate devâm eden kadınlar, sâdık erkeklerle sâdık kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, mütevâzi olan erkeklerle mütevâzi olan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, gizli yerlerini (haramdan) koruyan erkeklerle gizli yerlerini (haramdan) koruyan kadınlar, Allâh'ı çok zikreden erkeklerle (Allâh'ı) çok zikreden kadınlar (işte) bunlar için Allah mağfiret ve büyük mükâfât (lar) hazırlamıştır.”13

Dipnotlar:

1 A’raf, 7/58.

2 Buhârî, Daavât, 66.

3 Ebu Nuaym, Beyhâki.

4 el-Camili Ahkâmîl-Kurân, IV, 172.

5 Şuabu’l Îmân, 9072.

6 Buhârî, Îmân 39.

7 Buhârî, Cum’a, 11.

8 Tahrîm, 66/6.

9 Âl-i İmran, 3/14

10 Tevbe, 9/24.

11 Âl-i İmran, 3/17.

12 Âl-i İmran, 3/200

13 Ahzab, 33/35.

Abone Ol

En son haberleri doğrudan gelen kutunuza alın. Asla spam yapmayız!

Sosyal Medya Hesapları

Mesaj Bırak